Köşe Yazarları

ANKARA’DAKİ MUKTEDİRLERE KARŞI…


Seçimlere Türkiye ile ilişkiler mi bulaştırıldı?

Hangi seçimlere Türkiye ile ilişkiler bulaştırılmadı ki?

Cumhurbaşkanlığı, milletvekilliği, belediye başkanlığı?

Ve hatta muhtarlık.

Evet, evet yanlış okumadınız muhtarlık seçimlerine bile “Türkiye ile ilişkiler” karıştırıldı.

Zaman oldu yeşil plakalı BE araçlar köyleri dolaştılar ve “falanı muhtar seçiniz” diye baskı yaptılar. Zaman oldu apoletliler sivil araçlarla gezdiler kendilerine göre seçim yaptılar. Zaman oldu tarikatlar devreye sokuldu, zaman oldu Ankara’daki “kravatlı” milletvekilleri köy köy gezdirildi.

1990 Mayıs ayında Yenidüzen’de Mümtaz Soysal hocaya çağrı yapmıştık “Hoca söyle bu seçimde hangi muhtara oy verelim” diye yayın yaptığımızı hatırlarım.

Çünkü 1990 Nisan ayında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerine Ankara’nın kadim sahipleri pek fena müdahale etmişlerdi.

Müdahaleler öyle sürüp gitti.

Ve ne ilginçtir ki bu müdahalelerden mağdur olanların önemli bir bölümü de Türkiye’ye anavatanım diyen ve Ankara’daki yöneticilerden gelecek emirler için hazırol da bekleyen sağ cenahın liderleriydi.

Denktaş’tan Eroğlu’na ve daha birçokları.

Dolayısı ile bu seçimlerde de Ankara’daki muktedirlerin yaptıklarını tartışıyor olmamıza şaşanların ve bunu olağanüstü birşeymiş gibi gösterenlerin aklına şaşarım.

Bu topraklarda değişen hiçbirşey yoktur.

Değişen sadece AK Parti oldu.

Ankara’daki kadim yönetimi ele geçirince o kadim yönetime dönüştü.

Kıbrıs’ın Kuzeyindeki sosyal, kültürel ve demografik yapıyı kendine göre düzenleme gayretkeşliğine düştü.

Yaşadıklarımız tamamen bundan ibarettir.

***

İçinde Atatürk’ün olmadığı milliyetçilik ve bolca yayılmacı Turancılık ideolojisi Ankara’nın derin devletinin her daim ideolojisi oldu.

Sovyetlerin yıkılması ve Türk kökenli devletlerin ortaya çıkması ile birlikte bu ideoloji şaha kalktı.

Çağdışı kalmış Turancı, yayılmacı ideoloji ile Azerbaycan’dan Türkmenistan’a, oradan Kırgızistan’a ve Özbekistan’a tün genç devletleri kendilerine bağlayacağını zannettiler.

Bu ideolojinin şiarı şuydu: Türk dünyasının merkezi Ankara’dır ve Ankara ne derse o emir sayılır, yerine getirilir.

Hey hat, günümüz dünyasında bu ideolojiye yer olmadığı için Ankara o ülkeler açısından kabusa dönüştü.

Elbette kimse kimsenin emrinde olmamalıydı ve akrabalar arasında eşitlik aslolandı.

Bunu anlamadılar, kabul etmediler karşı çıkanlara darbe yapmaya kadar işi ileri götürdüler.

Sonuçta akrabalarından, kardeşlerinden uzaklaştılar.

***

Ne yazıktır ki bu ideoloji Kıbrıs’ın Kuzeyinde hala yürürlüktedir.

Ankara emir verir Kıbrıslı Türkler de bu emri yerine getirir.

O kadar da değil.

449 yıllık kültürümüz, yaşam biçimimiz, inançlarımız ve düşüncelerimiz bir emirle değişmez.

“Parayı keserim, yatırımları, iptal ederim” tehdidi ile hiç değişmez.

“Türkiye ile çatışan bu seçimde kaybedecek” lafları da abesle iştigaldir.

Demokrasiyi, hoşgörüyü, kardeşler-akrabalar arasındaki saygılı ve eşit ilişkiyi öğretecek olan Kıbrıs Türküdür.

Böylesi tarihsel bir misyonu vardır.

Bir kez daha yerine getirmek boynumuzun borcudur…



Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı