Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Anastasiadis’in yalanları korkaklığındandır

Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı makamının arkasına saklanan Anastasiadis, bir hafta önce Türk basınını bilgilendirme toplantısı yaptı.
Yapılan basın toplantısı, bilgilendirmeden de öte, zor duruma düşen DIŞ POLİTİKASINI, yalanlarla kamufle etmekten başka bir şey değildi. Politika, Kıbrıs’ta, kendi hedeflerini gizlemek için, yalanlara sarılmak demektir.
İster Türk olsun, ister Rum olsun, Kıbrıs’taki hiçbir politikacı, risk üstlenip, mevcut STATÜKO ile savaşmayı göze alamamaktadır.
Anastasiadis, geldiği günden beri, Kıbrıs sorununun çözüm yolunu açacak MÜZAKERE SÜRECİNDEN devamlı kaçmayı hedefleyen bir politika izlemektedir. Bu politikası ile BAŞINI KUMA GÖMEN DEVEKUŞU’ndan başka hiçbir şey değildir.
Anastasiadis, Hristofyas-Talat’ın bıraktığı yerden, toplumlararası görüşmeleri sürdürmek yerine, görüşmelere devam etmek yerine, belli şartların yazılı teyit edilmesini talep ederek, aylarca, müzakere sürecinin durmasını sağlamıştı.
Anastasiadis’in, bu çözüm karşıtı politikası, Kıbrıs Türk tarafındaki statükocuların işine geldiği için, Eroğlu çevresinde kümelenen bu gruplar, Anastasiadis’e dua eder hale gelmişlerdi.
Türkiye Cumhuriyeti’nin ve özellikle Davutoğlu’nun yoğun baskılarıyla, ortak metin hazırlanarak ve Eroğlu ve Ekibine ZORLA İMZALATILARAK, müzakerelerin yeniden başlaması sağlanmıştı.
Müzakereler, tam da AL-VER aşamasına gelmişken, Türkiye Cumhuriyeti’nin devamlı ısrar ettiği, gazın ortak bir komite ile ele alınması politikası yerine, Anastasiadis, kimseye danışmadan, TEK BAŞINA yeni parsellerde gaz arama çalışmalarına girişti. Anastasiadis, bu hamleyi yaparken, Türkiye’nin duruma kesinlikle müdahale edeceğini biliyordu. Türkiye bu konuyla ilgili olarak, birçok kez, kararlı olduğuyla ilgili açıklamalarda bulunmuştu.
Rumların, yeni parsellerde gaz arama hamlesi, Türkiye’nin de Barbaros gemisini göndermesini getirdi. Rum tarafı, şimdi, Barbaros gemisi çekilmeden, görüşmelere katılmayacağı şarkısını yüksek sesle seslendirmektedir. Anastasiadis, Türklere yönelik son basın toplantısında, Kıbrıs Türklerinin gaz üzerindeki haklarının çözümden sonra verilebileceği masalına da sarılmaktadır. Gazın Kıbrıs Cumhuriyeti devletine ait olduğu tekerlemesinde, Kıbrıs Türklerinin Cumhuriyetteki % 30’luk temsiliyeti hiç de dikkate alınmamaktadır. Bu da ayrı bir konudur. 2004 referandumundan hemen sonra, Kıbrıs Türklerinin, Anayasa’nın açık prensiplerindeki HAKLARINA DAYANARAK, Kıbrıs Cumhuriyeti Parlamentosu’ndaki % 30’luk temsiliyet hakkını kazanmak için, yapmış oldukları müracaatların da, Rum tarafınca derhal reddedildiği unutulmamalıdır.
Anastasiadis, yurdumuzun yarısının Türkiye’nin askeri kontrolü altında olduğu ve bu durumun sona ermesi için, cesur adımlar atılması gerektiğini kavrayan olgun bir siyaset adamı yerine PAZAR BEZİRGANI gibi davranmaktadır.
Anastasiadis’in ve diğer Rum hakim sınıflarının, Kıbrıs Türklerine yönetimde söz hakkı ve eşit temsiliyet vermemeleri politikasının sonucu açıktır. Kostantinopolis’in İstanbul olmasının süreci, Kıbrıs’ta da işlemektedir.
Anastasiadis ve diğer Rum politikacıları, STATÜKO’nun parçalarıdır. Belki büyük bir KIRILMA sonucu, Rum tarafı politikalarını yeniden gözden geçirebilir. Bu kırılma yaşanmadan, dış müdahaleler daha yoğun bir şekilde devreye girmeden, ANASTASIADIS’ten olumlu bir adım BEKLENMEMELİDİR.