“…Evet her yerde olduğu gibi Kıbrıs’ta da bir alış veriş buhranı, bir kesatlık, ateşten gömlek olan züğürtlük, fakirlik vardır.
Fakat pek iyi bilmeliyiz ki başka memleketlerde de altın yağmıyor! Yerden gümüş fışkırmıyor!
Kıbrıs’ta 290,000’den ziyade Rum vardır. Bunların hiçbiri göç etmek niyetinde değildir.
Çünkü sanatlarına, marifetlerine, ticaretlerine, birliklerine dayanıyorlar. Kıbrıs’ta bulunan 3,000 Ermeni, 290,000 Ruma 70,000 Türk her sahada para kazanmak hususunda rekabet ediyor. İktisata geliyor!
Çünkü her Ermeninin ağzında birkaç türlü yabancı dil, her birinin elinde para kazandıran bir sanatı var!
Ermenilerin bu kadar çalışmalarına, yerleşmeye uğraşmalarına karşı bu mesaiden ibret almayan Türkleri gördükçe kan ağlarım!” (Ahmet An, Kıbrıs Türk Toplumunun Geri Kalmışlığı (1892-1962, s 61.)
…
Yukarıdaki görüşler 1935 yılında toplum liderlerinden Necati Özkan tarafından söylenmiş.
Durumda bir değşiklik yok gibi.
İbret falan alındığı da yok.
Kıbrıs’ın son yüz yıllık tarihi incelendiğinde,
İster ticarette,
İster eğitimde,
Durum iç açıcı değildir,
Ve sürekli bir şikayet,
Çekememezlik,
Beceriksizlik,
Ve parçalanmışlık söz konusudur…
…
Güney Kıbrıs’ın sahillerini ziyaret ederken hayran kalırsan,
Marketlerinde alış veriş yaparken fiyat poplitikalarından hizmetlerine kadar bütün bunlara özenerek bakarsan,
Yollarına, caddelerine, trafiğine, sosyal hayatına hayret edersen,
Ve sen,
Bugün oldu,
Yani hâlâ,
Oturduğun yerde bir yoldaki çukuru bile halledemezsen,
Bir sokak lambasını değiştirmekten acizsen,
Kan ağlarsın…
…
Daha 1909 yılında Dr. Hafız Cemal şunları yazar:
“Milli kalkınma konularında Rumlar genellikle, birlik, şibirliği ve dayanışma içinde. Her Rum milli kalkınma ve çaba simgesi. Rum köylerinin hemen hemen yüzde 90’ı okur-yazar. Her Rum sosyo-ekonomi konularında bilgi sahibi…”
…
Yüzyılı aşkın önce yazıldı bu satırlar.
Yüzyıl sonra aynı şeylerin yazılıyor olması ne kadar düşündürücü.
…
Sonra şöyle diyor Dr. Hafız Cemal:
“Türklerin de yüzde 90’ı işsiz güçsüz; ya da bugün yiyeyim, yarına Allah kerim deyim sözü uyarınca biraz çalışarak şöyle böyle geçinirler…”
…
Günümüz aynı anlayış.
Biraz çalışarak şöyle böyle geçinmek.
Yarına Allah kerim…
…
Belki de yanlışlık ta başından yapıldı.
İki toplum iç içe yaşadığı dönemlerde dahi karşı karşıya getirildi.
Adanın birlikte kendilerinin olduğu yolundaki görüşler baskın çıkamadı;
Hayat ayrılıklar üzerine şekillendi.;
Dağlar denizler bile bölündü…
…
Ve bugünden sonra,
Ne olacaksa güzel ve iyi günlere dair,
Şöyle böyle olmasın,
“Allah kerim”e kalmasın…
































