Kuzey Kıbrıs’ın 4. Cumhurbaşkanı, daha doğru bir değişle, 4. toplumlararası görüşme lideri, seçilir seçilmez, zorluklar kendisini kapıda karşıladı.
Akıncı’nın önündeki en önemli tehlike, Tayyip Erdoğan’la başlayan ve doğru yönetilmezse, derinleşecek olan polemiktir.
Akıncı, duygusal değil, stratejik düşünmek zorundadır. Stratejide ise, tüm çelişmeleri belirleyen, GORDİYON DÜĞÜMÜ olarak da tanımlayabileceğimiz ANA ÇELİŞKİYİ tespit etmektir.
Ana çelişki çözülmeden, hiçbir sorunda doğru ve kalıcı sonuçlar elde edilemez.
Kıbrıs’ta ANA ÇELİŞKİ, çözümsüzlüğün devam etmesi ve çözümsüzlüğün, Kıbrıs Türk toplumunu hızla çürüyüp, yok olmaya götürmesidir.
Kıbrıs Sorunu çözümlenmeden, ne Kuzey’in ne de Güney’in bağımsızlığından ve kendi kaderini belirlemesinden söz edilemez.
Özellikle Kuzey Kıbrıs’ta yaygın olan inanışlardan biri, bu koşullarda kendi evimizin içini düzenleyebileceğimiz ve bağımsız bir ekonomi kurabileceğimiz hayalidir.
Bu hayal, ütopik solcu arkadaşlar arasında daha fazla yaygın olmasına rağmen, bu arkadaşlar, Marksizmin ekonomik analizlerini ve bunun siyasi etkilerini, kavrayamamaktadırlar. Kavrayamadıkları için, kapitalizmin geçirdiği evrimle, GLOBALİZM ÇAĞINDA bağımsız ekonomilerin hayal olduğunu gözden kaçırmaktadırlar.
Akıncı’yı yakından tanıyan bir kişi olarak, Akıncı’dan, Kıbrıs sorununu çözmek isteyen tüm güçlerle dalaşma yerine birleşme siyasetini izlemesini beklemekteyim.
Türkiye’de, özellikle Annan Planı’nın oylanacağı süreçteki mevzilenmeler, yeniden dikkatlice analiz edilmelidir. Türkiye’deki önemli siyasi güçlerden destek almadan, Kıbrıs sorunu düğümünü kesmek mümkün değildir.
Çözüm cephesinde yer alabilecek olan siyasi güçleri, kelime oyunlarındaki polemikleri dikkate alarak, karşımıza itmek, yapılabilecek en önemli YANLIŞTIR.
Akıncı’yı bekleyen ikinci tehlike, iki toplum arasındaki çözüm isteğinin minimum seviyede olmasıdır.
Çözüm perspektifini ileriye taşımakta, Türkiye ve Yunanistan’daki siyasi güçleri kazanmanın yanı sıra, özellikle iki toplumu yakınlaştırma açılımları çok belirleyicidir.
Kıbrıs Rumlarının % 54’ün üstündeki bir oranı, Kuzey Kıbrıs’a geçmemiştir.
Kuzey Kıbrıs’a geçmeyen bu insanların en önemli İTİRAZLARI, sınır kapılarında yapılan KİMLİK KONTROLLERİ’dir.
Kimlik kontrolü yerine, KAPILARDAN geçenleri akıllı kameralarla tespit ve kontrol çağımızda ÇOK KOLAY’dır.
Akıncı, güven yaratıcı önlemlerde, bir adım önde siyaseti izleyebilir… Kimlikle geçiş olayını tartışmaya açabilir.
Kuzeye geçen Rumların diğer bir sıkıntısı ise,
Kilise ve Hristiyan mezarlıklarının uğradığı saldırılardır.
Akıncı, Rumlarca kutsal olan bu yerlerin,rehabilite edilmesini isteyebilir…
Zaten Anastasiadis, salı günüyle birlikte Güney’de kalan Türk ibadet yerlerinin kontrol ve tamirini Türk Evkaf Dairesi’nin emrine vermeye hazır olduğunu söyleyerek, bu süreci destekleyebileceğinin işaretini vermiştir. Türk tarafı da mezarlık ve kiliselerin bakım ve onarımını, Rumların sivil toplum gruplarına verebilir.
BU TALEP gerçekleşirse, Güney’den Kuzey’e büyük bir iç hareket beklenmelidir.
Sınır kapılarında, kimlik kontrolünün kaldırılması, Kuzey’de yaşayan Türkiye kökenli yurttaşların da, adanın tümünde hareket etme şansını yakalamalarına yol açacaktır.
Bu yeni ve kolay adımların atılmasıyla, HER İKİ BÖLGEDE artacak nüfus hareketlerinin, her iki taraftaki ekonomiye büyük bir dinamizm vereceği de unutulmamalıdır.
Kimlik kontrolünün kalkmasıyla birlikte, Kuzey’e gelen Rumlar, burada da farklı ve örgütlü bir yaşam olduğunun gerçeğiyle de yüzleşerek, kendi şovenist unsurlarının yalanlarıyla daha rahat mücadele edebileceklerdir.
Maraş’ın Mağusa Limanı ve Ercan Havaalanı ile birlikte açılması süreci, yukarıda anlatılanlardan daha karmaşık bir süreçtir. Güven yaratıcı önlemlerde, basit ve uygulanabilir olandan başlamak, iki toplumun yakınlaşması çabalarına önemli bir ivme verebilir. Akıncı’yı bu dönemde çok dikkatli ve stratejik hamlelerle, gerek uluslararası alanda gerekse, ülke içerisinde Kıbrıs sorununu çözme yolunda zor bir dönem beklemektedir. BU ZOR DÖNEMİ Akıncı, duygusal davranışlarla değil, AKILCILIKLA ve çözüm cephesinde yer alabilecek olanlarla DALAŞMADAN geçirmelidir.
































