Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Kıbrıs

Akıncı: Kıbrıs’tan Türk askerinin gitmesi söz konusu olamaz

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, 9 Ocak’ta başlayacak olan Cenevre sürecine ilişkin BBC Türkçe’nin sorularını yanıtladı.

Cenevre’deki görüşmelerden beklentilerinin yüksek olduğunu belirten Akıncı, buna rağmen Kıbrıs sorununun tüm unsurlarının Cenevre’de çözülüp bitirilmesini beklemenin gerçekçi olmayacağının altını çizdi.

“Eğer bir mutabakat sağlarsak, o zaman 2017’nin ilk iki-üç ayında federal anayasanın, kurucu devlet anayasalarının ve uygulamaya ilişkin birçok teknik hususun hazırlanması gibi konular, önümüzdeki birkaç ayın işi olur. Referandum için de birkaç aya ihtiyacımız olacak” diyen Akıncı, temel hedefin, 2017 baharında yapılacak bir referandum kararıyla dönülmesi olduğunu dile getirdi.

Cenevre’de, güvenlik-garanti haricindeki beş başlıkla ilgili açıkta kalan hususları çözmeye çalışacaklarını dile getiren Akıncı, 11 Ocak’ta tarafların kendi haritalarını ortaya koyacaklarını, hemen ertesi gün de garantörlerin katılımıyla güvenlik ve garanti konularının gündeme geleceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Akıncı, garanti ve güvenlikler konusundaki bir soru üzerine ise “Eğer ‘sıfır asker sıfır garanti’ söylemi sonuna kadar devam edecekse bu müzakereler başlamadan bitti demektir” ifadelerini kullandı.

‘Noktası, virgülü değişmez, olduğu gibi devam eder, biz bunu tartışmayız’ tavrının da kabul edilebilir bir tavır olmadığını belirten Akıncı, 1963 ve 1974’te adanın Yunanistan’a bağlanma tehdidini yaşayan Kıbrıs Türk toplumunun garantiye ihtiyacı olduğunu vurguladı.

Akıncı, İngiltere’nin 1960 anlaşmalarından kaynaklanan 2 tane askeri üssü bulunduğunu hatırlatarak, “İngiltere diyor ki ‘Biz garantörlük konusunu iki tarafın uzlaşacağı şekilde değerlendirmeye hazırız’. Onlar için önemli olan askeri üsleridir. Bu çok açık ve net. Yunanistan da ‘Benim garantiyle bir ilişiğim olmaz, ben gerekli görmüyorum’ diyor. Bunu söyleyen kim, buradaki büyük toplumun yakını olan ülke. Buradaki büyük toplum kim, 53 yıldır Kıbrıs Cumhuriyetinin tek sahibi. 1963 yılında Kıbrıslı Türklerin dışlandığı ve Rumların hakim olduğu bir devletten bahsediyoruz. Burada sayıca az olan Kıbrıslı Türklerin bu güvenlik ihtiyacına saygı duyulması gerekir. Bunu nasıl yapabileceğimizi bir konuşalım, değerlendirelim ve bizim için güvence olan şey neyse diğer toplum için tehdit algısı yaratmayacak bir şey olsun. Bunun yolu tartışılarak bulunabilir” dedi.

Türk askerinin tamamen Kıbrıs’tan ayrılması seçeneğinin söz konusu olmadığını da belirten Akıncı, mutlaka üzerinde mutabakat sağlanacak bir sayının burada kalacağını söyledi.

Akıncı, “Sözlerle güvenlik sağlanmaz. İnsanlar ancak yaşayarak bunu görüp içselleştirebilirler. Onun için ben diyorum ki bakınız geliniz bir 15 yıl yaşayarak görelim. Bunlar tabii ki benim Kıbrıslı bir cumhurbaşkanı olarak seslendirdiğim düşüncelerdir. Türkiye’nin kendi görüşleri elbette farklı olabilir. Ben diyorum ki bir takım korkuları iş birliği alanına çevirecek bir mekanizmayı hayata geçirelim, karşılıklı ekonomik bağımlılıkların yer alacağı yeni bir yaşam biçimini kurgulayalım ve bunu bizzat yaşayarak bu tecrübeyi edinelim” ifadelerini kullandı.

Birey olarak hiçbir toplumun gerçek anlamda güvenliğinin sonsuza kadar silahların gölgesinde olacağına inanmadığını da kaydeden Cumhurbaşkanı, ancak bugün Türk askerinin buradaki varlığına kesinlikle ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, sonuna kadar gidilmesi ve referandumda yine tek bir evet çıkması durumunda ortaya yeni bir durumun çıkacağını belirterek, “Bu yeni koşullarda KKTC’nin ne şekil alacağını dünyanın da bir daha düşünmesi gerekecektir” dedi.

Çözüm olmaması halinde Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’ı kendi topraklarına dahil etmesi gibi bir ihtimalin gündemde olabileceği yönündeki haberleri kesin bir dille yalanlayan Cumhurbaşkanı Akıncı, Kıbrıs Türk halkının isteğinin Kıbrıs’ta eşitlik, güvenlik içinde yaşayacağı bir çözüm olduğunu, bunun da iki kesimli federal bir çözüm olduğunu vurguladı.

Akıncı, “eğer bu olmazsa KKTC yoluna devam eder. Ama yoluna devam ederken, dünya da bu gelişmeyi değerlendirir, belki çok daha farklı koşullar gerçekleşebilir. Ancak bugün onları konuşup speküle etmenin dönemi değil. Türkiye’nin de bizim de hedefimiz bu müzakereleri başarıya götürmektir” dedi.