Andonis’i uzun zamandır göremedim.
Geçen sene aniden rahatsızlandıktan sonra, bir süre için Kuzey’e geçememişti.
Geçen gün Maroni köylerinin anlaşma sonrası ne olacağı üzerine yapılan bir tartışma sırasında yeniden aklıma gelecekti.
Onunla ilk karşılaşmam Girne bölgesindeki bir kıyı köyüne demir attığı karavanında olmuştu.
Sohbet sırasında her iki cümlesinden bir tanesi “no problem my friend” idi bu yaşlı delikanlının. Ama daha sonra göreceğim gibi gerçekten dediği gibi onun için aşılmayacak hiç bir problem yoktu sanki.
Hayatta tanıdığım en iyi aşçılardandır kendisi. Her şeyi organik pişirmeyi sever.
Esasen 1974’den sonra Gürpınar olarak Türkçeleştirilmiş Agia Marina köyündendir.
Bu köy Maroniler’le, Kıbrıslı Türklerin 1963 yılına kadar beraber yaşadıkları tek köydü.
Hatta sözü geçen dostum esasında dedesinin Kıbrıslı bir Müslüman olduğunu da anlatır devamlı. Annesinin 100 yaşında olduğunu ve onu ölmeden köyüne götürmek istediğini söylemişti bana.
Köye büyük çabalardan sonra yaptığı ilk ziyarette Müslüman dedesinin mezarını bulmasına rağmen Maroni dedesinin mezarının tarumar edilmiş bir halde bulmuştu.
Bu manzara karşısında “no problem” deyip demediğini bilmiyorum ama geçen gün duyduğum haberlere göre eski mezarlık onun sayesinde şimdi yeniden toparlanmış ve düzenlenmesi için çalışılmaktadır. Sadece mezarlık değil, aynı zamanda köy kilisesi restore edilmeye başlanmış, ve askerden izin çıkartılarak, hatta onların yardımıyla köye artık alternatif (askeri bölgeden geçmeyen) bir asfalt yol yapılmıştır.
Niye bu ihtiyardan söz etmeye başladım durduk yere diye merak edebilirsiniz.
Kapsamlı çözüm müzakereleri maalesef günlük hayattaki barışın inşa edilmesini bazen erteleye gelmiştir.
Siyasetçilere göre, çözüm olmadan sanki her şey donup kalmalıdır. Yani savaşın mağdurları adeta çözüm gününe kadar rehin tutulmalıdırlar. Buna rağmen Andonis gibi kişiler “Kapsamlı çözümü” desteklerken de bir şeyler yapılabileceğinin en güzel örneklerini sergilerler bize.
“Çözüm bu bahar olmadı, no problem, ben kendi çözümümü bir şekilde yapacağım” gibi tavırlar zaman zaman belli problemleri ortadan kaldırmasa bile umudun yaşamasını ve bazı önemli adımların atılmasını sağlayabiliyorlar.
Örneğin Andonis, son on yıldır köyünün tekrar yerleşime açılması için gecesini gündüzüne takmış ve sonunda bir nebze olsun hedefine ulaşmıştır.
Özellikle son beş yıldır yoğun bir şekilde samimiyet kurduğu Kıbrıslı Türk ileri gelenlerin yardımıyla yoğun bir insani diplomasi yapmış ve en nihayet köyünün tekrardan Maronilere açılmasını sağlamıştır. Bu arada, gelmiş geçmiş tüm Kıbrıslı Türk liderlerle köylülerinin arasını bulmuş. Onlara defalarca mektup yazmış, ziyaret etmiş ve onları bazen karavanında ağırlamıştır.
Bütün bu temasları yaparken, bıkmadan usanmadan kendi sorununun çözülmesi için öneriler sunmuş ve köyünün geleceğini gündemlerine almalarını sağlamıştır.
Tabii ki onun bu sabırlı mücadelesini bazı Kıbrıslı Türk Agia Marinalılar da desteklemiş ve en nihayet istenilen olay gerçekleşmiştir. Agia Marina artık serbestçe ziyaret edilebilir bir duruma gelmiştir. Hatta köy geriye dönüş için hazırlanmaya bile başlamıştır.
Karavanını yıllarca adeta bir yakınlaşma köprüsü olarak kullanmış olan Adonis, Maroni ve Kıbrıslı Türkler arasında sabırla barış köprülerinin kurulması için yıllarca gönülden çalışmış ve kadere karşı çıkmıştır. Bu yolda adeta gönüllü bir diplomat gibi köyülüler arasındaki ilişkileri tekrardan yeşertmeyi başarmıştır. Kendini ve dolayısıyla köyünün arzusunu her kesimden Kıbrıslı Türklere tanıtmış ve anlatmayı başarmıştır.
Evet kapsamlı çözüme evet ama o güne kadar barış inşasının devam etmesi için galiba hepimiz biraz Andonis olmamız gerekir diye düşünüyorum. Artık ortaya çıkmıştır ki herkesin algıladığı Kıbrıs sorunu farklıdır veya en azından sorunun çözümü için önceliği farklıdır. Öyleyse niye tüm sorunun Bütünlüklü bir şekilde çözülmesini beklerken kendi sorunlarımızın çözülmesini için adım atmayalım. Bence bu şekilde adım adım bütüne gitmek, hem kapsamlı çözüm sürecine enerji verecek hem de rehine sorunların bir an evvel çözülmesine neden olacaktır. Ne dersiniz?
































