En Üst

21 Eylül 2017

Afrodit ateşi…

Haber İçi Üst
Haber Yazı İçi

Anastasiadis, Kıbrıs Cumhuriyeti kuruluş törenlerinde, başkanı olduğu cumhuriyetin ömrünün bittiğini yeni bir yapılanma gereksinimi duyulduğunu söylemesi çoğu insanın ilgisini çekmedi. Oysa bu sözler dört veya beş yıl önce söylense Güney’de ortalık mahşer yerine döner, bizim gazeteler ise bu sözleri üç gün manşetten verirdi.
Büyük ihtimalle Başpiskopos kalkar Kıbrıs Cumhurbaşkanı’nı aforoz bile ederdi. Oysa başpapaz da bu sözlere karşı aynı iki taraftaki toplum gibi tepkisiz kaldı. Halbuki tam da bu aralar Kıbrıs’ın Rum ve Türk temsilcilerin, nereden çıktığı dahi anlaşılamayan bir ara anlaşma ile çapraz anavatanlarla görüşme olanağı bulacağı açıklandı. Birleşmiş Milletler’in özel temsilcisi Downer ise iki taraf arasında mekik dokumaya başladı…
Belli ki Rum başkanın sözleri yeni bir devinimin habercisi. AKEL’li başkanın yapamadığını DİSİ’li başkan yapabilir mi? Yeni söylemlere yeni eylemlere imza atarak bu devinime ivme katacak girişimlere imza atabilir mi? Örneğin 1963 şimdiden beri kullandıkları Yunan Milli Marşı’nı bırakarak, 1962 yılında Makarios ve Dr. Küçük’ün, Lübnan, Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye ziyaretleri sırasında çalınan milli marşa dönerek, çözüm ışığını gösterebilir mi?
Aslında tüm bunlar her iki toplumun çok da umurunda değil bu aralar… Ne Anastasiadis’in söylemi ne de diğer yaşananlar standart insanı hiç mi hiç heyecanlandırmıyor.
Kıbrıslı Türkler kendilerine çizilen fasit dairenin içinde kalmayı kabullenmişler bir kere. Kendi istek ve arzularının dünya indinde çok önemli olmadığını, fikirlerinin değerli bulunmadığını düşünüyorlar. Biraz da küskün iç dünyalarındaki küçük hesaplarla ilgilenmeyi en azından bu aralar daha birçok yeğler oldular.
Kıbrıslı Rumlar ise birden bire yaşamış oldukları fakirleşme sürecinin yarattığı şoku atlatmış değiller. Şu anda bir araya geldiklerinde Kıbrıs sorununu zerre kadar konuşmuyorlar bile. Varsa yoksa azalan işleri, kaybolan birikimleri…
Taban böyle iken, tavanda bir cıvınımdır gidiyor. Belli ki Afrodit’in ateşi yukarı yukarı vuruyor. Orta Doğu’daki gelişmelerin yarattığı rüzgar bu ateşi üst katlara, yukarılara mı yönlendiriyor ne?
Bir şey olur mu?
Aslında halkların ve medyanın çözüme ilgisizliği belki de senaryoyu kuranların işine geliyor. Bizim büyüklerimiz hep anlatır 1960’ta Kıbrıs Cumhuriyeti bir kaç günde beklenmedik bir şekilde kurulmuştu. O sırada adada pek çok insanın olan bitenden haberi bile yoktu.
“O zamanın koşullarıyla şimdinin ki bir mi?” diye soracaksınız. İletişim çağında yaşarken kimseye fark ettirmeden bir anlaşma yapılabilinir mi? Mümkün değil tabi. Acaba bu mümkün olmadığından mı halkın soruna ilgisi, bazılarınca minimuma indirildi? Bu sorunun cevabını o günleri yaşamadan bitiremeyiz.
Birileri yukarıdan temasların hemen başlaması ve gelecek yıl ortalarında referanduma gidilip, sorunun sonlandırılması için adeta düğmeye basmış gibi görünüyor.
Afrodit parselinden çıkan kalitesi hakkında ciddi spekülasyonlar dolaşsa da, haberiniz olsun “Afrodit’in ateşi”, henüz tabanı ısıtmasa da, yukardan yukarıdan kendini hissettiriyor. O kadar ki, Sayın Recep Tayip Erdoğan, Anastasiadis’e nazire yaparcasına, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ile olan görüşmesinde Sayın Ban Ki-moon’a üç ayda çözüme ulaşmayı öneriyor.

Anlayamadıklarım
Girne Amerikan Üniversitesi’nin Florance Nightingale Hastanesi ile iş birliği halinde, özel bir hastane açma girişimine neden tepki koymadığım soruluyor. Ben yıllardır derdimi anlatamadım galiba… Yahu ben bu ülkede TIP FAKÜLTESİ açılmasına karşıyım. Tıp fakültesi başka şey, özel hastane başka bir şey. Hele hele bu hastane özel ihtisas hastanesi ya da enstitü gibi çalışacaksa bambaşka bir şey. Bunu millet neden anlamıyor, bende bunu anlamıyorum…

Yorumsuz

 

OBJEKTİFİMDEN – KORMACİT 

 

 

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis danışman