Chigozie Obioma…
Adını ilk kez Poli dergisindeki yazısında okudum.
Benim adını bilmemiş olmam O’nun “bilinmeyen” birisi olduğunu göstermez elbette.
Chigozie Obioma, Nijeryalı bir yazar.
“The Fishermen” isimli ilk kitabı toplam 26 ayrı dile çevrildi.
NAAPAC ödülü başta olmak üzere toplam dört ödül aldı.
Romancılığın Oscar’ı sayılan Booker ödülüne da adaydır.
Chigozie Obioma’nın bizi ilgilendiren özelliği nedir biliyor musunuz?
Üniversite eğitimini ülkemizde aldı.
Kuzey Kıbrıs’ı çok çok iyi biliyor.
Zaten 26 dile çevrilen kitabının konusunun önemli bir bölümü de Kuzey Kıbrıs’ta geçiyor.
Lefkoşa ve Girne’de.
Poli dergisinde yayınlanan özet bölümde çoğunluğu Nijeryalı Afrika’dan okumak için gelen öğrencilerin sorunları yer alıyor.
Bizim üniversitelere öğrenci bulmak için “aracılık” edenleri ve bu “aracıların” öğrencileri nasıl kandırıp da paralarını söğüşlediklerini falan anlatıyor.
“Avrupa’da vizesiz girilebilen tek ülke” şeklinde yapılan reklam bile başlı başına büyük bir sahtekarlık.
Tek amaçları Avrupa ilkelerinden birine gitmek olan Afrikalı fakir insanlar “Avrupa Birliği üyesidir” yalanıyla KKTC’ye getiriliyorlar.
Ellerinden binlerce dolar alınıyor.
“Kolayca iş bulacaksınız, okul paranızı rahatlıkla ödeyeceksiniz” diye kandırılıyorlar.
Sonra bir üniversiteye kaydediliyorlar.
Tabii iş bulamadıkları için bir dönem üniversiteye gidip vazgeçiyor ve kaçak olarak çalışmaya başlıyorlar.
Ve gazetelerin üçüncü sayfalarına konu olan dramlar ortaya çıkıyor.
Hırsızlık, dolandırıcılık, fuhuş ve diğerleri…
***
Üniversitelerce, Afrika’dan kontrolsüz bir şekilde getirtilen öğrenci sayısı her yıl artıyor.
Eğer Chigozie Obioma’nın iddia ettiği gibi bu öğrenciler yalan bilgilerle kandırılıyorlarsa bu büyük bir skandaldır.
Üniversitelerin öğrenci bulmak için dış ülkelerde temsilcilik açması veya temsilcilik vermesi normaldir.
Türkiye’de, İran’da, Azerbeycan’da, Kuzey Irak’ta üniversitelerin yüzlerce temsilcileri vardır.
Bu temsilcileri doğru bilgiler üzerinden ve üniversiteye yakışır bir şekilde faaliyet göstermesi şarttır.
Yoksa kitapta da belirtildiği gibi temsilci olmaktan çıkarlar “aracıya” dönüşürler ve değil üniversitelere tüm ülkeye zarar verecek suç şebekesi olurlar.
***
Eğitim Bakanlığı’nın veya YÖDAK’ın bu konularda ne yaptığını bilmiyorum.
Umarım bir şeyler yapıyorlardır.
Denetleyip, kontrol edip suç şebekelerinin hem öğrencileri hem de ülkemizin imajını istismar etmelerinin önüne geçiyorlardır.
Umarım, üniversitelerin bizzat kendileri duruma el koyarlar ve gerekeni yaparlar.
Örneğin eğitim adı altında gelip de derslere devam etmeyen ve üniversiteyle ilişkisini kesenleri anında yetkililere bildirirler.
Yetkililerin ortada bir dolandırıcılık olup olmadığını tespit etmeleri çok basittir.
Şimdiden tedbir almak gerekir.
Aksi büyük kriminal sorunlara davetiye çıkarmakla eşdeğerdir…
































