Köşe Yazarları

Affetmek, suçun geri dönüşünü sağlar…


20 Temmuz için Rumlar “Asla unutulmayacak tarih” derler.

Oysa unutmamaları gereken tarih, 15 Temmuz 1974 olmalıdır.

Başlarına her ne geldiyse sorumlusu o saçma, lanet darbedir.

Yunan askeri cuntasının hayalciliği, aynı hedefi güttükleri Makarios’u bile bertaraf edecek derecede aşırıya kaçınca, buldukları bir kuklayla darbe yapıp, adayı Yunanistan’a bağlayacaklarını sandılar.

Fanatik ideolojilerin, daha doğrusu özünde mantık olmayan, dünyaya at gözlüğüyle bakan, reel politikanın farkında bile olmayan radikal milliyetçiliğin somut bir icraatını ortaya koydular.

Hem sözde hedeflerinden tarih boyunca bir daha gerçekleşmemek üzere vazgeçmek zorunda kaldılar, hem de halklarına olmadık acılar yaşattılar.

Şu anda da benzer bir çılgınlığın eşiğindeler.

Barış, uzlaşma gibi idealler bir yana, tam tersine savaşa, yeni acılara neden olabilecek şekilde çılgın ittifakların içinde olan liderlikleri, Kıbrıs Rum halkını yine kullanıyor.

Uluslararası dengelerin ve hukukun sonuçta galip geleceğini bile göremeyecek kadar kandırılmış durumdalar.

En azından şiddetin, karşı şiddeti doğurduğunu bir hatırlasalar, “Silah ambargosu kaldırıldı, daha çok silah alacağız” diye sevinmeseler…

Bu yüzyılda bu kadar öngörüsüzlük nasıl oluyor, ama oluyor işte…

Bu defa da öyle Yunanistan’la birleşme falan değil idealleri. Anastasiadis bu defa halkını “Bölgede aktör olacağız, çok zengin olacağız” diye kandırıyor.

George Koumoullis, Cyprus Mail’de dün darbenin yıldönümü için yazdığı yazısında, çok önemli bir noktaya dikkat çekiyor; geçmişin acılarından ders alınmamasına…

Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ta darbecilerin başta Makarios ve sonradan gelenler tarafından affedildiklerini ve hiç cezalandırılmadıklarını hatırlatarak şöyle diyor…

“Bağışlayan ve unutan insanlar aynı acıları yaşamaya mahkumdurlar. Unutmak,  bir şekilde cezasız bırakmaktır ve suçun, şiddetin ve nefretin geri dönüşümüne yol açar. Aynen bizim Yunanistan ve Kıbrıs’ta yaşadığımız gibi. Cunta üyelerinin, Alman işgalinin cezalandırılmayan işbirlikçileri olduğunu ve 1974 suçunu bunların işlediğini unutmamalıyız”…

Hayatın her alanında da böyle değil midir?

Cezasız bırakılan her suç, potansiyel suçlulara cesaret vermez mi?

20 Temmuz günü, Rum Başkanlık Sarayında Türk uçaklarının geldiğini gören ve Atina’da darbenin başı Yuannidis’e telefon açıp, “geldiler, daha ne bekliyorsunuz” dediğinde, karşı tarafın buna inanmadığını gören Nikos Sampson’un hayal kırıklığı her şeyi izah ediyor aslında.

Panik içinde telefonu camdan dışarı çıkartmış, sesleri duymalarını istemiş ama “Yok canım, öyle şey olmaz” demiş Yuannidis kendine.

Darbenin 25. yılında Mahi’de yayınlan röportajında resmen ağlıyor….

“Sizinle birlikte darbeyi ben de kınıyorum. Elen kanının akıtılmasını durdurmak ve iç savaşı sona erdirmek için cumhurbaşkanlığını üstlendim. Amacım hayat kurtarmaktı. Darbeyi ben organize etmedim. Başkalarının günah keçisi oldum. Türk işgaline meydan verenler, darbeyi organize eden ve gerçekleştirenlerdir. Darbenin tek sanığı olduğum için çok acı çektim. Ağır bedeller ödedim. Kıbrıs’a ihanet dosyası açılmalıdır. Tüm Elenler’in suçluları bilmesi gerekir. Esas darbeciler ve hainler ismen biliniyor. Bunların tümü Yunanlıdır. Türk çıkarma gemilerinin tümünü batırabilecek iki Yunan denizaltısı ve Fantom uçaklarının yoldan geri dönmesi emrini kim vermiştir? Gerçekler ortaya çıkmalı. Sezar’ın hakkı Sezar’a, kulun hakkı da masuma verilmelidir”.

Önceleri, “Girne’de kahve içeceğim” hayalleri kuran Sampson, sonunda “kalleş cunta bizi sattı” diyecek noktaya gelmişti.

Bunlar antik çağdan kalan alıntılar değil. Yakın tarihten. Cezalandırılmamış, affedilmiş yakın tarihten.

Bugün hala EOKA’yı kutsayan, onun ideallerini takip ettiklerini söyleyen, Enosis Plabisitinin okullarda kutlanması kararını aldıran Anastasiadis ise, aynen Koumullis’in dediği gibi cezalandırılmayan suçun tekrarını vaat ediyor halkına.

Bizler yazın tadını çıkartırken çok da farkında değiliz ama, bu cennet adaya bir kez daha kan, vahşet, gözyaşı vaat ediliyor.

Ne yapmak, nasıl yapmak lazım bilmiyorum.

Uyuyan bir halk nasıl uyandırılır sizce?

 YERİN KULAĞI VAR

ÖNCE NİYET OLMALI:

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı Rum Lider Nikos Anastasiadis’e hidrokarbonlar konusunda “ortak komite kurulması” yönünde öneri sundu. Anastasiadis’in bu öneriye nasıl yanıt vereceğini bilmiyoruz ama, büyük ihtimalle kendince bahaneler üretip reddedecek. Halbuki bu, tehlikeli yoldan son çıkış olabilirdi. Hem isteseler, Maraş konusunda da ortak komite kurulması için belki bir adım olurdu. Ama, önce akıl tutulmasından kurtulmak gerekiyor.

 

RED İÇİN ZEMİN HAZIRLIYOR:

Rumca gazeteler Akıncı’nın Anastasiadis’e gaz konusundaki ortak komite önerisi bugün sunulacak ancak, bu önerinin reddedileceği iddiaları dün itibarıyla Rumca bazı gazetelerde yer aldı. Belli ki bu iddialar yine Anastasiadis’e yakın kaynaklar tarafından basına servis edilmiş. Amaç, kendi toplumu üzerinde olumsuz bir algı yaratmak. Bu manevraları görünce aynı Anastasiadis’in, Annan Planı referandumunda parti olarak nasıl “evet” kampanyası yaptığına hala inananmıyorum…

 

AYLAR SONRA:

Türkiye Dışişleri ile Cumhurbaşkanı Akıncı’nın politik olarak arasının “açık” olduğunu bilmeyen yok. Aylalardır da pek temas ettikleri de yok gibi. Ancak Akıncı’nın Rum tarafına sunduğu hidrokarbon konusundaki sürpriz “ortak komite” önerisine TC Dışişlerinden övgü ve destek geldi. Akıncı’nın bu önerisi ikili arasındaki aradaki buzları eritir mi bekleyip göreceğiz…

 

AB ÇATISI ALTINDA 2 DEVLET:

İki bölgeli iki toplumlu federasyonun vadesinin dolduğuna inandığını sık sık tekrarlayan Özersay, Kathimerini gazetesine verdiği röportajında, Monako ve diğer alternatif planlarla ilgili olarak, “hayal ürünü” dedi. “Şahsen toplumun nabzını yokluyorum. Kıbrıs Türk toplumunun bu tür önerilere olumlu yaklaşmadığını biliyorum. Siyasi unsur olarak ben de reddediyorum, yeni hükümetin programında AB çatısı altında iki devlet paradigması var” değerlendirmesinde bulundu. Başbakan da aynı şeyi söylüyor da, nasıl olacağını bir türlü topluma anlatamıyorlar…

 

ŞİMDİ ANLADINIZ MI?:

Amerika Rumlara uyguladığı silah ambargosunu kaldırma kararı aldı, karar Trump’ın imzasına kaldı. Doğal gaz konusunda Güney Kıbrıs’ın ortaklarından birisi de ABD şirketi. Ve ABD gaz arama konusunda Rumlara tam destek veriyor. Demek istediğim, bizimle paylaşmak istemedikleri doğal gaz gelirini, ABD’li silah tüccarlarına akıtacaklar…

 

BAKALIM NE CEZA KESECEKLER:

Kervansaray plajının dibine gelen bir gezi gemisinin pisliklerini burada denize boşaltması olayına Turizm ve Çevre Bakanlığı’nın el attığını duyduk, sevindik. Bu olay ilk değil. Her yerde yaptıklarına dair haberler geliyor. Şimdi merak edilen, Bakanlığın o adı sanı belli gemiye ne ceza vereceğidir. Umarım onu da bizimle paylaşırlar…

 ZİRVEDEKİLER

Hasan Kahvecioğlu: “Hükümet olunca; her adamı, her koltuğa oturtabileceklerini, mevki makam dağıtarak oy devşirebileceklerini sanıyorlar… Bu nedenle de çok ‘pot’lar kırıyorlar… O kadar ‘bilgi’ noksanlığı içindeler ki; Başbakan Yardımcısı, kendi ‘atamasını’ Cumhurbaşkanı’nın imza ettiğinin farkında değil… Bu yüzden de kendisini ‘atayan’ makama diklenmeyi, kafa tutmayı marifet sanıyor… Ancak; inanın ki bu yarattıkları ‘suni’ krizler, yalnızca kendilerinin ‘kalibresi’ ile ilgilidir… Asıl üzüntü verici olan; toplumda yarattıkları tahribattır… Kıbrıslı Türkler’in ‘görünürlüğü’ne yaptıkları zararlardır… Ben asıl bu yüzden hayıflanıyorum…”.

DİPTEKİLER

Zor Dostum Zor: Rum basını, Akıncı’nın “ortak komite” önerisi için “Temcit Pilavı… Lefkoşa kabul etmiyor… Açıkca görülüyor ki, Akıncı, Lute’un misyonunu engellemeye çalışıyor… Güya yeni önerilerle, görüşmeyi Kıbrıs sorununun özüne değil doğal gaz konularına çevirmeye çalışıyor…Öneri yeni bir Türkiye ve Kıbrıslı Türk oyunu” değerlendirmelerinde bulundu. Gel de bu insanları ortak bir vatan için ikna et…


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı