Kıbrıslılar için Venedik dönemi cehennem gibiydi.
Kıbrıs’ın son Kraliçesi Cornaro’yu etkisiz hale getiren ama onu ihya eden Venedikliler, Kıbrıs’taki yönetimi entrika ile ele geçirmişlerdi.
Kıbrıs Venedik için köşede bucakta kalan bir vilayetti ve o dönemler Mısır’a kadar ilerleyen Osmanlılar onlar için tehditti.
Kısacası adanın stratejik önemi vardı…
…
Venedikliler tüm ada ahalisini köle yapmışlardı.
Erkekler, haftada iki gün yönetim tarafından verilecek işlerde çalışmak durumundaydılar.
Vergiler ise katmerli bir sorundu.
Ada ahalisinin çoğunluğunu oluşturan Rumlar Ortodoks, Venedikliler de Katolik olunca,
Dönem boyunca Ortodoks Rumların Venediklilerden çekmedikleri kalmamıştı.
Bu yüzden Osmanlılar adayı alınca, sevince boğulmuşlardı denebilir…
…
Osmanlı döneminde adanın kaderi değişmeyecekti.
Kıbrıs yine köşede bucakta kalan bir vilayetti ki bu kez sahipleri başkaydı.
Osmanlı için de adanın stratejik önemi vardı.
Akdeniz’e bir köşesinde kibarca yer alan bu toprak parçası, bölgeyi kontrol altında tutabilme mevkisine sahipti ki,
Bu konum İngilizlerin gözünden kaçmıyor,
İlerleyen zamanlarda adayı almak için Osmanlı’nın hastalanmasını bekliyordu…
…
Osmanlı “Hasta adam” olarak döşeğe düşünce,
Zaten öteden beri adaya gelip gidenler İngiliz idaresine Kıbrıs’ı ele geçirmenin avantajlarını anlatıyorlardı ki fırsat ele geçmişti.
Artık ada İngiliz İdaresi altındaydı.
Ve Kıbrıs denen bu talihsiz yer yine stratejik önemini koruyordu…
…
Bu stratejik önem oldum olası adada yaşayan ahalinin ya umurunda değildi, ya bunları düşünecek takati yoktu; her daim birilerinin gölgesi altındaydı…
…
Buharlaşma çağı başlamış, dünya değişmekteydi.
Döneme göre dünyayı değiştirecek büyük keşifler yapılıyor,
Ve giderek stratejik yerlerde gözetleme yapabilmek için savaş teknolojileri üretiliyordu.
Zamanın ruhunu yakalayan İngiliz, adayı top yekun bir üs halinde görüyor, önlemlerini ona göre alıyordu…
…
1960’a,
Yani Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşuna gelindiğinde,
Ada stratejik bakımından önemini koruyordu.
Bu önemin temellerini çoktan atan İngiliz,
Adadan çekilmesine rağmen en karlı olan taraftı.
Kıbrıs’ın stratejik bir yer olmasına uygun olarak 99 mil karelik bir alanı kendi egemenliğine geçiriyor, ahmak ahali ile ileri zekalı “anavatan”lar da buna uyum gösteriyorlardı…
…
O gün bugündür durum budur.
Stratejiktir.
Üsler meselesi görüşmelere bile konu olmamaktadır.
Eğer bir gün,
Çözüm bulunsa bile,
“Stratejik” öneme göre bulunacağı açık…
…
Son Kraliçe Cornara yumuşak başlı biriydi.
Kendi rızası ile tahtını bırakmıştı.
Kıbrıslılar da öyle.
Ada her el değiştirdiğinde,
Rıza göstermişlerdi…
































