EkonomiKöşe Yazarları

Acil sorunlar, Hükümet kararları ve TC-KKTC Protokolü, 

Onur Borman yazdı







Hayat pahalılığı en büyük sorun. Döviz kurları/ TL değer düşüşü ve Yönetimlerin kontrolsüzlüğü ve piyasa anarşisi içinde hayat pahalılığı ile alım gücünün oldukça düştüğü ve Hükümetçe bunu güçlendirecek önlemler alınmadan hemen ilk toplantıdan akaryakıta 4 TL’ye yakın daha artış yapılması bu halka yapılan büyük insafsızlıktır.




Her gün işe gitmek ve toplu taşımacılığın olmadığı ülkemizde büyüyen şehirlerin zorunlu kıldığı mesafeleri aşmak ve yaşayabilmek, zaruri ihtiyaçlarını sağlamak için halk hangi yolu seçecek? Bu alım gücü ile bir litre benzinin 22 TL olması için halka ‘maliyetin’ açıklanması gerekir. Halkın bu bilgiye ulaşma hakkı vardır.



‘Maliyeti nedir?’ Kâr oranları nedir? Gerek ithalâtçıların gerekse bayilerin. Ve devletin koyduğu Fon nedir? Halkın bilme hakkı vardır.

Ve eğer Hükümet de halâ bu fiyata fon ekliyorsa bu halkımızın dertlerine ve ekonominin stratejik bir maddesine, ulaşım giderlerine ve zincirleme diğer fiyatlara nasıl sirayet edeceği, halkın yaşam tarzına, hissiyatına, diğer temel ihtiyaçlarına olan genel diğer olumsuz etkiler de hiç umurunda değil demek ki..

Normalde değil fon ilâve etmek, akaryakıt geçmişte daha yüksek enflasyonlara rağmen, akaryakıt fiyatlarının daha düşük ve istikrarlı tutulması için sürekli FİF’dan ‘Sübvansiye’ edilirdi. Çünkü tüm halkın elzem bir kullanım malıdır.

Toplantının ilk gününde çıkan diğer bir karar Ceza Yasasının medyaya karşı çok elâstiki ifadelerin dahi cezalarının hapisliklerle cezalandırılmaları. 100 sene evvel bile olmayan ceza yasalarının getirilmesi. Bu çağda bunları Hükümet nasıl getirir?

Elektrik ücretleri de aynı şekilde vatandaşın kaldıramayacağı seviyelere çıkarılmış. Öte yandan akaryakıtının 6 ay süre ile İhale kanunları yürürlükte iken, Kararname çıkarılarak yasaya aykırı olarak 6 ay muaf tutuluyor?! Bir defa yasa varken Kararname ile ihalesiz alım ve yasaları delmek Anayasaya aykırıdır görüşündeyim. Çünkü Anayasa’da hükümler ruhu ve lâfzı ile yorumlandığında yalnız ekonomik konularda ve yasal boşluk olan hallerde geçici Kararname çıkarılır. Ve arkasından yasa geçirilir geçirilemezse de iptal olur. Bu bir ihaledir ve Yasası var. Boşluğu yok, yasayı yok saymaktır.

Bakanlar kurullarının son dönemlerdeki muhtelif Hükümetler dönemlerinde, vergi muafiyetinden ve vergi aflarından tutun da yasaları uygulamayanlara, kamu alacaklarına aflar getirmek ve kamu gelirlerini azaltmak yönünde sürekli kararname çıkarma modası Hukuk sistemine ve İdarenin Yasalara uymama konusunda alışkanlık yaratmak gayreti, Yönetimlerin kendilerinin yasaları kaale almaması demektir. Duruma göre de yasalara uymayanlara daha ileri gitme cesareti vermektedir.

Bunun en güzel örneklerinden bir tanesi bitmeyen Ercan Hava Alanı ve yıllardan beri seyreden ve müsamaha gösteren, gelen giden Hükümetler. Bir de son zamanlarda uçakların bu devirde güvenli piste inişlerinde gerekli olan cihazların 2 yıldır kullanılamaması ve bunun sağlattırılamaması. İnsan hayatının kıymeti de kalmadı. Hava alanının tam teşekkülü olarak yapılan anlaşmalar hilâfına tamamlanamaması, ve Şirketle Ulaştırma Bakanlığı arasında Sözleşme yapıldıktan sonra geçirilen Yasa ile daha önce TL olan çıkış ücretlerinin ve uçakların konma ve konaklama ücretlerinin, dövize bağlanması ile bu gün dövizlerin katlanarak artmasından dolayı uçak ücretlerinin vatandaşın seyahat yapamayacak duruma düşmesine neden olan bilet fiyatlarının içinde önemli bir kalemdir. Bunları Hükümetler düşünüp önlem almazsa kimler yapacak ?  Ayrıca İşletmenin yükümlülüklerinin yerine getirilmemesinden dolayı devletçe uğranılan zararlar ne kadar devam edecek?

Bu hafta TC-KKTC arasında imzalanan İşbirliği Protokolü,  Resmi gazetede yayınlandı. Çok teferruatlı ve Hükümetin normal yapılması gereken rutin görevler mahiyetindeki işlerin sayfalarca yapılmadığının ve yapılması gereği üzerinde protokole konması, rutin işlerin dahi eksikliklerini ortaya koyması bakımından bir mahcubiyet örneğidir.

Diğer dikkat çeken hususlar onlarca Yasal değişikliklerin Mayıs Haziran ve Ağustos ayına kadar çıkarılacağı işle ilgili taahhütlerdir. Yatırım yardımlarının ve hibe ve kredilerin de taahhütlere bağlanmasıdır. Bu durumda Hibelerin ne kadarı realize olabilecek? çok zor görülüyor.

Ayrıca protokolde yasalarda sosyal ve çalışma hayatında, alım gücüne olumlu yansıyamayacak hükümlerin, İdari yapılanmalarda değişiklikler ve özelleştirmeler gündemde. Halkın yaşantısına dokunacak konularda ve düşünce hürriyetine rijit hükümler getirilmesi kanaatimce, Protokolde de bir çok vesile ile vurgulandığı gibi birlik ve beraberliğe, yakınlaşmanın vurgu yapıldığı TC-KKTC ilişkilerine yansımasını temin bakımından, daha dikkatli olunmalıdır. Tam tersine kamuoyunda tedirginlik, huzursuzluk yaratacak önlemlerin paydaşlarla empoze yöntemleri yerine sosyal ve demokratik kurallarla uyumla sağlanmasına özen gösterilmesi gerektiği konusunda KKTC Hükümetlerinin gerekli aydınlatmaları yapmaları gerekirdi.

Hükümetlerin görevi halkın ekonomik durumunu düzeltmek ve yaşamını kolaylaştırmak, refah seviyesini, hızla düşen alım gücünün korumak, girişimciliği ve bilgiye ulaşım ve bilgi ve fikir üretimine imkân sağlamak olmalıdır. Fakirleştirmek ve yaşamını eziyete çevirmek değildir.

  1. 5.2022 Onur Borman

 









Başa dön tuşu