Köşe Yazarları

Açık 4000 ton mu 1250 ton mu?






Öncelikle bu yazı kimseyi zan altında bırakmak yada suçlamak amaçlı yazılmamıştır. Sadece kafalarda oluşan bazı soru işaretlerinin bir an önce giderilmesine katkı koymak için kaleme alınmıştır.
Yaklaşık 8 ay önce Gazimağusa Limanı’nda bulunan Karayolları Dairesi’nin katran depolarıyla ilgili şok bir iddia ortaya atılmıştı. Bu iddia; 1250 ton kadar katranın yok olduğu yönündeydi. Tabii bu iddianın ortaya atılması ile Sayıştaylık hemen geniş çaplı soruşturma başlatmış ve işi takibe alıp, gerekli kişilerden rapor sunmasını istemişti.
Bu olayların üzerinden 8 ay geçmesine rağmen Sayıştay Başkanlığı’ndan halen ses seda yok!
Zan altında kalan kişilerden başka kimse bu konunun çözümlenmesini istemiyor sanırım. Karayolları Dairesi eski Müdürü Mustafa Demircioğlu yıllarca görev yaptığı kurumdan rahatça emekli olamadı. Çünkü 1250 ton katranın kaybolması Mustafa Demircioğlu’nun Karayolları Dairesi Müdürü olduğu zaman gerçekleşmiş ve soruşturma da zaten o zaman açılmıştı.
Demircioğlu, her ne kadar sunduğu raporlarla açık iddiasını çürütse de Sayıştaylık henüz bu konuda bir açıklama yapmadı.
Mustafa Demircioğlu, Karayolları Dairesi’nden müdürlük görevini 2010 yılından itibaren yürütmeye başladı. Demircioğlu müdürlük görevinden önce Gazimağusa şubesinde görevli mühendis olarak çalışıyordu. Sayıştaylık, 1 Kasım 2013’te emekliye ayrılan o dönemin müdürü Demircioğlu’ndan rapor sunması istendi. Hâlbuki Sayıştaylığın araştırmaya aldığı dönem 2006-2012 yılları arasındaki dönemdi. Yani Mustafa Demircioğlu’ndan önceki yıllarda görev yürüten müdürlerin de soruşturulmaya dâhil olması gerekiyor. Hal böyle iken ortalarda anılan tek isim Mustafa Demircioğlu oldu.
2 yıl içerisinde de bu kadar bitümün kaybolması tüm dengeleri altüst eden bir rakamdır. Bu kadar bitüm’ün kaybolması demek, projelerin yarıda kalıp, tamamlanmaması demektir. 100 ton yada 500 tondan bahsedilmiyor. Dile kolay önce 4000 tondan sonra 1250 tondan bahsediliyor. Ve böyle bir rakamın eksikliği Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı’nın denetimini de sorgulatmaktadır.
Demircioğlu’nun raporunu sunmasının ardından 1250 ton bitüm açığı olduğu iddia edildi. Halbuki Sayıştaylık önce 4000 ton bitüm açığını araştırmak adına Mustafa Demircioğlu’ndan rapor istemişti. Bunun üzerine 1250 ton açık daha eklenmiş oldu. Yani şuan ki duruma göre toplam bitüm açığı 5250 ton. Bu da nerdeyse 2 geminin adaya gelmesi ve 5250 ton bitümün havaya uçmasıdır. Akıl işi değildir.
Edinmiş olduğum teknik bilgiler doğrultusunda gemilerin her seferde 2500 ton bitüm taşıdığı ve bunun da yaklaşık Metehan yolunun yapılmasında harcanan bitüm kadar olduğu yönündedir. Metehan yolunun yapılması için 1 gemide taşınan 2500 ton bitüm harcanmıştır. Peki, bu projelerin sürdürülebilmesi için harcanan bu bitümler eğer söylenen rakamlar kadar eksik olsaydı nasıl bir izahat yapılır ya da hangi proje tamamlana bilirdi?
Önce 4000 sonra 1250 ton diye açıklanan bitüm eksikliği kim tarafından, nasıl ve neden kamuoyuna sızdırılmıştır? Bu rakamların basına sızmasına köprü olan kişi ve/veya kişiler Sayıştaylığın henüz bu konuda açıklama yapmadığını bilmiyor mu? Rakamların ancak ve ancak raporların sunulması ve araştırmaların tamamlanması sonucu ortaya çıkacağını bilen kişilerin bu bilgileri sızdırmaktaki amaçları nedir?
Peki, söz konusu gündeme ikinci kez gelerek önce 4000 sonra da 1250 ton civarında kaybolduğu söylenen bitüm nereye uçmuştur?







Başa dön tuşu