ABD’nin ekonomi politikalarının küresel etkileri ve Haziran sonu enflasyonu

8 Temmuz 2018 Pazar | 11:23
Onur Borman

Daha önce de ABD Başkanı Trump’ın açıkladığı ancak bu hafta belirgin bir şekilde kesinleşen kararıyla, Çin’e karşı başlattığı ek gümrük vergileri ve bunun sonucu olarak Çin’in de karşı önlem alacağı haberleri, yaratacağı küresel ekonomik etkiler yönünden dünyada oldukça geniş bir yankı uyandırdı. Çünkü bahse konu ülkelerin bu konudaki ilişkilerindeki ticaret rakamları hem çok büyük hem de bir çok ülkeleri etkileyecek ve üretime dönük kısıtlamaları getirebilecek kapasitededir. Sonuçta bir çok ülkede işsizlik gibi sorunları gündeme getirecek çok geniş kapsamlı ve çok yönlü bir konu alanıdır.

Cuma günü, ABD tarafından resmen yürürlüğe konan kararla Çin ithal mallarına konan 50 milyar $’lık ek gümrük vergisinin, 34 milyar$’lık kısmı için işlemler başlatıldı.. Çin’den ithal edilen özellikle ithal çelik ve aleminyum mallarına % 25 ek gümrük vergisi getirilmiş oldu. Çin de cevaben ABD ithal mallarına ek vergi uygulayacağını açıkladı. Ancak ABD Başkanı Trump Çin’in böyle mukabil bir uygulamaya gitmesi halinde Çin mallarına karşı  gümrük vergilerini 200 milyar$’a kadar arttıracağı karşılığını verdi.

Tabii ki bu bir çok ülke ekonomilerini etkileyeceği gibi dolar değerine etkisinin ne olacağı konusunu da gündeme getirdi. Çin’le ABD arasında dış ticaret hacmi geçen yılda 582 milyar$ civarında olmuş, Amerika Çin’den 462 milyar$’lık ithalat yapmışken, Çin’in ABD’den ithalatı 116 milyar$ civarında olmuştur. Dolayısıyla ABD aleyhine 346 milyar$ bir dış ticaret açığı mevcut. Trump Yönetiminin, geldiği bir günden ticaret ilişkileri ABD aleyhine dengesiz olan ülkelerle gümrük vergileri yoluyla veya diğer önlemlerle ticaret açığını kapatma politikasını uygulayacağı hususunda  açıklamaları olmuştu. Şimdi bu yeni politika çerçevesinde her ülke ile olan ticaretini de incelemektedir. İhracatı fazla ise sorun yapmıyor. Aksi ise düzelteceğini deklere ediyor. Tabii ki Çin ile olan ticaret hacminin rakamsal olarak çok büyük olması, gerek Çini gerekse Çin ile yakın üretim birliği içinde olan, yani birbirlerinden hammadde alış verişi ile üretim yapan ülkeleri özellikle de uzak doğu ülkelerinin çoğunun ekonomilerini etkileyecektir. Türkiye ticaretini bu etkileyecek mi ? direk olarak hayır.. Ancak bütün dünyada ve Türkiye ile ticaret ilişkileri çok daha yakın ülkelerin etkilenmeleri oranında az da olsa etkilenebilir. Ancak bu ekonominin geneline pek etkisi olacak hacimde olmaz.

Türkiye’nin ihracatı daha ziyade AB ülkeleri ve yakın doğudur, ve diğer ülkelerle ticareti çok çeşitli ülkelere yönelik ve hacimleri Japonya dahil büyük değildir.

Dünyayı etkileyebilecek ABD kaynaklı yeni ekonomi politikaları içinde parasal olarak sıkılaştırma ve dolar değerinin arttırılması ve dolar üzerindeki faizlerin sistemli olarak ve periyodik olarak arttırılmasıdır. 2018’de de FED yetkililerinin 4 defaya kadar faiz artışına gidileceği beyanatları vardır. Tabii bu yatırımcıları o yöne çekecektir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin sermaye girişlerine de olumsuz etki yapacaktır.

Dövizler karşısında TL değeri de bu hafta iniş ve çıkışlarla dalgalanmıştır. Türkiye’de kur artışları ihracatçıların lehine olmasına rağmen İhracatçılar bile rahatsızlıklarını dile getirmiştir. İhracatçılar Birliği Başkanı geçenlerde kur oynaklıklarının kârlarını götürdüğünden şikâyet etmiştir. Hammadde fiyatları da ithalata bağımlı olarak artmaktadır. Ve ihracatın ithalatı karşılama oranı % 65’lere düşmüştür. Maliye’nin de bu yıl yetkililerin açıklamalarına göre Ocak –Mayıs 5 aylık dönemde Bütçe 20 milyar TL’nin üzerinde açık verdi. Haziran’da da ‘Hazine nakit’ dengesi 26.7 milyar TL açık verdi. Geçen gün TCMB da piyasaya, repo ihalesiyle 45 milyar TL verdi. Dolayısıyla tüm ilgili kurumların eşgüdümü şarttır. Enflasyon oranı da 2003’ten bu yana gelinen seviyeye yükselmemişti.. Bu sadece kurlardan değil açık pozisyonlardan ve Maliyenin borçlanmaya yönelmesinden de kaynaklanıyor. Çekirdek enflasyon da yükselmiş durumda.

Cari açık, bütçe açığı ve ticaret açığının azaltılması halinde kurlarda bir denge sağlanması mümkün olabilir. Piyasalar Yeni Kabinedeki ekonomi yönetiminin politikalarını beklemektedir. Temennimiz bu sorunların giderilmesi.

Haziran Sonu enflasyonu

Türkiye’de Haziran sonu enflasyonu TÜFE’de yıllık % 15.4, Üretici fiyatlarıyla ise % 23.7 gibi uzun yıllardan sonra çok yüksek seviyelere ulaştı. Son 10 yılda, üç aylık bu dönem ortalaması %1.5 iken, % 6.1 gibi yükseliş gösterdi. Haziran sonu enflayonuna göre yıllık en yüksek artışlar % 18 ile gıda’da ve % 25 ile ulaştırmada. Özellikle ulaştırma sektörü gerek Türkiye’de gerekse KKTC’ de o kadar anormal seviyelere ulaştı ki belli dönemlerde halkı istismar noktasına geldi.

KKTC’de de Haziran 2018 itibariyle yıllık TÜFE’nin % 19.41’e çıktığı açıklandı. 4 puan Türkiye’den  daha yüksek. En çok artış % 22.2 ile gıda, % 24.5 ile ulaştırma, % 23.5 ile eğitimde, % 17 ile Konut giderlerinde(elektrik, gaz,vs), ve % 15 sağlık’ta. Gıda ve konut giderleri değişmeyen devamlı giderler olduğu cihetle hanehalkı giderlerini direk etkileyen ağırlıklı giderlerdir. Ulaştırmada da özellikle uçak biletlerine Türkiye Hükümeti ile de bilistişare bir önlem getirilmesi gerekmektedir.