Köşe Yazarları

AB Zirvesi sonuç Bildirgesi

Onur Borman yazdı






Geçen hafta içinde video-konferans usulüyle gerçekleşen AB Zirvesi Liderler Konferansının sonuç bildirgesi hafta sonu yayınlandı.

Çıkan Bildirge’de AB’nin, Türkiye ile olan son zamanlardaki doğu Akdeniz’deki sondaj çalışmaları ve bazı iç konularla ilgili uygulamaların, AB kriterleri yönünden olumsuz görülen tavırlarla gelişen gerginliğin azaltılmasını istediği ve Türkiye ile olan ilişkilerin geliştirilmesinin arzu edildiği, Türkiye gibi stratejik konumda ve pozisyonda olan bir ülke ile diyaloğun ve iyi ilişkilerin devamını istediklerini, açık ifadelerle ortaya koydular.



Ancak bu ilişkilerin geliştirilmesini de somut ve kesin şartlara bağladılar. Bu şartların gerçekleştirilmesinde Türkiye tarafından atılacak adımlara göre değerlendirileceği yönünde bir tavır konarak, bu konularda Haziran’a kadar gelişmelerin izlenmesi veya temasların arttırılarak, ilerleme kaydedilmesine bağlı olarak Zirve toplantısının alacağı kararların şekilleneceği anlaşılmaktadır. Bu amaçla 3.süre tanınmasının uygun görüldüğü izlenmektedir.

Çıkan kararların ana özüne bakıldığında, olumlu tarafları 1-Türkiye’nin  4 milyon nüfus olarak ifade edilen Suriyeli mültecileri barındırmakla yükün önemli bir kısmını yüklendiği konusunda üyeler mutabık ve Türkiye’nin ev sahipliliğini takdir ettiklerini ifade ettiler. Mültecilere yönelik masraflara karşılık AB’den 4.5-5 milyar Euro desteğin Türkiye’ye sürdürüleceğini teyit ettiler.

İkinci olumlu husus  AB-Türkiye arasında diyaloğun geliştirilmesinde istekli olduklarını, Üçüncü ana husus AB-Türkiye arasında mevcut olan Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmesinin uygun olacağı ve görüşmelerin başlayabileceği, ve dördüncüsü bu konularda atılacak adımlar için her kademede görüşmelere Haziran 2021 ayına kadar bir süre daha ertelenmesine karar verildi.

Gümrük Birliği konusunda uzun bir süredir temaslar kesilmişti. Tekrar diyaloğa dönülmesi ve ekonomik konular yanında siyasi konularda üst seviyede temasların artırılmasına da mutabık kalınması her iki taraf için de yararlı olacağı açıktır.

Ancak bu görüşmelerde AB’nin ifadelerinde Türkiye’yi aday ülke olduğu konusuna mesafe koyma niyetleri de ortada. Merkel’in daima Türkiye ile olan ilişkileri geliştirme arzusuna her zaman yer vermesine rağmen, aday ülkeden ziyade iyi ve yakın ilişkiler içinde komşu ülke konumunda müzakerelere meyilli oldukları bir çok siyasi açıdan değerlendirmeler vardır.

Zirve toplantısında, AB ile Türkiye arasındaki gerginliğin giderilmesi ve iletişim kanallarının açık tutulmasını arzu ettikleri teyidine bağlı olarak AB Konseyi Başkanı C.Michel ve AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Nisan’da Türkiye’ye gelerek Cumhurbaşkanı R.T.Erdoğan’la  görüşecekler. Bir yol haritası veya niyet belirlenebileceği ve 6 Nisan gibi bir tarih öngörüldü.

Ancak bütün bu hususların yerine gelmesi için AB, Türkiye’ye açık, somut şartlar ileri sürmüştür. Yukarıdaki bu ilişkileri şartlara bağlamıştır.

Bu şartların başında, Türkiye tarafından Kıbrıs konusunda AB görüşünün, üye ülkeler olan Yunanistan ve GKRY.nin etkisi altında nihai bildirinin şekillenmesinde etkili olduğu değerlendiriliyor. Nitekim Rum basın haberlerine göre, sonuç bildirgesinden memnun oldukları da görülüyor.

Rum basınına göre 1251 sayılı BM kararları temelinde kapsamlı çözümden yana olan AB’nin taahhüdünden memnun olduklarını dile getiriyorlar. Maraş’ın statüsünden bahsedilmesinden memnunlar. Nitekim Rum Yönetimi sözcüsü Kusios da yaptığı açıklamada, ‘…sondajların sona erdirilmesi, Türk-Yunan istikşafi görüşmelerinin başlanması, gayrı resmi konferansın (Berlin) belirlenmesini, iyi niyet gösterisi olarak nitelendirerek, Türkiye’ye konan önkoşulların Zirve gündeminde benimsendiğinden memnuniyetini dile getirdi.

TC Dışişleri Bakanlığından Cumartesi yapılan açıklamada ise, özet olarak Bildirgenin olumlu, ama tek taraflı görüşle kaleme alındığı vurgulandı. Bakanlık, AB-Türkiye ilişkilerini olumlu yönde ilerletme konusundaki söylemleri memnuniyetle karşıladıklarını, ve  Türkiye-AB arasında siyasi, ekonomik  ve ticari ilişkilerle ilgili olumlu gündemin gereği vurgulanmış olsa da, birkaç üyenin dar görüşlü iddiaların etkisinde kaleme alındığı, devamında AB ile ilişkileri karşılıklı yarar temelinde arzu ettikleri olumlu ve yapıcı adımlar bekledikleri görüşündedir.

Türkiye, belli koşullara bağlanmasının AB ile ilişkilerde hukukun üstünlüğü ve temel haklar konusunda ise, yeni genişlemeyi AB’nin 23-24 fasılları açarak müzakereleri tercih ettiğini, bölgesel krizlerde AB ile işbirliği ve bölgesel barış ve istikrarın güçlendirilmesi, terörle mücadelede işbirliği, vize serbestisi, göç yönetiminde üst düzey diyaloğun başlatılmasını istiyor. Fasıl 23 Yargı ve Temel haklar, Fasıl 24 Adalet, özgürlük ve güvenlik konularını kapsıyor.

Kıbrıs konusunda Yunan-Rum ikilisinin etkisinde ve önyargılı değerlendirme yapıldığı ve doğu Akdeniz’deki sondaj çalışmalarını yasa dışı olarak nitelendirilme yetkisinin AB’de olmadığı Kıbrıs konusunda Kıbrıs Türklerinin meşru haklarını içermediğini, ‘AB tarafından atılacak olumlu adımlara karşılık Türkiye’nin de olumlu adımlar atacağını’ açıkladı.

AB Türkiye’ye ‘iyi ilişkiler’ ve ‘şartlar’ koydu. Türkiye de cevabi olarak AB tarafından ‘atılacak adımlara’ göre ‘adımlar’ atacağını söyledi. AB hem havuç hem sopa gösterirken, Türkiye de AB’ye aynı veya benzer cevabı verdi gibi görünüyor. Bakalım başlayacak görüşmelerin seyri ne ve nasıl olacak.

Temennimiz tarafların karşılıklı anlayışlar ve menfaatlerin birleştirilmesi suretiyle diplomatik ilişkiler çerçevesinde bölgede işbirliği içinde bölgesel hak ve menfaatlerin birlikte değerlendirilmesi ve bölgesel barışın sağlanmasıdır. Geleceğin hayırlısını dileyelim. Konuların karşılıklı anlayışla gelişmesi ile tüm tarafların hayrına olur.







Başa dön tuşu