AVRUPA Birliği’nin, ‘Avrupa ortak projesine’ en mesafeli duran üyesi olan İngiltere’de referandumdan çıkan sonuç, Brüksel ve yıllardır izlediği politikalar açısından şu ana kadar yapılmış en ciddi uyarı niteliğinde.
Bir ilk olma özelliğiyle Birlik açısından tarihi bir kırılma olan ayrılma kararı, yeni bir başlangıç olma potansiyeli taşımasının yanı sıra AB’yi yaşam savaşı verir noktaya itme riski de taşıyor. Brexit’in şu andan itibaren yaratmasının garanti olduğu tek şey ise değişim. Bu değişimin kapsamı, derinliği ve yönü AB’nin geleceğini şekillendirecek. Bu yeni şekillenme Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor.
1- İngilizler niye ayrılma kararı aldı?
– İngiltere ulusal egemenlik söylemlerinin tavan yaptığı bir ülkeydi. AB karşıtları ‘Kontrolü yeniden almayı’ vaat ederek seçmen nezdinde oy topladı.
– Mülteci akını, göç ve Türkiye’nin yakında AB üyesi olacağı yolundaki iddialarla seçmen korkutuldu.
– Göç nedeniyle İngilizlerin kendi kaynaklarını yabancılara aktarmak zorunda kaldığı propagandası yapıldı.
– İngiltere’nin AB’ye çok fazla kaynak aktardığı, buna karşılık nüfuzunu kaybettiği yorumları yapıldı.
– İngiliz milliyetçisi yaşlılar, gençlerin ezici bir şekilde AB’den kalma yönünde oy vermesine rağmen AB’yi reddetti.
– İngiltere’nin özellikle işçilerin olumsuz etkilendiği eski sanayi bölgeleri Brexit’i destekledi.
2- Boşanma süreci nasıl işleyecek?
Ayrılık sürecinde izlenecek detaylar teknik anlamda net şekilde belirlenmiş olsa da bunun uygulamaya yansıtılması iki taraf için de zorlu ve sancılı bir süreci kaçınılmaz kılacak. Ayrılık takvimin işlemeye başlaması için İngiltere’nin Avrupa Konseyi’ne resmi bildirimde bulunması gerekiyor. Bu bildirim sonrasında tarafların en geç iki yıl içinde ayrılığı sonuçlandırma yükümlülüğü var. Ayrılık anlaşması taraflarca imzalanıncaya kadar İngiltere, AB üyesi olmayı sürdürecek. Bu süre içinde AB’ye yönelik yükümlülükleri ve üyelikten kaynaklanan hakları geçerli olacak.
3- Brexit, Avrupa’yı nasıl etkileyebilir?
Brexit sonrası AB’nin önceliği, Fransa başta olmak üzere çok sayıda ülkeyi etkileyebilecek bir domino etkisi oluşmasını engellemek. İngiltere ile ilişkilerin iseekonomi ağırlıklı olarak ortak çıkarlar temelinde yapılanması öngörülüyor. İngiltere’nin ayrılıkla birlikte AB için ‘üçüncü ülke’ konumuna düşeceğinin de altının çizilmesi gerekiyor. AB’nin yeni bir model oluşturması ve daha esnek bir yapıya bürünmesi de artık kaçınılmaz. Çok çemberli, dış çemberden merkeze gittikçe entegrasyon düzeyinin arttığı bir yapılanma üzerinde en çok durulan teori konumunda.
































