Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Siyaset hepimizi uyuşturdu…

Hep birlikte seçim yorgunuyuz.

Resmen çenemiz yoruldu…
Ne yorumlar, ne senaryolar, ne hayaller ve sonunda kimi hayal kırıklıkları, kimi sevinçler…
Elde ne kaldı, Sayın Akıncı’nın Cumhurbaşkanlığı.
Kutlarız. Hepimiz için hayırlı bir görev dönemi yaşasın…
Tamam da; farkındasınız değil mi, hiç biri karın doyurmuyor.
Biz buralarda o mu, bu mu diye verimsiz işlerle vakit öldürürken, sterlin 4’ü, Euro 3’ü geçti.
Daha fakirleştik, borçlar daha da arttı, aslında çoğumuz bir sürü hayalini ertelemek zorunda kaldı.
Mutsuzluk, umutsuzluk havasına geri döndük.
Çünkü bizim esas gerçeğimiz bu…
Seçim, iki ana partinin liderliklerinde değişimin işaretini verdi.
Şimdi ne yapmalıyız; hep birlikte, yani vatandaş da, yönetenler de işi gücü bırakıp, kurultayların peşine mi düşmeliyiz..?
Yok artık, böyle bir lüksümüz yok.
Hükümet, bir an önce kendi içindeki tartışmalara ve tatiline son verip, asli görevine dönmeli.
DP’nin düşen milletvekili sayısına dayalı yeni bir kabine mi oluşturulacak, yoksa aynen kalacak mı, her ne yapılacaksa o da bitsin ve yollarına devam etsinler.
Serdar Denktaş, geçen gün hükümetin devam edeceğini söyledi. Bu önemli.
Özkan Yorgancıoğlu, kendi partisinde topal ördek konumuna gelmiş olsa da, hala hükümetin başıdır ve en azından Haziran’a kadar da böyle gidecek.
Hatta şu anda partisinin başkanlığını bırakacağını açıkladığı için, halkın yararına işler yaparken, çok daha özgür ve çok daha güçlü olacağını düşünüyorum.
Çünkü mesela İrsen Küçük gibi, yeniden seçilme gailesi yok. Bu büyük bir avantaj…
Yapılacak çok iş var…
Geçtiğimiz hafta alınan Bakanlar Kurulu kararları bir nebze olsun umut verdi.
Ancak tüm kesimleri rahatlatacak önlemler üzerinde de çalışılması gerekiyor. Özellikle de dövizin getirdiği yıkım konusunda.
Meclis derseniz ha keza. Her gün bir yasal boşluk, her gün bir çarpıklık basına düşüyor. Bunların ivedilikle ortadan kaldırılması için Meclis’in icra ile birlikte daha sıkı çalışması gerek.
Şöyle bir baktığımda, son dönemlerde hiç bir iktidarın, 4 yıllık görev süresini tamamlayamadığını görüyorum…
Kim ne derse desin bu başarısızlıktır.
İşin içinden çıkacak plana, projeye, cesarete sahip olunmadığını gösterir. Hatta hükümetlerin, bir kaşık suda boğulduklarının göstergesidir.
Ya ortaklarıyla anlaşamazlar, ya Türkiye ile ekonomik konularda ters düşerler, ya da kendi parti içi kavgaları hükümette zafiyet yaratır, erken seçim kararı almak zorunda kalırlar.
Yeter artık…
Şu anda CTP-DP hükümetinin böyle bir karşı karşıya gelme durumu yok. Ancak yine kendi sorunları nedeniyle bir zafiyet içine girerlerse, erken seçim kaçınılmaz olacak.
O zaman da biz günden güne katmerlenen sorunlarımızla baş başa kalacak, hepimizin üstünde uyuşturucu etkisi yapan siyasi dedikodularla kafa bulacağız.
Allah sonumuzu hayır etsin…

 

YERİN KULAĞI VAR

HAYDİ BAKALIM:
Özel sektör çalışanlarının, yani gerçek işçilerin örgütlenmesi konusunda defalarca yazı yazan biri olarak, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Gürpınar’ın 1 Mayıs mesajındaki sözleri bana umut verdi. Bakan Gürpınar, “Bakanlığımız, çalışanların demokratik bir şekilde örgütlenmelerinin önündeki engellerin kaldırılması yönündeki çalışmalarını da sürdürmektedir” diyor. Yakın zamanda gerçekleştiğini de görmek nasip olur inşallah…

UBP TOPARLANMA ÇABASINDA:
UBP küskünlere karşı harekat başlattı. Özellikle Girne bölgesinde Eroğlu’nun aldığı oylar sonrası uyarıyı alan UBP yönetimi, şimdi dağılan örgütleri toparlama telaşına düştü. Özellikle de son seçimde Eroğlu aleyhine çalışan isimlerle bir araya gelen genel başkan Özgürgün’ün bu girişimleri bir işe yarayacak mı bilemeyiz ama, partide şimdi de kurultay hesaplarının yapılmaya başlandığı ve yeni krizlerin kapıda olduğu iddia ediliyor…

CTP AMİP GİBİ:
Son 2-3 yıldır CTP’de yaşananlara akıl sır erdirmek mümkün değil. Önce bıyıklı-bıyıksız kavgası, ardından yerel seçim kavgası ve şimdilerde ise kurultay kavgası yaşanıyor. Bu kavgaların CTP’yi nerelere sürüklediği ortada dururken, bunları görmeyip hala daha didişmelerini anlamak mümkün değil. Her seçim sonrası biraz daha küçülen parti, tıpkı amip gibi bölündükçe bölünüyor. CTP tabanı bir an önce toparlanmazsa, yıllar öncesindeki gibi %10-15 oy oranına düşmesi kaçınılmaz olacak…

ZAMANLAMAYA DİKKAT:
Ana- yavru tartışmalarının sürdüğü bir dönemde, Anadolu Ajansı’nın yaptığı haber dikkatlerden kaçmadı. Haberde, Türkiye’nin 2006 yılından bugüne kadar KKTC’ye güvenlik, yatırım, kredi ve teşvikleri kapsayan ödeneklerinin tutarı 9 milyar liraya yaklaştığı yazıldı. Hani diyorum keşke bu haber iki ülke arasındaki krizin en yoğun olduğu bir dönemde yapılmasaydı…

KAŞIKLA VERDİ, KEPÇEYLE ALDI:
Uzun süredir akaryakıt fiyatlarına kuruş kuruş bile olsa yapılan indirimler vatandaş tarafından memnuniyetle karşılanırken, biraz da dövizdeki artışa dayalı olarak hükümetin akaryakıt fiyatlarına yaptığı okkalı zam, bugüne kadar verilen indirimleri kat be kat katladı. Aylardır kaşık kaşık verilen indirimler, bir anda kepçeyle ve de fazlasıyla geri alındı…

ÇAMURA PARA: Geçtiğimiz gün bir arkadaşın sosyal medya hesabında görünce kafam dank etti. Gerçekten de gezdiğim ülkelerden hiçbirinde bu kadar çamurlu patates satıldığını görmedim. Emin olun, verdiğimiz paranın yarısı çamura gidiyor. Pisliği de cabası. Ya belediyeler, ya da ne bileyim Ticaret Dairesi buna bir standart getiremez mi. Aslında hatırladığım kadarıyla İngiliz zamanından kalan böyle yasalar var.

 

ZİRVEDEKİLER
Lefkoşa Başkent Lions Kulübü: İlk kez bir Kıbrıs Türk Lions Kulübü, Türkiye dışında bir kulüple kardeş oldu. Lefkoşa Başkent Lions Kulübü, İtalya’nın Roma Ara Pacis Lions Kulübü ile ikizleşti. Hem Başkan Sultan Ünsal, hem de tepkilere rağmen kararlarından dönmeyip ülkemize gelen başkan Giovanni Vallone ve ekiplerini kutlamak gerek…

 

DİPTEKİLER
İş Kazaları: Yenidüzen Gazetesi’nin haberine göre, son 5 yılda meydana gelen iş kazalarında 989 kişi yaralanırken 24 kişi de öldü. Neredeyse yılda ortalama 5 kişi hayatını kaybetmiş. Tablo bu kadar net iken, bugüne kadar kusuru olan ve hakkında ceza kesilen birisini duydunuz mu hiç..? Böyle gelmiş böyle mi gidecek, yoksa ölen ölecek, kalan sağlar bizim mi diyeceğiz…