Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Mesajı almayan silinecek…

Seçimin ortaya çıkarttığı sonuçlar sıralanıp duruyor.

Aradan zaman geçtikçe, insan daha sağlıklı değerlendirebiliyor bazı şeyleri.
Öncesinde de, sonrasında çoğumuz olaylara adaylar çerçevesinden baktık.
O kazanır, şunun için, bu kazanır bunun için… Sonrasında da, o kazanmadı bunun için, şu kazandı şunun için…
Oysa esas kitle,
Bir; seçime katılmayı reddeden % 38;
İki; partilerinin adayı dışındaki adaylara oy veren büyük kitle…
Öyle ki, bu ikinci kesim, partilerin genel seçimlerde sahip olduğu oyların yarısından fazla.
Aslında toplum siyaset sahnesindekilere son 3 seçimdir bir mesaj veriyor. Ancak onların bu mesajı almadıkları ortada…
Bakın 2013 genel seçimlerine… Karma oylar %20’ydi. Sandığa gitmeyenler de yüzde 30’lardaydı…
Ardından gelen yerel seçimlerde de benzer durumlar yaşandı. Partiler kalelerinde yılların deneyimli belediye başkanlarını sandıkta bıraktılar. Bağımsız görünenler belki de ilk kez bu kadar çok beldede başkanlığı kazandılar. O seçimde de katılım oranı % 65’te kalmıştı.
İşte son durum da ortada.
Bu sonuçlara bakarak ciddi analizler yapılması şart. Özellikle de siyasi partilerin, isim, başkan, hizip takıntısından kurtulup, vatandaşın eğilimlerine biraz da kuşbakışı bakmaları gerek.
Kim ne derse desin, kesin olan bir şey var; o da halk siyasetten değil, partilerden soğudu…
Katılımın bu kadar düşük olmasının bir nedeni bu. Bu güvensizlik, ne yazık ki kendi kaderine sahip çıkma konusunda insanları umursuzluğa, bananeciliğe yöneltiyor. Sonuçta “Sandığa gitmem” şeklinde protest bir duruşa dönüşüyor ki, büyük tehlike.
Çoğunluk, organik olarak kendini bir partiye bağlamak istemiyor.
Her seçimde başka bir partiye dönebiliyor.
Bunun nedeni, söylemleri kağıt üzerinde farklı olan partilerin, icraatta birbirlerinden farkları yok… Elleri tamamen temiz olan da yok, verdiği vaatleri bir bir yerine getiren de yok…
Yılların partilisi, kendi partisinin çıkarttığı adaya oy vermiyor.
“Ertesi gün ben yine partimde olacağım” diyor, ama gidip başka bir adaya oy veriyor.
Bu da partiye duyulan güvensizlikten bence.
Alınan kararın doğru olduğuna, çıkarılan adayın doğru olduğuna inanamıyor insanlar.
Birlikte hareket etme bilinci yavaş yavaş yok oluyor. Daha doğrusu partisel örgütlenme yok oluyor.
Partilerin son genel seçimlerde aldıkları oy oranlarına bakın, bir de şimdiki durumlarına.
Özellikle UBP, CTP ve DP tabanlarını yönlendirme, bir arada tutma sıkıntısı içindeler.
Tabanlarla, yönetimler arasında tam bir kopma var.
Diğer yandan, partilerin örgütsel yapıları içinden gelen insanlar, tamamen bağımsız yeni bir adaya yönelebiliyor.
İşte bu kırılma noktası…
Yani umut bitmiş değil, istenirse canlandırılabilir durumda…
Yepyeni bir isim, daha önce hiç denenmemiş bir isim, sadece söylemleriyle insanları peşine takabiliyorsa, o isimde olup da partilerde olmayan ne var ona bakmak lazım.
Gönüllülük, temiz siyaset, dürüstlük, çağdaşlık ve alçak gönüllülük.
Bunların her biri bir araştırma konusu. Tek tek partiler masaya yatırılıp, bu kriterlerle değerlendirilebilir.
Ancak bunu ben yapacak değilim. Sahnedeki siyasi partiler yaşamlarını sürdürmek, güçlerini yeniden toparlamak, bundan sonraki dönemlerde seçim kazanmak istiyorlarsa, bu yüzleşmeyi kendileri yapmalı.
Belki bu işaret vesile olur, mevcut partiler de kendilerine gerçek anlamda temiz sayfalar açarlar… Demokrasimiz için de, ülkenin geleceği için de yapılması gereken asıl değişim bu…

YERİN KULAĞI VAR
HER ŞEY MÜBAH: Eroğlu yine rahat durmadı. Bir kez daha kendi seçimi için, iç politikayı elledi. Haberlere göre, CTP’yi ziyaretinde, CTP-UBP koalisyonunun ucunu göstermiş. Ne alakası var Allah aşkına. Hem kime sormuş da yapmış bu öneriyi? Anlaşılan bir taşta iki kuş vurmayı hesaplamış. Hem UBP tabanına “merak etmeyin yakında hükümete geliyorsunuz” mesajı veriyor, hem de CTP’ye ortağından kurtulup, iktidarda kalma olanağı sunuyor(!)… Bundan iyisi Şam’da kayısı…

KAÇIŞ YOK: Seçimlerden bir kaç gün önce, “Kim kazanırsa kazansın, değişimler olacak” demiştik. İşaretleri gelmeye başladı. Kutlay Erk açıkladı, CTP’de erken kurultay kesin gibi. Zaten ufaktan istifalar da başladı. UBP resmen açıklamasa da, hele ikinci tur bitsin, orada da hesaplaşmalar başlayacak. Diğer yandan, halkın değişim yönünde verdiği oy toplamı yarıdan fazla. Bu da partilerde bir yeniden yapılanmayı zorunlu kılacak. 2013’ten beri vatandaş seçim sandıklarında partileri dizayn etmeye başladı. Bundan kaçış yok…

SİYASETE DEVAM: Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Kudret Özersay dünkü basın toplantısında kullandığı kelimelere çok dikkat etse de, “hayatımdaki ilk seçimdi, son seçim olmayacak” sözleri, önümüzdeki süreçte yeni bir siyasi oluşumun ilk sinyalini verdi bence. Zaten doğru olan ve ona oy verenlerin beklentisi de budur. İnşallah talepleri iyi analiz eder…

OTORİTE VE PARTİ DİSİPLİNİ: Önce geçen yılki yerel seçimlerde görüldü. Bu kez de Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde. CTP başka bir çok özelliğiyle övünebilir ama bundan sonra asla “parti disiplini”nden bahsedemez. Fikir ayrılıkları, kişisel çekişmelere, oradan da partiye seçim kaybettirmeye kadar vardı. Otorite dikta rejimlerinde olur deseler de, parti ilkelerini korumak için de bir otorite şart. Aksi taktirde böyle bir oluşum parti olmaktan çıkıyor…

KORKUNUN ECELE FAYDASI YOK: CTP’nin ikinci turda Mustafa Akıncı’ya destek açıklaması, Eroğlu yandaşlarını çok üzmüş anlaşılan. Eski defterleri, o bildik korku filmlerini vizyona sürdüler. Hatta bu destekle CTP’nin tarih olacağını yazanlar bile oldu. Zamanında Eroğlu’nun Akıncı’yla koalisyon ortaklığı yaptığını unutmuş görünüyorlar…

SON BİR DOKUNUŞ: İlk tur için ortaya attıkları “Hedef %55” sloganının aksine, bunun sadece yarısını alabilen Eroğlu ve ekibinin şimdiki hayali, ilk turdaki tepki oylarını toplayarak, yeniden koltuğa oturmak. Aylarca verilen uğraşla başarılamayan, bu bir kaç günde nasıl başarılacak, orası meçhul…

ZİRVEDEKİLER
KKTC Seçmeni: Son 4 yıldır mesaj veriyor seçmen, “Değişin” diyor. Bir kez daha, hem de yüksek sesle söyledi bu seçimlerde de… “Körü körüne particilik istemiyoruz, statükoya dönen partiler istemiyoruz, size güvenmiyoruz, inanmıyoruz, inandırıcı değilsiniz” dedi seçmen. Anlayana…

DİPTEKİLER
Kazanma Adına, Bölünmeyi Göze Alanlar: Yahu kardeşim kimi desteklerseniz, destekleyin, kimi seçecekseniz, seçin. Ama yeter artık, bu toplumu bir kez daha bölünmeye götürmeyin. O seçimin ertesi gününü de unutmayın. İnsanlığınızdan çıkmadan yapın şu propagandayı. Aksi, ilkellik, farklılıklara tahammülsüzlük… Bu toplumun mayasında saygı da var, sevgi de… Falanca kazansın diye özünüzden kaybetmeyin. Şunu da unutmayın, işte seçimler gösterdi, bu tür fanatizm artık hiç prim yapmıyor.