Anket yayınlama süresinin dolması arifesinde son olarak yayınlanan “Gezici anketi”, ülkeyi karıştırmaya yetti de arttı bile…
Oysa baştan beridir hep diyorum, özellikle de son yıllarda anket şirketleri inanırlığını yitirmiştir. Algı yaratmakta da, sonucu tahmin etmekte de başarısız olmuşlar, itibar edilecek halleri kalmamıştır. Ya taraflı anketler yayınlandığı için, ya da anketlere itibar etmeyen halkın, sorulara karşılık, gerçek görüşünü ortaya koymadığından…
Gezici şirketi burada 4 anket yaptığını söylüyor ama ne hikmetse bunların sadece 2’sini yayınlıyor. Bu anketin kimin adına veya kim tarafından yaptırıldığı konusundaki sorulara ise yanıt vermek yerine, “kendi prestijimiz için” diye yanıt veriyor. Ve böylece yeteri kadar şeffaf ve inandırıcı olmadığından, doğal olarak, arkasında kimin olduğu tartışılıyor.
Özellikle de, bundan önce yayınlanan anketleri dikkate almayan TDP’lilerin, kendi adaylarını sürekli olarak ikinci gösteren Gezici’nin sonuçlarını doğru kabul edip, sahipleniyor olmaları da oldukça ilginç geliyor bana…
Başta da söyledim, ne kadar bilimsel olsa da, ben anketlere oldum olası inanmıyorum. Bizde zemin o kadar kaypaktır ki, örneklemleriniz ne kadar bilimsel olursa olsun, sonucu tam olarak öngörecek bir veri elde edemezsiniz. Ne kadar iddialı olursanız olun, bu ülkede, son gece oyların yüzde 10 civarında yön değiştirdiği görülmüşse, yanılmanız kaçınılmazdır. O nedenle böyle iddialı bir şekilde ortaya çıkmak, ancak sizi komik duruma düşürür…
Toplum 2013 seçimlerinde, yapılan tüm anketleri darmadağın ederek, ülkede ve de Meclis’te bir değişimin yaşanmasına onay verdi. Yerel seçimlerde, kimsenin kazanma şansı vermediği Mehmet Harmancı’yı LTB’nin başına getirdi.
Adettendir, seçim zamanlarında her aday olmadık vaatler, yerine getiremeyeceği sözler verir. Seçmenin yapması gereken, oturup izlemek ve değerlendirmek…
Hangi adayın ne söylediğini, verdiği sözlerin hangisini yerine getirebilecek kapasitede olduğunu değerlendirmek…
Ve en önemlisi geçmişte kimler ne demiş, ne yapmış ona bakmak gerek.
Çünkü geçmişte yaptıkları, yarın yapacaklarının da teminatıdır…
Bir aday çıkmış, kendisini “devlet” olarak veya “devletin” sahibi, tek hakimi olarak görüyor… Devletine inanan, uğruna mücadele eden, ya da devleti kuran sanki tek kendisiymiş gibi sahiplenmeye kalkıyor. Ama yıllardır yarattığı sistemin, yağma ve talan düzeninin o devleti getirdiği noktayı görmezden geliyor. Artık bu topluma verecek hiçbir şeyi olmadığını, bundan sonra tecrübe ve birikimlerini genç kuşaklara anlatması gerektiğini kabullenmek istemiyor. Miting alanlarında gençlere seslenerek, “Gelecek sizlersiniz, bu ülkeye sahip çıkıp geleceği sizler yaratacaksınız” diyor ama ne zaman bir genç çıkıp da, “Çekil artık bayrağı bize devret” dediğinde duymazdan geliyor… Bundan on yıl önce, “Tek bir dönem için” diyerek oy istediğini de unutuyor…
Dünya değişti, teknoloji değişti, zihniyetler değişti. Gençler yenilik istiyor, dünyaya ayak uydurmak istiyor…
Hala bu devirde o bildik politikalarda ısrar etmek, geçmişte yaşamaktır. Bu hem sağ, hem de sol için geçerli.
Yıllar yıllar önce ortadan kalkmış bir ideolojinin takipçiliği, ya da hayaller üzerine kurulan, ayakları yere basmayan politikalar da bugünü anlayamamak demektir.
Seçmen geçmişte ya da hayaller içinde yaşayanlarla arasındaki farkı sandıkta gösterecek diye düşünüyorum…
En doğru anket, sandıktır…
YERİN KULAĞI VAR
NEDEN KORKUYOR:
Bu halkı anlamakta zorlanıyorum. Her şeyi siyasilerden bekler olduk. Örneğin Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun mal varlığı konusu. Bütün adaylar mal varlıklarını açıkladı, Sayın Eroğlu hariç. Bütün adaylar toplu veya tek tek TV programlarına çıkıyor, Sayın Eroğlu hariç… Korkacak neyi olabilir ki. Çıksın rakiplerinin karşısına ve dişe diş tartışsın, hatta canlı yayında mal varlığını da açıklasın, biz de sormaktan vazgeçelim…
YIKILIYOR:
CTP Cumhurbaşkanı adayı Sibel Siber, “Korku düzenine son vereceğiz” diyor. Ben de diyorum ki, merak etmeyin Sayın Siber, o günler geçmişte kaldı, kimsenin ne korkutacak hali kaldı, ne de kendilerinden korkacak olan. Bu kez hür irade seçime yansıyacak… Hele de “memleketi satacaklar” safsatası, artık satmıyor… Ha, rant alışverişi içinde olan varsa, onları korkutabilirler…
HİSSELİ HARİKALAR KUMPANYASI:
Bizim sendikalar adeta “hisseli harikalar kumpanyası” gibi. Nerede bir sorun var, oradalar… Dün de Ercan’daymışlar. Bunca zaman herkes bu ihaleyi konuşurken, hiç seslerinin çıktığını hatırlamıyorum. Ne yaparlarsa yapsınlar, artık inandırıcı değiller…
İNSANLAR DA BİLSİN:
Önceki gün gün boyu Kanal T’de tanıtımı dönen ve programa tek başına katılacağı duyurulan Derviş Eroğlu, son anda programa çıkmaktan vazgeçmiş. Bence Sayın Eroğlu veya propagandistleri bir açıklama yapsınlar ve desinler ki, “Kusura bakmayın ama Derviş Bey toplu veya tek hiçbir programa katılamayacak.” İnsanlar da boşuna onca reklam yapmasın veya vatandaş da “ne söyleyecek” diye TV başına oturmasın. Zaten son senelerde “sor bana, söyleyeyim sana” programları dışında hiçbir gazetecinin önüne çıkmadı…
AMAÇ ALGI YARATMAK:
Şükür olsun ki bugünden itibaren artık yasa gereği seçim anketi yayınlanamayacak. İlk kez toplumda seçim anketleri yüzünden bu kadar çok papara koparıldı. Hatta araştırma şirketleri ile gazeteciler davalaşma noktasına geldi. Seçmen kendisini tüm bunlardan soyutlamalı ve inandığı adaya oyunu vermeli. Çünkü yapılan tüm anketlerin amacı, sadece propaganda…
YSK AÇIKLASIN:
Lefkoşa Dereboyu bölgesinde Derviş Eroğlu’na ait bir ilan var. “Devletse, Tabii Ki Eroğlu” diye. “Devlet” ibaresi kullanılamaz denildi ve itiraz edildi. Başkan Şafak Öneri, “gereğinin yapılacağını” açıkladı. Ancak aradan bir hafta geçti ses yok. Bu ibarenin kullanılması yasak değilse tamam. Ancak yasak ise “gereği yapılmalı.” Yoksa iş işten geçtikten sonra, yapılsa ne olur, yapılmasa ne olur…
BİZ DE HEYECANLIYIZ:
Türkiye Devlet Su İşleri KKTC Proje Müdürü Birol Çınar, “Suyun gelişi, herkesi bizim kadar heyecanlandırmıyor” diyor. Yollar kesildi, tretuvar bozuldu, asfaltı parçaladılar” gibi tepkilere işaret ederken, bir yandan da, olağanüstü gayret gösteren TC kanadı yanında, hala işletmeye ve sulamaya bir çözüm bulamayan KKTC tarafından söz ediyor. Ne yapalım Sayın Çınar, biz böyle dünya çapında projelere alışkın değiliz, mandırada yaşamaya alıştık. Siz bakmayın, ben kendi adıma, en az sizin kadar heyecanlıyım. Halkın büyük bir çoğunluğu da öyle… Ama ne yalan söyleyeyim, yönetimlerimizin işleri berbat etme becerilerinden de endişeliyiz…
ZİRVEDEKİLER
Girne Belediyesi: Çok eleştirdiğim bir belediye. Ama güzel şeyler yaptıklarında da haklarını vermek gerek. Bir süreden beri, belediyeye ait kamyonlar, bölge bölge gezerek, sokak aralarında, boş arsalarda duran atıkları topluyor ve arsa sahiplerine gözünün yaşına bakmadan ceza kesiyor. “Belediyenin asli görevi bu değil mi zaten” demeyin, bunca zaman yapılıyor muydu, onu söyleyin.
DİPTEKİLER
Eroğlu’nun Fikri ve Zikri: “Eroğlu demek, devlet demek” afişi günlerdir konduğu yerde duruyor. Yüksek Mahkeme Başkanı Öneri, ilgileneceği şeklinde bir tweet attı ama sonrasını bilmiyoruz. Böyledir işte, uzun yıllar aynı koltukta oturunca, devleti bile, kendiniz sanmaya başlarsınız…
































