Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Güven mi bıraktınız…

 

Kıbrıs Türk Hava Yolları’nın kapatılmasının üzerinden tam 5 yıl geçti. 36 yıllık emek, yüzlerce çalışan şu veya bu sebeple geçti geçmesine de biz hala daha KTHY’nin nasıl battığını, daha doğrusu batırıldığını doğru dürüst bilmiyoruz. Aslında biliyoruz da, resmen tescilini göremedik. Yani kimseden hesabı sorulmadı.
Yıllar önce Meclis’te bir komite kurulmuştu ve KTHY’nin batışından sorumlu olanları bulmaya çalışmıştı hatırlarsanız. O komite, zaman aşımı denerek lağvedildi. Suç ortada kaldı. Kurumun kapatılmasıyla birlikte yüzlerce çalışan açıkta kalmış, geçen yıllar içerisinde büyük bir bölümü devlete istihdam edilerek sorun çözülmeye çalışılmıştı. Büyük bir bölümü diyorum çünkü hala daha “mağdur” olduklarını söyleyen onlarca çalışan var ve onların kurduğu eylem çadırları kalkmış değil…
Düşünebiliyor musunuz, aradan tam 5 koca yıl geçmiş ama sorumlularını ortaya çıkaramadığımız gibi, çalışanlarının dertlerine de çare bulamamışız.
Ama diğer taraftan, Güney’deki Kıbrıs Hava Yolları’nın da, yakın bir geçmişte, yaşanan ekonomik kriz nedeniyle kapısına kilit vurulmak zorunda kalındı. Orada da binlerce çalışan açıkta kaldı. Kapanışının hemen ardından yanlış hatırlamıyorsam bir kez sokağa çıkıp eylem yaptılar ve durdular. Şimdilerde ne sesleri, ne de solukları çıkıyor. Belli ki, devlet yapısı o insanları bir yerde tazmin etmiş veya sorunlarına çözüm üretmiş. İşte bizden farkları, orada bizde olamayan güven duygusunun hala daha varoluşudur. Bir sistem var ve o sistem devlet çarkları içerisinde tıkır tıkır çalışıyor. En önemlisi, sorumlu makamlarda oturanların, yaptıkları hataların bedelini ödediklerini, mevkisi ne olursa olsun, mahkemelerce suçlu bulunmaları halinde hapis dahil cezalandırıldıklarını gördük…
Bir de bize bakın… Yıllardır bu ülkede rüşvet, ihaleye fesat karıştırma dahil ne iddialar ortaya atıldı. Hangisiyle ilgili ceza uygulandı. Onu geçtim, soruşturma açma gereği bile görmedik. Masasının çekmecesinde numaraları alınmış paralarla, bizzat bakan tarafından suçüstü yapılan müdürü emekli edip, ödüllendirmedik mi bu ülkede…
Ya Meclis çatısı altında bir vekil, dolarları sallayarak, kimlerden rüşvet aldığını haykırdı da ne oldu… Bu kafayla biz değil 5 yıl, 50 yıl daha tartışmaya devam edeceğiz…
Olaylara bu pencereden bakıldığında, ülkenin en önemli sorununun güven eksikliği olduğunu söyleyebiliriz. Partilinin başkanına, çalışanın müdürüne, işçinin patronuna güven duymadığı bir sistem içerisinde halkın devletine güven duymamasını da normal karşılamak gerekir…
Bu güvensizliğin nedeni de, yıllardır ülkede süregelen sistemsizlik, adam kayırmacılık ve partizanlık olmuştur… Bakın eylemde olan CAS çalışanları, “Devlete, bizi yönetenlerin sözlerine güvenmiyoruz, bize yazılı güvence versinler” diyorlar. Neden? Çünkü bugüne kadar verilen sözlerin yerine getirilmediğini çok iyi biliyorlar…
Hoş, imzalı güvence verenleri de gördü bu toplum. Seçimlerin hemen ardından kendi imzasını inkar eden, verdiği sözlerin tam tersini yapanı da gördü…
Böyle bir ortamda eşitlikmiş, kamuda liyakatmiş, sınavlarda adaletmiş, geçin bunları. Bu tür popülist söylemlerin miyadı çoktan doldu. Hala daha bunları söyleyenlere ise, kusura bakmasınlar ama vatandaş resmen bir tarafıyla gülüyor…

YERİN KULAĞI VAR
OLMADI SAYIN EROĞLU:
Cumhurbaşkanı Eroğlu, “11 Şubat ortak açıklama metni tarihi bir belgedir. Sayın Talat uğraştı uğraştı bir anlaşmaya varamadı ama biz çözüme yol gösterecek bir anlaşmaya imza koyduk. CTP’nin çekemediği husus budur” demiş. İlahi Sayın Eroğlu, 11 Şubat belgesini nasıl ve ne şartlarda imzaladığınızı bilmesek inanacağız. Dönemin Türkiye Dışişleri Bakanı’nın belgeyi imzalamanız için adaya geldiğini unutmadık. Keşke o gün yaşananları anlatabilseniz…

ÖNÜMÜZE BAKALIM:
Kıbrıs sorunu veya olası bir çözüm için, tarafların katı tutumları işi daha da yokuşa sürmekten öteye geçemiyor. Ha bu yıl, ha sonraki yıl diye diye yarım asır geçti. Ancak görüyoruz ki, geleceği sadece bir anlaşmaya bağlayanlar dahi, bu işin olmayacağını anlamaya başladılar. Oturup anlaşmayı bekleyeceğimize, kendi ev ödevlerimizi yapsaydık, şimdiye hem ülke, hem de bizler çok farklı yerlerde olurduk…

BAHTSIZ BEDEVİ:
Narenciyecinin derdi bitmez. Devletten alacağını zamanında alamaz, paketleme yapamaz, pazar bulamaz… Bu defa da KKTC’den İzmir’e narenciye götüren kamyonlar, Sertavul geçidinde 3 günden beridir mahsur kalmış bekliyorlar. Yolun iki gün daha açılamayacağı, narenciyenin de her an donma tehlikesi bulunduğu bildiriliyor…

LİMANLAR ÖZELLEŞMELİ:
Karpaz’da özel bir marina var. Tertemiz, bakımlı. Eminim kullanıcılar da memnun. Bir de devlet kontrolündeki diğerlerine bakın. Her gün dökülüyor haberleri, her gün hırsızlık, kaçakçılık haberleri. Suistimaller… İşte Güney Kıbrıs Larnaka ve Limasol Limanlarını özelleştiriyor. Dünyanın her yerinde marinalar, limanlar özelleşmiş durumda. Bir tek bizim dışımızda Tunus’ta gördüm diktanın kontrolündeki limanı, o da bizimkinden beter dökülüyordu. Bu bağnazlıkla nereye kadar..?

OLAY BUDUR:
Avrupa Birliği, Rumların Mısır’la doğal gaz anlaşması üzerine harekete geçti. AB’nin kuralları, üyelerinin enerji konusunda üçüncü ülkelerle anlaşma imzalamadan önce, Avrupa Komisyonu’nun kesin rızasını almasını gerektiriyor. “Büyük oynayacağım” diye, AB’nin kurallarını bile çiğnemeyi göze almışlar. Ancak sanırım buraya kadar. Konu enerji olunca, AB sonuna kadar baskı yapacaktır…

BRAVO OKAN DAĞLI:
Bizde ne halse bir şeyler üretmek için ille de belli bir mevkide olunmalı diye bir düşünce hakim. Okan Dağlı, bir dönem milletvekilliği yapıp kendini bir başka yönden üretmeye adamış. Özellikle tarihsel değeri oldukça büyük olan bölgesi Mağusa için araştırmalar yapıp, bir şeyler üretiyor. Bugüne kadar yazdığı 3 kitaba, bir yenisini daha ekledi. “Medeniyetlerin Kesiştiği Kent Mağusa” Dağlı’nın dördüncü kitabı oldu. İnanın ülkeye bir şeyler vermek için vekil olmak şart değil. Üretmeye devam Okan Dağlı…

ZİRVEDEKİLER
Helal Olsun: “Başkan Mehmet Harmancı, Lefkoşa'da bir sokağa Mustafa Diker isminin verileceğini iletti. Ayrıca, yaşadığı yer, Haspolat’ta bir çocuk parkı yapacağız. Birbirinden değerli isimler, katkı yapmaya hazır olduğunu iletti. Çok şey istemiyoruz… Bir hoş seda… Hem Haspolat yeni bir park kazanacak, hem de Mustafacık, oralarda yaşayacak… Hedef ölüm yıl dönümüne yetiştirmek. Yer hazırlanacak, proje çizilecek, çabba kürek girişeceğiz. Bu iş olacak. Mehmet Harmancı başkan, yol göster, yürüyelim…” (Hüseyin Ekmekçi)

DİPTEKİLER
Eğitim Bakanlığı: Bakanlık, olası tepkilerden korkup, termometrelerin 13 dereceyi gösterdiği bir günde okulları tatil etti. Bu durumda havalar her soğuduğunda, okulların tatil edilmesi mi gerekecek… Hani dünyada zaman zaman yayınlanan en sama kararlar listesi var ya, bence de bu karar, dünyanın en komik kararları arasına girer, rekor da kırar…