Mevcut 6 adaya bir aday daha eklendi ve 19 Nisan seçimlerinde Cumhurbaşkanı adaylarının sayısı 7’ye çıktı. Resmi adaylık başvurusu için önümüzde daha süre var, 13 Mart’a kadar başka adaylar da çıkar mı bilmiyoruz ama gerçek olan, bu yarışın 4 aday arasında geçeceğidir…
Siber, Akıncı, Eroğlu ve Özersay…
Söz konusu dört adaydan Sibel Siber, CTP’nin adayı, diğer 3 aday ise kendilerini “bağımsız” olarak ilan ettiler.
Ancak Eroğlu, UBP/DP-UG adayı, Akıncı ise TDP-BKP destekli aday. Bu durumda, hiçbir partiye bağlı olmayan ve gerçek anlamda bağımsız diyebileceğimiz tek aday Kudret Özersay…
Bugünü de sayarsak seçime tamı tamamına 60 gün kaldı. Bu süre içerisinde, zayıf oldukları bölgeleri tekrardan dolaşacakları, ikna edemediklerini yeniden deneyecekleri düşünüldüğünde, gerçekten de bize uzun gelen bu süre, onlar için bayağı kısalmış oluyor…
Peki adayların bu seçimlerle ilgili duruşu, şansları veya şansızlıkları ne. Gelin olaya biraz da bu boyutundan bakmaya çalışalım. Şu ana kadar yapılan yoklamalar, toplumda var olan düşünce, seçimlerin ilk turda bitebileceği yönünde değil. Yani iki turlu bir seçim olacak gibi görünüyor. Açıkçası görünen o ki, mevcut adaylardan hiçbiri, bu seçimi ilk turdan bitirecek oyu alacak gibi görünmüyor. Zaten adayların tüm çalışması da, şansını sürdürebilmek adına, ilk turda ilk iki arasına girme yönünde. Siz bakmayın, “bu iş ilk turda biter” diyenlere. Aslında onlar da, bu seçimin iki turlu olacağını çok iyi biliyorlar…
Mevcut Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun, kendisine destek veren UBP ve DP-UG’deki dağınıklığı toparlamak için büyük gayret sarf ettiğini görüyoruz. Ancak, bu iki partinin oylarını hala daha kendisine bağladığını söylemek oldukça zor. Yıllardır kalesi durumundaki Mağusa’ya bile sık sık gitmesi, bu iddiaları doğrular nitelikte. Eroğlu’nun hedefi, şubat sonuna kadar UBP ve DP-UG içerisindeki küskünleri ikna etmek olacaktır. Ancak, bu konuda bugün için olumlu gelişmeler yaşandığını söylemek oldukça zor. Genel seçimlerde ve ardından yapılan belediye seçimlerinde o kadar çok insanı kırdı ki, şimdi bunun diyetini ödüyor. Her şeye rağmen, yılların politikacısı olmanın, seçmeni çok iyi tanımasının avantajı var. Torununun yaptığı “şimdi vefa zamanı” çağrısını alacak çok seçmen var. Kim ne derse desin Eroğlu, iki turlu bir seçimde, ikici tur için favorilerden bir tanesi…
CTP’nin de gücünü arkasına alan Sibel Siber, diğer adaylara göre, daha örgütlü bir çalışma yapıyor, bu da onu, diğer adaylara karşı bir adım öne atıyor. Peki ama CTP içerisinde geçmişte yaşanan “kavgaların” etkisi olmayacak mı? Kesinlikle olacak… Ancak geçmişe göre, partide bir toparlanma, adayına sahip çıkma duygusunun oluştuğunu söyleyebiliriz. Buna bir de Sibel hanımın parti dışından alacağı oyları eklediğimizde, şansının oldukça fazla olduğunu söyleyebiliriz. Yani CTP içerisinde var olan ve Sibel Siber’e oy vermeyecek olan kesim, öyle sanıldığı kadar fazla, daha doğrusu Sibel Siber’i sandıkta bırakacak, ikinci tur şansını kaybettirecek kadar çok değil… Sibel Siber, siyasi basamakları tek tek ama emin adımlarla ve hak ederek çıkıyor. Bu çıkışını da, cumhurbaşkanlığı seçimleri ile birlikte sürdürme niyetinde. Ve görünen o ki, Sibel Siber bu seçimlerde, “şanslı” adaylar arasında başı çekiyor…
Mustafa Akıncı… Uzun süre siyasetten elini ayağını çektikten sonra, LTB seçimlerinde tekrar sahneye çıkan ve oradaki başarıyla birlikte Cumhurbaşkanı adayı olan Akıncı da, bu seçimde önemli bir çıkış yakalamayı bekliyor. En büyük handikabı, yerel seçimleri Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ölçü olarak alması. Büyük şehirlerde iyi bir çıkış yakalasa da, kırsal kesimlerde bu çıkışını sürdürdüğünü pek söyleyemiyoruz. Kendisine destek veren TDP ve BKP’nin oy oranları da göz önüne alındığında, oradan da önemli bir destek geleceğini söyleyemeyiz. Ama bir gerçek var ki, sonuç ne olursa olsun, Akıncı’nın alacağı oylar, kendisine destek veren iki partinin oy toplamından fazla olacaktır…
Ve bağımsız aday Kudret Özersay, belki de kazanacak adayın belirlenmesi konusunda kilit isim olacak. Daha doğrusu kazanacak adayı belirleyici olacak desek yanlış olmaz… Yıllardır müzakere masasında olan ve bu süreci en iyi bilenlerden birisi olan Özersay, bu seçimlerde beklediği atılımı yapamayacak belki ama ilerisi için siyaset sahnesinde önemli bir figür olacağı kesin. Kendisi ile son buluşmamızda gördüğüm o inanç, Özersay’ın artısı olsa da, arkasında örgütlü bir yapının olmaması ve diğer imkansızlıklar, onu diğerleri karşısında biraz daha şansız kılabilir. Yine de, Özersay için kafalarda oluşan oy oranının çok üstünde bir oy alacağına, sizi bilmem ama ben inanıyorum. Özellikle Özersay’ın alacağı oyların ikinci turda hangi adaya gideceği, kazanacak adayı belirlemesi bakımından önemli olacak. Partilerin son yaptırdığı anketlerde Sibel Siber ile birlikte oyu artan ve yükselişe geçen bir isim olarak ortaya çıkıyor. Özersay için bu dönem kazanmak belki zor ama ileride Özersay ismini Kıbrıs Türk siyasetinde daha çok konuşacağız…
YERİN KULAĞI VAR
ŞEFFAF OLMAYAN ÖDENEK KALMASIN: Kudret Özersay, Akıncı ve şimdi de Sibel Siber… Cumhurbaşkanlığı örtülü ödeneğini şeffaflaştırma sözü verdiler. Devrim olur aslında… Düşünsenize, 2015 için 2 milyon 450 bin lira… 5 yılda artık siz hesap edin… Bununla eş dost akraba, hatta kendi çocuklarınızı istihdam edersiniz, seçmenlere de dağıtabilirsiniz, her şeyi yapabilirsiniz. Hesabını soran olmaz. Burası küçük memleket, herkes her kuruşun gittiği yeri bir şekilde biliyor. Gizli ödenekler var olduğu sürece de, vatandaşın uygun olan ya da olmayan taleplerinin arkası kesilmiyor. Gör beni, göreyim seni sistemi bir türlü ortadan kaldırılamıyor…
YANDIK, DAHA 2 AY VAR: Seçim öncesi popülizm korkumu hep yazarım. Önceki gün de yazmıştım. “Sayın Başbakan aman dikkat, seçim sonrası bir felaket daha yaşamayalım” demiştim. Aynı gün toplanan Bakanlar Kurulu yine dağıttıkça dağıtmış. Her fırsatta UBP’nin kurultay ve seçim harcamalarının hovardalığından dert yanan bu hükümet, acaba kendisi ne yapıyor? En önemlisi, Maliye Bakanı Zeren Mungan bu işe ne diyor?
YASAKLAR BAŞLIYOR: Ve sonunda seçim yasakları başlıyor. Eminim bu işe en çok da, iş talebinden bunalan siyasiler sevinecek. Sadece istihdamlar değil, kamudaki tüm terfiler de seçimlere kadar yasaklanacak. Adaylar 22 Şubat itibarıyla yapacakları gezilerde resmi makam araçlarını kullanamayacaklar…
SEYREDİN BAKALIM: “Navtex iptal edilmeden, Barbaros çekilmeden masaya dönmem” demiş. Anlaşıldı, Anastasiadis yeteri kadar sıkıştırılmıyor. Onun için de zamana oynuyor. Demek ki, Kıbrıs’ta bir anlaşma isteyen yok(!)… Ne uluslararası arenada, ne bizde… Aksi olsa, bir yerlerden “masaya dön” baskısı yapılırdı… Şu an bizim için en büyük başarı bunu teşhir etmek olmalıydı ama ne yazık ki, öyle bir hareket de yok. Varsa yoksa, aynı statükoda bir beş yıl daha…
ÇÜNKÜ BESLENİYORLAR: Düşünüyorum da, Kıbrıs konusunda bana en doğru gelen değerlendirme, her iki tarafta, hatta dünyada anlaşma istemeyenlerin, mevcut statükodan nemalananlar olduğu değerlendirmesi… Çevirin gözünüzü Güney’e, hatta Avrupa’ya, okyanus ötesine… Kıbrıs’taki durum, herkesin işine geliyor. Özellikle de bu küçük adanın küçük çıkarlarından beslenenlerin işine geliyor…
NASIL BİR ÜLKE: Gazetelere şöyle bir bakın. Felaket haberlerinin dışında bir şey görmek mümkün değil neredeyse. Ölüm, kaza, soygun, uyuşturucu ve daha niceleri. Düşünüyorum da, bu ülkede güzel bir şey olmuyor mu Allah aşına..? Oluyor olmasına da, o kadar az ve önemsiz ki, onlar da kendilerine yer bulamıyorlar…
ZİRVEDEKİLER
Toparlanıyoruz Hareketi: “KKTC’de hükümet mevkisinde olanlara sormak zorundayız. Siz kendi ülkenizin insanının, gençlerinin ve engellilerinin ihtiyaçlarını saptamaktan aciz misiniz? Siz gençlik ve spor alanlarında kendi ülkenize uygun program ve projeler geliştirme ve bunları yürütme ehliyetinden yoksun musunuz? Bu işleri bir başka ülkenin gençlik ve spor bakanlığına havale etmekte beis görmediğinize göre bu soruların cevabı ‘evet’ olsa gerektir. O zaman size bir sorumuz daha var: Siz ‘ibrikçi başı’ mısınız..?”
DİPTEKİLER
Ersan Saner: Aynen KTHY’de olduğu gibi, Ercan konusu açıldığında Ersan Saner herkesten fazla konuşuyor, etrafa olmadık suçlamalar yapıyor. Yahu kardeşim, bu adam sözleşmede belirtildiği gibi, inşaatını başlatmadıysa, bu sizin suçunuz. Çünkü siz araziyi zamanında teslim etmediniz. Bir de üstüne, 13. maaşları ödeyesiniz diye parayı acele adamın elinden aldınız. Şimdi devlet dava ediliyorsa, bu sizin suçunuz. Ne kadar bağırırsanız bağırın, suçunuzu ört bas edemezsiniz. Bu kadar açık…
































