Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Orta yol aramak zahmet ister…

 

Müteahhitlerin itirazları malum…
İhalelerin Türkiye’de açılmasına karşılar.
Hepimiz de böyle bir yatırımdan yerel firmaların yararlanmasını isteriz. Yani hem kültürel ve turizme yönelik kazanç, hem ekonomik kazanç, kaymaklı ekmek kadayıfı olur.
Ama unuttukları ya da görmek istemedikleri, o yatırımın tüm finansmanının Türkiye tarafından karşılanıyor olduğu.
Konu, vakıf ve kültür varlıklarının restorasyonu…
Bir kere, KKTC’nin bu restorasyonu yapacak gücü var mı?
Yok…
Tüm dünya Ortodokslarının kabesi Apostolos Andreas’ın restorasyonu bile 40 yıl bekledi.
Her dönemde, bu restorasyonun yapılmasına inanç belirtildi, dünya kültür varlığı dendi, din turizmi dendi, ama yapılamadı. Sonunda Rum tarafı, hatta kilise dahil edilerek bir fon oluşturuldu da, restorasyon başlayabildi.
Çünkü ne ona, ne de diğerlerine el atacak bir bütçemiz vardı, ne de böyle bir kaynağa ulaşma öngörümüz.
Şimdi, Türkiye bu yatırıma kaynak ayırıyor.
Ama kendi mevzuatı, ihalenin burada açılmasına, ya da bizim müteahhitlerin orada ihaleye katılmasına izin vermiyor.
Burada öncelik, yatırımın yapılması. Halk adına, birinci önceliğimiz bu.
Kimin yapacağı konusu ise belli bir kesimin önceliği.
O bakımdan önce bunu ortaya koymak gerek.
Yani, bizimkiler ihaleye katılamıyor diye, bu yatırım yapılmasın mı?
Böyle bir ısrar olabilir mi? Hangi devirde yaşıyoruz.
Ama yapılacak hiçbir şey yok denirse, ben de buna itiraz ederim.
Bir kere müteahhitler, burada kıyamet kopartmakla vakit geçireceklerine, kendilerine güveniyorlarsa, giderler Türkiye’deki şirketlerle taşeronluk, yüklenicilik anlaşmaları yaparlar.
Benzer uygulamalar, başka diğer ihalelerde de yapıldı zaten. Buna bir engel yok.
Rekabet ortamında, kendinize yer edinebilmek için çaba göstereceksiniz.
İkincisi, hükümet de bu yönde girişim yapabilir. Yani ihaleyi alacak olan şirketin işçiliği, malzemeyi ya da tamamıyla restorasyonu buradaki firmalardan taşeron kullanarak yapması için girişim yapabilir. Zaten burada iş yapacak olan bir şirketin, yasal olarak yerel bir ortaklığa gereksinimi yok mu?
Kısaca demek istediğim, “ya benimsin ya kara toprağın” misali sıfır kazanımlı tepkiler yerine, ya bir yol bulmak, ya bir yol açmak için çaba harcanmalı.
“Ya bize verilir, ya yapılmaz” gibi bir tutum asla kabul edilemez.
Dünyanın her yerinde yabancı müteahhit firmalar yatırım yapmakta.
Bakın Türk firmalarına, özellikle Türki devletlerde ve Orta Doğu’daki yatırımların yarıdan fazlası Türk firmaları tarafından götürülüyor. Hatta ABD’nin bile “Foreign Contractor” Yasası var. Liberal ekonominin kuralı bu.
Umarım hükümet de, diğer eylem yapan diğer gruplara verdiği tavizler gibi, bu konuda da, restorasyon işinin toptan yatmasına sebep olacak bir tutum içine girmez.
Gerekirse, bu gibi durumlarda, yerel işgücünün mağdur olmasını engelleyecek eksikleri varsa, süratle onu giderecek yasal düzenlemeleri yapar…
Bir kaşık suda boğulmak yerine, biraz zahmetli olanı yapmak, orta yolu bulmaya çalışmak gerek…

 

YERİN KULAĞI VAR
TAVLA VE ATATÜRK: Cumhurbaşkanı adayı Sibel Siber’in, “Tavla oynayarak Kıbrıslı Türklerin sesini dünyaya duyuramazsınız!” sözleri Eroğlu fanlarını çok kızdırmış olacak ki, Atatürk’ün tavla oynarken çekilmiş bir fotoğrafını servis ederek, Sibel Hanım’a cevap verdiler kendilerince. Hüseyin Ekmekçi’nin dediği gibi, “Atatürk ile benzeşmenin tavla üzerinden yapıldığı bu ülkede, ata binen herkes Atatürk’tür…”
HEP AYNI YÜZLER: Bugüne kadar yayınlanan tüm kamuoyu yoklamalarında önde çıkmasına rağmen, Derviş Eroğlu’nun rahat olmadığı, aksine, oldukça huzursuz olduğu iddia ediliyor. Özellikle servis edilen bölge toplantılarıyla ilgili resimlerde aynı simaların ortada görünmesinin, Eroğlu’nun canını çok sıktığı ve danışmanlarına kamuoyuna dağıtılan resimlerde bölge halkının yer alması konusunda direktif verdiği duyumları geliyor…
MAL VARLIĞINIZI VE KAYNAĞINI AÇIKLAYINIZ: Mal varlıklarının açıklanması konusunda, diğer adaylara yönelik çağrımıza çok sayıda destek geldi. Vatandaş, Kudret Özersay gibi, diğer adayların da mal varlıklarını açıklaması için taleplerini yineleyerek, “Diğer adaylar da açıklayıncaya kadar, bu sayfadan yazmaya devam edin” diyorlar. Biz de tekrardan soruyoruz, Özersay dışındaki adaylar da mal varlıkları konusunda açıklama yapacaklar mı, yoksa “biz zaten yapmıştık” deyip olayı geçiştirmeye mi çalışacaklar… Tabii aslında bu da yetmez, önemli olan kaynağı ile birlikte açıklayabilmek…
SEÇİM ORTADA: Nisan ayında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kimse kendini banko olarak görmesin. Adayların söylemleriyle vatandaşın düşüncesi çok farklı. Yayınlanan anketlere bakmayın siz, sokağın anketi çok farklı. Öyle görünüyor ki, seçimlerde 4 aday da iddialı. Bu dört isimden ikisinin, ikinci tura kalması sürpriz olmayacak. Yani kimse şimdiden bu seçimlerin sonucu belli diye bir algıya kapılmasın…
BU YIL GERÇEKTEN ÖNEMLİ: 2015 için herkesin ortak kanısı, bu yılın çok önemli olacağı… Gerçekten de nisan seçimlerinin hemen ardından, sonuç ne olursa olsun, ülkede iç politikada önemli olaylara şahit olacağız. Özellikle de ana muhalefet UBP için nisan sonrası ilginç senaryolar daha şimdiden yazılmaya başlandı bile…
İŞTE PETROL YÜKSELDİ:
Biz bir kaç ay öngörmüştük ama Suudi Arabistan Kralı Abdullah’ın geçtiğimiz gün ölümü, Batı’ya petrol fiyatlarının yükseltilmesi için gerekli bahaneyi çok daha erken verdi. Yerine geçen kardeşinin, fiyatları düşük tutma politikasını değiştirmeyeceği söylense de, fiyatların düşmesinden tedirgin olanlar, bu durumu derhal fırsata çevirdiler ve bir günde yüzde 1,5 yükselttiler. Artışın süreceği yorumları yapılıyor. Korkarım elektrik faturalarını öderken, sadece bir kaç kuruş olan indirimden dahi yararlanamayıp, zamlı tarifeye geçeceğiz. Hakkımızda hayır…

 

ZİRVEDEKİLER
Alp Aydınova: “Temsil ettiği o devletin adını taşıyan piyango biletlerini bile doğru bastıramayan bu hükümet nasıl olur da, temsil ettiği halkın haklarını savunacak..? ‘Piyangodan çıkmış gibisiniz’ diyor ve ‘amortinizi de sizden fazla kıymetli olduğu için, size bağışlıyorum! Kazandığım amortiyi de yanlış yazmadı iseniz EĞER”…
DİPTEKİLER
Özel Hayatı Siyasete Malzeme Etmek: Siyasete şurasından burasından bulaşan herkes, eleştirileceğini bilir. Siyasetçinin özel hayatı yoktur da denir. Ancak ne isterse olsun, özel hayat herkes için yasalarla koruma altındadır. Son dönemde, yine siyaset için, ama bu kez çirkin siyaset için, dingonun hanına dönen sosyal medyada özel hayatların kullanıldığına şahit oluyoruz. Seçilmek veya seçtirmek için her şeyi mübah görenler, bu kuralsız ortamda etik, ahlak dinlemiyor. Bu oyuna gelmemek, yapılan ahlaksızlıkları deşifre etmek de vatandaşlık görevi…