Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Komik bir denetim hikayesi

Gündemin arasında kayboldu gitti, ancak gerçekten ciddi bir hukuk ihlali olarak gördüğümüzden, bir yerlere not etmiştik…

 

Aslında tam bir komedi.
CTP Ozanköy Ocak Örgütü’nde denetim yapan sıhhiye müfettişi, “Bina içinde birçok insanın sigara içtiği tespit edildi” gerekçesiyle, 837,50 TL ceza kesmiş.
Ceza kesilenin “adı” kısmı boş, kimlik kartı numarası “yok.” Çünkü ceza kime kesilmiş, orası belli değil. Makbuzda sadece CTP Ozanköy Örgüt Binası’nda suçun işlendiği belirtiliyor.
Öncelikle ceza bir tüzel kişiye kesilemez. Ha, örgüt binasındaki işletmeciye kesse, işletmecinin adını yazsa bir derece. O da yok. Peki tebligat kime yapılacak? Meçhul…
İkincisi, cezaya doğrudan muhatap olanlar, sigara içenler.
Yasa ilk etapta onlara ceza kesilmesini öngörüyor.
Ama onlara hiç ceza kesilmemiş. Sadece “Birçok insan” deniyor.
Sıhhiye müfettişi arkadaş, gerekçe olarak, “9. Madde’nin, 5. Fıkrası” diye de yazmış.
Merak ettim açtım baktım. Tütün Ürünlerinin Zararlarından Korunma ve Denetim Yasası’nın o maddesi şöyle;
“Bu maddenin (1)’inci fıkrasında belirtilen yerlerden birinci derecede sorumlu olan işverenler, işletme sahipleri, en üst düzeydeki yöneticiler veya işveren vekilleri, bu madde kurallarının tam anlamıyla ve etkin bir biçimde uygulanması için gerekli önlemleri almak; gerekli düzenlemeleri yapmak ve yasaklara aykırı hareket edenleri uyarmak, onları yasak olan kapalı alanın dışına çıkarmak ve hakkında yasal işlem başlatılmak için denetçilere veya Bakanlığa bildirimde bulunmakla yükümlüdürler.”
Konuyla doğrudan alakası yok.
Ama başka bir madde var, 26. Madde’nin, 6. Fıkrası’nın (A) bendi:
“Bu yasanın 9’uncu Maddesi’nin (5)’inci Fıkrası’nda yer alan yükümlülüklere aykırı hareket edilmesinin önlenmesiyle ilgili olarak gerekli önlemleri almayan gerçek veya tüzel kişiler, önce denetçiler tarafından yazılı olarak uyarılırlar ve bu uyarıda verilen süre içerisinde, uyarıda belirtilen önlemlerin alınmaması halinde, bir suç işlemiş olurlar ve haklarında asgari ücretin yarısı tutarında idari para cezası uygulanır.”
Neymiş, demek ki, işletmecinin önce uyarılması ve süre verilmesi gerekiyormuş.
Yani diyeceğim şu; denetim yapılmasını, hem de her konuda, sonuna kadar savunan bir kişi varsa o da benim. Kim ki yasaları ihlal eder, yakasına yapışılsın diye buralarda canımızı yiyoruz.
Ama insaf da dinin yarısı. Denetime gönderilen memur en azından uygulamasını yaptığı yasayı bilsin be kardeşim.
Şimdi bu işletmeci, müfettişin hatasından dolayı bu cezayı ödemeyebilir. Yani işi mahkemeye götürebilir. Çünkü iş mahkemeye gittiğinde, hakim de yasanın doğru uygulanıp uygulanmadığına bakacak. Açıkça görecek ki, yasa doğru uygulanmamış. Ve müfettişe soracak, “Orada sigara içen herkese tek tek ceza kesmen gerekiyordu, bunu neden yapmadın” diye.
E, o zaman neye yaradı bu denetim?
Maksat üzüm yemek mi, yoksa bağcıyı dövmek mi belli değil. 
Baştan komik bir hikaye dedik ama aslında trajikomik…
İlk bakışta basit bir olay gibi gelebilir ama düşünün ki her an hepimizin başına gelebilecek bir sorumsuzluk örneği…

YERİN  KULAĞI  VAR                                                                                                                                                  OLMADI GENCAY HANIM:                                                                                                                                             Gencay Eroğlu, Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun kızı. Gençlik Dairesi olarak güzel işlere imza atmış bir müdür. Ancak Havadis Gazetesi’nin dünkü manşetinde yer alan, “Haydi gençler mitinge” haberi, bu övgülerle pek de örtüşmedi. Her ne kadar Gencay Hanım, yapılanların kendi bilgisi dışında olduğunu söylese de, bana inandırıcı gelmedi. O bir yana, bu dönemde bu tür bir organizasyonun artısından çok eksisi olacağını ve babasını zora sokacağını bilmeliydi. Gencay Hanım, devlet olanakları ve gençleri bu tür oyunlara alet etmenin, günün sonunda etki değil tepki toplayacağını görebilmeliydi…
EROĞLU’NUN BÜTÇESİ NE:                                                                                                                

                       19 Nisan’da yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde partilerin ne kadar para harcayacağı da önemli. CTP adayı Sibel Siber’in seçim bütçesi 1 milyon olarak açıklanırken, bağımsız adaylar Akıncı ve Özersay, seçim bütçelerinin tamamen bağışlarla oluşacağını ifade ettiler. Seçim sürecinde ne kadar harcayacağı en çok merak edilen Derviş Eroğlu ise bu konuda herhangi bir açıklama yapmadı. Eminim o da harcayacağı paranın kaynağını, bağışlar olarak açıklayacaktır…  Aslında bunların hiç bir önemi yok. Onca şaibeli seçimin üstü nasıl örtüldüyse, bu da gelir, geçer…
BÖYLE DİYE DİYE:                                                                                                                                                            Bayındırlık ve Ulaştırma eski Bakanı UBP Milletvekili Ersan Saner, “2010’da KTHY seçime kurban edildi, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de Gazimağusa Belediyesi kurban edilecek” şeklindeki iddiaların doğru olmadığını söylemiş. Nasıl olsa millet balık hafızalıdırlar diye düşünüyor… 2010’da KTHY nasıl Derviş Bey’in seçimine kurban edildiyse, bu seçimde de Mağusa Belediyesi, 7 ayda 50 istihdamla kurban edilme yolunda. Yalanlanacak hal kalmadı. Mızrak artık çuvala sığmıyor…
ZAM YÜZDE 7: Harçlara yapılacak zamlarının martta geleceğini öğrenmiştik, oysa şubatta kapımızda bulacakmışız. Üstelik de yüzde 7…  Herkese eşit bile verilemeyen hayat pahalılığını yüzde 2 açıkladılar, zammı yüzde 7… Haydi elinizi çabuk tutun, zamlar gelmeden harçları ödemeye bakın.

SYRIZA’YA UMUT BAĞLAYANLAR, ÜZGÜNÜM:                                                                                               Yunanistan’da 25 Ocak’ta yapılacak genel seçimler öncesinde, Radikal Sol Koalisyon yani SYRIZA’nın yüzde 29 ile önde gittiği görülüyor. SYRIZA, AB Troyka’sının Yunanistan’a yaptığı dayatmalara karşı çıktığı için popüler olmuş durumda. Diğer yandan, Kıbrıs konusunda ittifakın liderleri, en sağdaki partilerden daha fanatik… O nedenle bizdeki bazı kesimlerin umut ettiklerinin tersine, anlaşma yolunda hiç de yeni açılımlar yaratabilecek gibi görünmüyorlar. Aksine Kıbrıs konusunda uzlaşma istemeyen taraflar için bulunmaz nimet olacaklar…

KOOPERATİF KALMAMIŞ:                                                                                                                                     

Dünya tarımı, kooperatifçiliğe eskisinden daha fazla yönelirken, bizde geçmişin en güçlü kurumları olan kooperatifler ortadan kalkmış, üretimin neredeyse tamamı, yani yüzde 98’i kişilerin ve ailelerin eline geçmiş. Neden acaba? Bence tarımımız rasyonel kurallara bağlı olmadığından. Ne teşviki, ne desteği, ne arazi kiralaması ekonomik akılla yapılmıyor. Özellikle de tarımın neredeyse her aşamasında siyaset hakim. “Birleşelim, daha çok üretelim, rekabet edelim” derdi yok. Gemisini kurtaran kaptan… Tarım artık bu ülkede, bir, parası olanın, bir de arkası olanın işi…

ZİRVEDEKİLER                                                                                                                                                  

     Lefkoşa Türk Belediyesi: Yıllardır bırakın yatırım yapmayı, çalışanın maaşını ödemekten aciz LTB, bugün artık sorunlarını kısmen aşmış, yatırımlara başlamış.  3 adet yeni çöp aracı ve 2 adet çekirge aracı Lefkoşalıların hizmetine girdi. Lefkoşa kendi kaynaklarıyla yıllardan sonra kendine yatırım yapıyor. Nereden nereye…

DİPTEKİLER                                                                                                                                                            

  Emeğin İktidarında Adalet: Ne tantanaydı o, herkese eşit hayat pahalılığı dediler, sonra alt kademelere daha çok dediler, en sonunda da,  sendikaların baskısına uğradıkları 2011 sonrası işe girenlere kıyak yaptılar.  Açıklama üstüne açıklama yapılırken, sigortalılardan hiç bahsedilmedi. Ama biz yine de, onları da devlet ödediğine göre ve en az maaş alan kesim olduklarına göre, en yüksek HP’den yararlanacaklar diye düşünmüştük. Yanılmışız. 1500 lira ile geçinmeye çalışan sigorta emeklisine layık görülen artış sadece 32 TL imiş. Yani geçmiş yıllardakinden de az. Emeğin iktidarına ve de onun adaletine bakın siz…