Geçtiğimiz günlerde yazmıştım. Hazır olun, yakında anket savaşları başlayacak diye. Sağ olsunlar çok bekletmediler. Ve bir şey daha söylemiştim. Yapılan tüm anketlerin amacının, algı operasyonu olduğunu…
Niye mi böyle düşünüyorum. Bugüne kadar benim gördüğüm 4-5 anket yayınlandı. Bu anketlerin neredeyse tümünde Eroğlu önde gösterilirken, Sibel Siber ikinci, Mustafa Akıncı üçüncü, Kudret Özersay ise dördüncü sırada yer aldılar.
Bunda bir sorun yok.
Benim kafamı kurcalayan oy oranları.
Kendi kanaatim de, ilk tur için sıranın bu şekilde olacağı ve dananın kuyruğunun ikinci turda kopacağı yönündedir… Yani adaylardan herhangi birisinin, işi daha ilk turdan bitireceğini sanmıyorum. Çünkü bütün adaylar da, belli bir taraftar ve oy yüzdesine sahip isimler… Ama dedim ya öyle anket sonuçları yayınlanıyor ki, insanın kafası karışıyor. Örneğin bir aday bir anket sonucuna göre %43 kusurda iken bir başka ankette %26’larda gösteriliyor.
Ama başta da dedim, yayınlanan ve bundan sonra yayınlanacak anketleri dikkate almamak en doğrusu. Ben öyle yapacağım. İnandığım, fikirlerine saygı duyduğum adayın hangi ankette yüzde kaç oy aldığı beni ilgilendirmez.
Yaratılmaya çalışılan algı, bence aldatmacadır. Ama buna rağmen, ne yazık ki yıllardır bu anket oyunları ile kafa karıştırıp, kendine pay çıkaran çok siyasetçi tanıdık. Bunda başarılı olduklarına da şahit olduk.
Toplumda var olan, “kazanandan yana olma” güdüsü, “oyumu kaybedecek adaya değil, kazanana kullanayım ki boşa gitmesin” eğilimi, böyle zamanlarda sonuna kadar istismar edilir ve seçmeni, hiç düşünmediği, fikirlerine katılmadığı bir adaya oy vermeye yönlendirir. Zaten bu tür anketlerin de amacı, toplumda bu algıyı yaratmaktır…
Bugüne kadar yayınlanan bütün anketlerde Derviş Eroğlu hep önde görünüyor. Bu da gayet normal. Ancak UBP ve DP-UG’nin adayı olmasına rağmen, hala daha yeterli oy oranına ulaşamaması ise oldukça düşündürücü. Girne Araştırma Enstitüsü’nün yaptığı son anket sonucuna göre Eroğlu %31 gibi bir oy oranına ulaşabilmiş. Bu oranı sorgulamak yerine, Eroğlu yandaşı bazı gazetecilerin buradan yola çıkarak, Eroğlu’nun ilk turdan seçimi alabileceği kanısına varmalarına şaşmamak elde değil. Aynı ankette yer alan %19 kararsız oylarının hangi adaya gideceği belli olmamasına rağmen, bu oylardan payına en az düşecek olan adayın Eroğlu olduğunu söylersek yanlış bir değerlendirme yapmış olmayız sanırım…
Nisana daha çok var. Bu tür anketler daha çok yayınlanacak. Geçmişte yayınlanan birçok ankette önde gösterilen adayın, seçimi nerelerde bitirdiğini çok gördük. Çok uzağa gitmeye gerek yok. Bir önceki yerel seçimlerde bütün anketlerde birinci gösterilen DP adayı Mustafa Arabacıoğlu, sandıklar açıldığında bırakın kazanmayı, seçimi üçüncü sırada bitirmişti… Son yerel seçimlerde ise yapılan anketlerde, Mağusa’da Oktay Kayalp’in kazanacağına kesin gözüyle bakılıyordu. Sonuç Arabacıoğlu örneğinde olduğu gibi hüsran oldu…
500 kişi ve 1000 kişiyle örnekleme olarak yapılan anketler, örneklemeler ne kadar dikkatlice yapılırsa yapılsın, 170 bin civarındaki bir seçmenin, genel görüşü olarak kabul edilemez. Bu nedenledir ki, son yıllarda yayınlanan anketlere güven azalmış veya inandırıcılığı kalmamıştır…
Çıkın sokağa ve dostlarınıza sorun, “seçimlerde kime oy vermeyi düşünüyorsun” diye. Kendi çevrenize göre farklı farklı sonuçlar alacağınızı göreceksiniz. Örneğin kazanma şansı hiç olmadığı söylenen bir adayın, sizin çevrenizdeki araştırmada uzak ara önde olduğunu görürseniz hiç şaşırmayın…
Sonuç olarak kararı verecek olan sizsiniz. Oy vereceğiniz adayın, önde veya gerilerde olması önemli olmamalıdır. Çünkü sizin vereceğiniz oylarla, inançlarınızın hayata geçebileceğini bilmelisiniz. Etki altında kalıp, oyunuzu hiç inanmadığınız bir adaya yönlendirdiğiniz zaman, sadece kendi adayınıza değil, toplumun geleceğine ihanet etmiş olursunuz…
YERİN KULAĞI VAR
İKİNCİ TUR KESİN DE:
Nisan ayında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin, büyük bir sürpriz olmaması halinde ikinci tura kalacağı kesin gibi görünüyor. Burada önemli olan seçimleri üçüncü ve dördüncü sırada tamamlayan adaylara oy veren seçmenlerin, ikinci turda hangi adaya yönelecekleridir. Bu seçmenlerin destek vereceği aday, ikinci turun galibi olacaktır…
DAÜ’DE BEKLENEN OLDU:
DAÜ Sağlık Bilimleri Dekanı Prof. Dr Hülya Harutoğlu görevinden istifa ediyor. Nedenlerini de şöyle sıralıyor: “üniversitedeki yetki karmaşasından dolayı, birçok öğrenci okuldaki sorunlarını çözümleyecek merci bulamıyor ve başka üniversitelere yatay geçiş yapıyor; Türkiye’den gelen öğretim üyeleri maaş ve ücretleri ödenmediği için ders vermeyi durdurdular”… Bunun dışında, öğretim üyeleri tamamen ikiye bölünmüş, sosyal medyada iğrenç hakaretler iftiralarla birbirlerine saldırıyorlar. Hepsinin tek bir sebebi var, siyaset eliyle DAÜ’nün başıboş, otoritesiz bırakılması. Ülkenin en büyük üniversitesini getirdikleri durumla övünsünler…
HAYDİ BAKALIM SAYIN AKİM CEVAP VER:
Toparlanıyoruz Hareketi, borçtan başını kaldıramayan Kıb-Tek’in yaptığı istihdamlarla ilgili sorular yöneltti, istihdam rakamlarını, sınav yapılıp yapılmadığını, yapıldıysa sonuçlarını sordu. Bu köşede, kendi açıklamasından yola çıkarak, “müdürünüzü görevden almanıza neden olan şirket kim” diye sorulduğu için tarafımıza zem ve kadih davası açan Sayın Akim, Toparlanıyoruz’un bu sorularını da dava etmesin sakın… Şeffaflıktan kaçmanın yolu, gözdağı vermek nasıl olsa…
SİYASİLER DIŞINDA, HERKES HEMFİKİR:
Dün tarımın bir bacağı olan Sanayi Odası’nın açıklamasına değinmiştik. Sanayici sütü işleyen, peynire, yağa dönüştüren sektör. Yanlış olanın toptan tarım politikası olduğunu, bütünlüklü bir yapılanmaya gereksinim bulunduğunu söylüyorlardı. Çarpıklık doğal olarak onları da etkiliyor. Bu kez benzer bir açıklama, yine sektörün paydaşlarından Esnaf ve Zanaatkarlar Odası’ndan geldi. Onlar da üretilen ürünleri vatandaşa ulaştıran kesim. “Sütte tekelleşme var, kim üretici, kim çiftçi belli değil, her şey yeni baştan kurulmalı” diyorlar. Demek ki, çarpık sistemden nemalananların dışında, kimse durumdan memnun değil. Bunca uzman orada dururken, katılımcı bir programla yeni bir tarım politikası üretmek çok mu zor? Yoksa korku seçimler mi? Popülizm bitirdi ülkeyi, daha neyi bekliyoruz…
ADRES DOĞRU MU: Son zamanlarda, daha doğrusu hemen hemen her eylemde tek adres, Meclis oluyor. Hayvancı, narenciyeci, çiftçi ve de memur. Sorunların temel noktası olan ilgili bakanlıklar önünde değil de, Meclis önünde eylem yapmayı tercih ediyor. Sanırım bir tek öğrenciler, sorunlarını aktarmak için doğru adres olan Eğitim Bakanlığı önüne gidiyor. Burada amaç, sorunların çözümünü talep etmek mi, yoksa şov yapmak mı anlayamadım…
UNUTTULAR HERHALDE: Hayvan Üreticilerinin üç günlük eylemlerine damga vuran “Yetiş Cumhurbaşkanım” pankartı oldu. Dayatma ekonomik paketlerle, üreticinin yok edilmek istendiğini savunanlar, bu paketlerin Erdoğan’ın Başbakanlık döneminde kabul edildiğini unuttular sanırım. Yoksa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı kurtarıcı olarak çağırmazlardı…
ZİRVEDEKİLER
Ferdi Sabit Soyer: Hayvancılar Birliği eyleminde Çiftçiler Birliği’nin açtığı “Erdoğan” pankartını eleştiren Soyer, “Kendi elinle kendi bindiğin dalı kestin. ‘Senin için et de gelsin, süt de gelsin, peynir de gelsin’ diyen bir anlayışa çağrı yaptın. Ateşe odun attın. Kıbrıs Türk halkının bütün toplumsal varlığını ateşe attın” dedi…
DİPTEKİLER
Uyuşturucu: Polis Genel Müdürlüğü 2014 yılı içerisindeki uyuşturucu suçları ile ilgili verileri açıkladı. Açıklamaya göre, 2014’teki sanık sayısı 365… Ele geçirilen uyuşturucular; “Sentetik Cannabinoid: 5 Kg. 576 Gr. Eroin: 2 Kg. 182 Gr. Hint Keneviri: 1 Kg. 551 Gr. Kokain: 19 Gr. Hint Keneviri Bitkisi: 161 Kök. Ecstasy: 621 adet. LSD: 3 adet pul parçası…” Maşallah yok yok…
































