Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Arabacıoğlu’nun istifası da bir işe yaramadı…

Dün Meclis’te Eğitim Bakanlığı bütçesi konulurken, Mustafa Arabacıoğlu’nun istifası da gündeme geldi de hatırladık. Sahi neden istifa etmişti Sayın Arabacıoğlu?

İstediği kadroları alamadığını, sistemin çarpık olduğunu, sadece 5 öğrencisi olan sınıflar yanında, öğretmensiz sınıfların var olduğunu, ama bir okuldan bir okula öğretmen nakli yapmaya bile yetkisi olmadığını, bakanlığın yöneten değil, yönetilen olduğunu söylemişti.
Serdar Denktaş da, sendikaları suçlamış, yetkilerinden şikayet etmişti.
O günden bugüne ne oldu?
Bir Bakan’ın kişisel değil, sistemle ilgili olan istifası, yetkililerin çözümlere odaklanmasına sebep olabildi mi?
Yeni bir bakan atandı.
Sistem..?
Aynen devam…
Bakanla ilgili haberler, okul gezileri ile sınırlı. Bir de çocukların başlarını okşarken çekilmiş fotoğraflarla.
Grevsiz gün geçmiyor…
Bazı yerlerde, sendikaların talepleri tatmin edilerek, seslerini yükseltmesi engelleniyor, ama o çarpık sistem, devam ediyor, eksiklikler devam ediyor ve maalesef zaman içinde kanıksanıp gidiyor.
Üstüne üstlük, önümüzdeki yılın eğitim bütçesi, yüzde bir de düşüyor.
Dünkü görüşmelerin başında Komite Başkanı olarak Birikim Özgür de konuştu. Yapısal sorunlar yanında, nitelikle ilgili sorunlardan da bahsetti; yapısal, niteliksel ve finansal sorunların artık daha da geç kalınmadan masaya yatırılması gerektiğini vurguladı.
Peki, bir önceki yıla göre bütçede daha az pay ayrılarak bu sorunların nasıl üstesinden gelinebilecek? Orası belli değil.
Bütçedeki payın düşmesi kötü de, var olan paralar doğru harcanıyor mu, o da şüpheli.
Dünkü Havadis’te gördünüz. Tamiratı için 46 bin lira ayrılan bir ilkokulun damı akıtıyor.
Diğer taraftan, devlet öğrenci taşımacılığı için 20 milyon gibi büyük bir para harcıyor, ama kimse mutlu değil. Bunda bile hem kalite yok, hem planlama yok.
Vatandaşın vergilerinin harcanması gereken başlıca konu eğitim. Ancak ciddiyetle ele alındığını ve yönetildiğini söylemek mümkün değil.
Konunun uzmanı olmayan bakanlar, bir kaç ayda bir değişen üst düzey yöneticiler, devlet politikası olmayan bir eğitim sektörü.
Hem de, ülkedeki tüm üniversitelerin, eğitim planlaması ve yönetimiyle ilgili fakülteleri, kapsamlı programları varken…
Dün muhalefetin eleştirilerine baktım, konuşmacılar detaylarda boğuldular. Zaten bugünkü hükümeti bir yana bırakın, daha öncekiler eğer işin ciddiyetine varsalardı, sorun böylesine kördüğüm olmazdı.
Ne hükümet programlarındaki vaatler yerine geliyor; ne de Sayın Arabacıoğlu’nun hükümeti silkinmeye davet eden istifası bir işe yaramış görünüyor…
Aynı hamam, aynı tas devam ederken; eğitim sistemi, dünyalı olmayan nesiller yetiştirme yolunda hızla ilerliyor…

YERİN KULAĞI VAR
BENCİL BİR TOPLUM OLDUK:

Sorunlar yumağı bir ülkede yaşıyoruz. Nereye uzansanız elinizde kalıyor. Toplum olarak yozlaştık, ortak değerlerimizi, hedeflerimizi, birlik beraberliğimizi kaybettik. Birinin ak dediğine diğerinin kara dediği, dün eleştirilenlerin, bugün eleştirir olduğu bir düzende yaşıyoruz. Hepsi bir yana, üzerinde yaşadığımız bu topraklarda kaç kişinin yaşadığını, bırakın sade vatandaşın, bizi yönetenlerin bile bilmediği bu ülkede ne yazık ki, umursamazlık ve nemelazımcılık aldı başını gidiyor…
DOĞANIN ADALETİ:
Levent Koleji, velilerden gelen şikayetler üzerine bir açıklama yapmış ve “Su baskınlarını önleme sorumluluğu sadece Levent Koleji’nin olamaz. Tüm ilgili ve yetkili birimler üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir” demiş. Oysa tahliye konusu ikincil sorun. Zamanın siyasileriyle birlikte, bizzat derenin yönünü değiştiren, okulun kendisi… Yani sorunun kaynağı kendisi. İlahi adalet diye buna denir. Sonuçta doğa, gelip yine kendini vuruyor…

DUYAN OLDU MU:
Son yaşanan sel felaketiyle ilgili olarak Cumhurbaşkanı adaylarından herhangi bir açıklama duyanınız oldu mu? Sadece Kudret Özersay’ın bu konuda bir açıklaması oldu. Onun dışında hiçbir adayın, yaşananlarla ilgili bir görüş, bir çözüm önerisi yaptığını görmedim. Halbuki toplumun liderliğine soyunan bu kişilerin söyleyecek bir şeyleri olmalıydı. Ne söyleyebilirler ki, hepsinin de bu konuda karnesi kötü…

DEMOKRATİK DAÜ NEREDE:
Başbakan Yorgancıoğlu ve Başbakan Yardımcısı Denktaş’ın, DAÜ’nün daha demokratik ve özerk bir yapıya kavuşturulacağı sözü ile başlatılan siyasi hareketin üzerinden yaklaşık iki buçuk ay geçti. Bırakın DAÜ’nün daha demokratik, daha şeffaf ve özerk bir yapıya kavuşmasını, bu ikili DAÜ’ye yeni bir rektör atamayı bile beceremediler. Ama onlar için önemli olan, dediklerini yaptırmaları, yoksa DAÜ batacakmış, onların hiç umurunda değil…

BİLEN VAR MI:
Günlerdir Lefkoşa’yı vuran sel felaketini konuşuyoruz. Bu felaket geçmişte de yaşanmıştı, yarın da yaşanacak. Kalıcı çözüm üretmek yerine, palyatif çareler üretip, mağdurları tazmin etmeyi tercih ediyoruz. Söz konusu bölgenin ıslahı için 1.5 milyon gerektiğini iddia ediyor uzmanlar. Peki ama devlet olarak, selden zarar görenlere bugüne kadar ne kadar para ödediğimizi bile var mı? Eminim 1.5 milyonun kat kat fazlasıdır…

TAHMİN YAPMASINLAR:
Meteoroloji tahminleri bugünlerde pek tutmuyor. Yapılan tahminler ve şok iddialar özellikle de vatandaşın islim üstünde olduğu bugünlerde, rahatsızlık yaratmaktan öteye geçmiyor. Mübarekler, selin saatine kadar veriyorlar, hani biraz daha sıksalar, selin nereleri vuracağını bile söyleyecekler. Ama tutmuyor ne yazık ki…

ZİRVEDEKİLER
Prof. Dr. Mustafa Camgöz: Çocukluk arkadaşım, ülkemin insanı Camgöz, İngiltere’nin saygın sağlık araştırma kurumlarından Imperial College’deki çalışmalarında kanseri vücutta donduracak ve yayılmasını önleyecek bir ilaç bulduklarını açıkladı. Hem kanser illetine son verecek bir ilaç bulunduğu için umutlandım, hem de büyük bir gurur duydum…

DİPTEKİLER
Serdar Denktaş: Önceki gün Ekonomi, Turizm, Kültür ve Spor Bakanlığı’nın bütçesi Meclis’te görüşüldü. Muhalefet saatler süren konuşmalarla eleştirilerini yaptı. Fakat galiba tarihte ilk kez, ilgili bakan Serdar Denktaş Meclis’te değildi. Sonuçta, Hasan Taçoy, kendince eleştirileri yanıtladı, bütçe oy çokluğuyla Meclis’ten geçti. Serdar Denktaş’ın tutumu, Meclis’in yasama ve denetim görevini de, muhalefeti de, vatandaşı da ciddiye almadığını göstermesi bakımından ibretlikti…