Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Müthiş bir analiz…

Brüksel’de AB’nin nabzını yakından tutan AB Haber, geçtiğimiz eylül ayında bir analiz yayınladı.
Analiz, Kıbrıs konusunda son 40 yılda Rumların ve Yunanistan’ın uluslararası alanda haksız oldukları durumlarda dahi, yaptıkları çalışmalarla haklı duruma geçmelerinden, ellerindeki kozları hiç politika değişikliğine gitmeden, bir devamlılık içerisinde kullandıklarından söz ediyor.
1974’te Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Rum-Yunan tarafınca tek yanlı işgalini; aynı zamanda bir AB planı olan Annan Planı’nı reddetmelerine rağmen AB’ye alınmalarını; şu anda da Kıbrıs’ın doğal kaynakları adanın tümüne ait olmasına rağmen, tüm dünyayı arkalarına alarak, durumu Türkiye’nin aleyhine çevirmelerini örnek veriyor.
Buna karşın Türkiye ve KKTC tarafının, izlediği politikalarla bir yere varılamadığını da kaydediyor. Zaten yazının özü de bu.
Yunanistan’ın NATO’ya dönüşüne izin verilmesi, AİHM’de oyunun gereği gibi oynanmaması, Yeşil Hat-Doğrudan Ticaret konusunda alınan kararlar uygulanmadığı halde, itiraz edilmemesi gibi hatalardan söz ediliyor.
Tabii esas vurgu, Talat-Hristofyas ve arkasından Eroğlu dönemlerinde, Rum tarafı masada asla samimi bir niyetle oturmazken,  ayak sürümelerinin önüne geçecek hiç bir şey yapılmamış olması…
Şöyle diyor yazar; “Sonuçlara itirazı olan varsa açıklasın. Hamasete gerek yok. Türk bürokrasisi ve siyasetini yeniden yapılandırmadan fazla bir  yol gidilemeyeceği de son 40 yılda herhalde anlaşılmıştır… Bu işlerin buraya gelmesinde  başta basın olmak üzere herkes, yani tüm aktörler suçlu. Kimse bu sonuçlardan siyasi bir mesaj da çıkarmaya kalkmasın hepimizin hataları var. Özeleştiri yapılmazsa bugüne kadar olduğu gibi, hata yapılmaya devam edilir. Esas olan bu sonuçlardan çok iyi ders çıkarmak. Bu da ancak tek yolla siyasi ve kamu reformu yapılarak olur”.
Lütfen ideolojik saplantılardan kurtulup, bu fotoğrafa bir bakın.
Şimdi bu analizin altına imza atmayacak olan var mı?
Şu anda bile “hemen, şimdi bir anlaşma” beklemenin hayal olduğu ortada değil mi?
Şartlar tersine çevrilmediği, hem Rum tarafı hem de ortakları bir anlaşma yapmaya mecbur edilmediği sürece, karşı taraf adım adım ilerlemeye devam edecek, bizler de burada vizirdenmeye.
Eğer öyle olmasa, Rum tarafı, tarihin en büyük toprak tavizini gündeme getirebilir miydi?
Onun için, eğer gerçekten bir anlaşma istiyorsak, artık hiç olmazsa bundan sonra oyunu kurallarına göre oynamak zorundayız.
En azından gerçekleri ve hatalarımızı önümüze koyup, özeleştiri yapabilmeliyiz.
Öyle “hem ağlarım, hem giderim”le olmuyor… 

Not: AB Haberin analizinin tümünü okumak isteyenler için link şöyle:
https://www.abhaber.com/abhaber-analizbravo-yunanistan-ve-guney-kibrisa-kibris-ve-ege-sorununda-istediklerini-tumuyle-almis-durumdular/

YERİN KULAĞI VAR

ZAMANA OYNAMAK:
Askerlik Yasa Tasarısı, DPUG’nin önerisiyle komiteye geri çekildi. Bundan daha iyi şartlarda bir tasarının gelmesini bekleyenler, buna olumlu baktıklarını açıkladılar. Ancak Tufan Erhürman’ın Meclis kürsüsünden yaptığı açıklama çok anlamlıydı. Komite’nin kendisinin bir çalışma yapmadığını, Başbakanlık ile Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’nın çalışmasının Komite’de oy birliği ile geçtiğini, şu anda eğer yeni bir karar verilecekse, bunun “siyasi” nitelikli olacağını söyledi. Bu hükümetin, böyle bir anda, askerlik konusunda daha da ileri siyasi bir adım atması beklenebilir mi? Ben sanmıyorum. DPUG’nin önerisi de bence zamana oynamaktı. Başka bir şey değil…

ASPİR İŞİ FİYASKO:
Aspir olayının, Taşyapı-DP arasındaki sorunların çözümü sırasında aniden ortaya çıkan bir konu olduğu şimdi daha iyi anlaşılıyor. Tarım Bakanı, konuyu Bakanlar Kurulu’nda duyduğunu söylüyor. Yani işin içinde değil. Çiftçilerin ise hiç haberi yok. Üstelik de tepki gösteriyorlar. Böyle bir stratejik karar alınırken, “hangi analizler yapıldı, kimlerle konuşuldu, hangi uzmanlara soruldu, işler böyle yürüyecekse Tarım Bakanlığı’na, onun uzmanlarına ne gerek var” sorularının yanıtları da havada kalıyor… 

EROĞLU ÖZÜNE DÖNDÜ:
Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun, bu seçimlerde özüne dönerek “Bir karış toprak” politikasını ileri götüreceği anlaşıldı. Milliyet’te yayınlanan “yüzde 25 toprak istiyorlar” haberi ve yayınlanan harita, Eroğlu’nun köylerde söylediklerinden oluşuyor. Sadece çözümsüzlük üstüne bir propaganda. Bir strateji yok, karşı bir politika yok… 2010’da Talat’a karşı, yani “çözüm” cephesine karşı aday olduğunda ağzına bile almadıklarını, şimdi yeniden söylemeye başladı. Rum tarafı da ona bu bulunmaz fırsatı hediye etti…

KÜÇÜL DE CEBİME GİR:
Halen adanın %36’sını elinde bulunduran Kıbrıs Türk tarafı, Annan Planı döneminde bu oranı %29’a kadar geri çekmişti. Ancak Rum komşularımız bunun da bizim için fazla olduğuna kanaat getirmiş olmalılar ki, şimdi de Kıbrıs Türkü’ne %25 toprağın yeterli olduğuna karar vermişler. Anlaşılan o ki komşu, adada geçmişten gelen %70’e %30 oranına bile rıza göstermiyor…   

İŞ YASA YAPMAKLA BİTMİYOR:
Havadis Gazetesi’nin dünkü manşeti, ülkenin bir gerçeğini daha gözler önüne serdi. Hani hep siyasilerimiz diyor ya, “ne yapalım bu konuda yasa yok” diye. Sanki yasa olsa yapacaklar. Yasa var olmasına var da, bunu uygulayan, denetleyen mekanizmalar çalışmazsa olmaz. Bırakın yeni yasa yapmayı, mevcut yasalar adam gibi uygulansa birçok sorun kendiliğinden çözülecek ama, ne hikmetse bunu bile beceremiyoruz…

ZAMAN SHOW ZAMANI DEĞİL:
Öğretmenlerin değişik okullarda başlattıkları grevler, her gün artarak devam ediyor. Ancak başlıca görevi sorunları çözmek olan Eğitim Bakanımız ise, okul okul gezip çocukların başını okşarken çekilmiş resimlerini servis ettiriyor. Çocuklarımızı sevelim, koruyalım tamam da, siz koltuğa o sevdiğiniz çocukların kesintisiz ve düzgün eğitim almalarını sağlamak için oturmadınız mı? Bırakın okul okul gezip show yapmayı da, bir an önce çözüm üretmeye bakın…

ZİRVEDEKİLER
Yorgo Kırbaki (Hürriyet): “Malzemesi, pişirme ve içme tarzı aynı olan bu kahveye illa da bir ‘vatan’ bulmaksa mesele, benim için o kahve yüzde 100 Türk… 1974’e kadar Yunanistan’da Türk kahvesi denirdi. Kıbrıs’tan sonra medyaya ‘Biz Yunan kahvesi diyoruz’ reklamları çıkmaya başladı. Zaten dünyada bu kahveye ‘Yunan kahvesi’ diyen bir tek biziz”…

DİPTEKİLER
Asım Karaderi: Avcılık Federasyonu Başkanı Aysın Karaderi, Büyük Av sezonunun açılmasıyla birlikte avcılara seslendi ve “bizim duyarlılığımız, bütünlüğümüz dünkü gibi olmalı. Bilincimiz bu yazıp çizen yazarlara kapak olmalı” demiş. Dünkü av sonrası gördüklerimiz gerçekten de bize kapak oldu.
Arabaların gabosunda onlarca keklik ve tavşan fotoğrafları, bizzat kendilerinin öldürüp ovaya bıraktıkları köpekler  ve ilk günden vurulan avcının haberi. Bizim için bundan iyi kapak mı olur Sayın Karaderi..?