Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Hiç olmazsa suyu yönetin

Kimse kusura bakmasın ama ne istediğimizi, kime kızıp kime kızmayacağımız veya neden kızdığımızı bilmeyen bir toplum olduk.
En çarpıcı örnek, çok değil bundan 5-10 yıl öncesinde, yani 2004 Annan Planı döneminde yere göğe sığdırılamayan, öve öve bitirilemeyen o dönemin Başbakanı, şimdilerin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı gösterebiliriz… Anan Planı’na “EVET” dediği için kendisini kahraman ilan eden kesim, şimdi neredeyse Erdoğan’ı “istenmeyen adam” ilan edecekler. Gerekçe olarak da, bize “besleme” demiş. Peki ama “besleme” değil miyiz..? Utanmayın ve  söyleyin… Senin maaşın kaç Sayın Başbakan” sorusunun altındaki gerçeğin ne olduğunu, bu ülkeye yıllardır yatırmlar için gönderilen milyonlarca liranın nasıl peşkeş çekilip ona buna “seçim rüşveti” olarak dağıtıldığını bilmiyor musunuz? O zaman kızmak yerine, oturup iki kere düşünmeliyiz, biz nerede hata yaptık diye… 
Yıllardır yeni bir ülke yaratacak kadar parayı, hem de hiç karşılıksız olarak yatırım yapmamız için bize gönderecekler, ama biz o paralarla, sırf seçim kazanmak için dünyada eşi görülmemiş yasalar yapıp, ülkeyi değil, kendi geleceğimizi kurtaracağız, ardından da, “para bitti, yenisini yollayın” diyeceğiz… Hatta çıkıp, “vay efendim bu ülke bizim, biz yöneteceğiz” diyeceğiz.
E, yönetin o zaman. Eliniz tutan mı var..? Kırk yıldır nasıl yönetildiğimiz ortada. “Rabbena Hep Bana” şeklindeki yönetim anlayışımız hiç değişmedi ki.
Sorarım size“ bizim” dediğimiz bu ülkenin sorunlarını “çözüme” havale etmekten başka ne yaptık bu kadar yıldır? En büyük utanç kaynağımız olan çevre konusunu mu hallettik… Eğitim sistemini mi, sağlık sistemini mi, yoksa sigortalıların sorunlarını mı hallettik..? Ama iş paraya gelince, “Biz ileri karakoluz, bize istediğimizi vermek zorundalar” deyip avuç açmak gücünüze gitmeyecek, hatta “nereden bulursan bul, artış ver” diyeceksiniz… Tüm bunlar ortada duruken, gün gelip size “besleme” diyecekleri hiç mi aklınıza gelmedi..?
Şimdi kalkmış, “Bizi su ile elektrik ile Türkiye’ye bağlayacaklar” diye feryat ediyorlar. Aslında esas korku, yıllardır kurulan “bozuk düzenin” değişeceği korkusudur. O malum çarka birilerinin çomak sokup, işleri bozma korkusu…
Evet bu ülkenin suya da, doğru dürüst yanan, zırt pırt kesilmeyen elektriğe de ihtiyacı var…
Soruyorum size, ana yollarda, sokak aralarında yanmayan elektiriklerin sorumlusu, sağlıkta, eğitimde yaşadığımız sorunların sorumlusu kim..?
Ülke de cinayet, soygun, tecavüz aldı başını gidiyor. Geçtiğimiz gün trafik kazasında kaybettiğimiz genç kızımızın bulunduğu yolda ışık olmadığını, cadde aydınlattılmış olsaydı, belki de bu kazanın olmayacağını düşündünüz mü hiç, sorarım size..?
Bırakın ana yollardaki aydınlatmayı, şehrin en işlek caddelerinini lambalarını yakmayı beceremiyoruz. Turizmin incisi Girne’de ana caddelerdeki sokak lambalarının yanmamasından kim sorumlu..?
Bizi yönettiği iddia edilen Türkiye mi?
300 bin nüfuslu bir ülkeyi yönetmekten aciz “sorumsuz sorumluların” hiç mi suçu yok..? Oturdukları koltukları “babalarından miras” sanan, hertürlü entrikanın içinde olan, halkının geleceğini değil de,  gelecek seçimi düşünenlerin hiç mi suçu yok Allah aşkına..?
Aylardır gelecek suyu tartışıyoruz. Ülke kuraklıktan kıvranırken, belki de kırk yıldır çözemediğimiz Kıbrıs sorununun çözümüne katkı koyacak bu suyun bizi “asimile” edeceği safsatasına bu halkın inanması mümkün müdür?
Bu halk bu suyu dört gözle bekliyor. Bir şeyi daha bekliyor, hala ölü gözünden yaş bekler gibi. Neyi mi, hiç olmazsa şu milyarlar harcanan projenin kendi yönetimin alacağı kararlarla adam gibi yönetilmesini.

YERİN KULAĞI VAR                                                                                                                                             

       NİDAİ BEY ÇOK KIZMIŞ:                                                                                                                                          

Önceki gün Girne’de, köpekler için konan su ve yem kaplarını kaldırdığı için “diptekiler” bölümüne koyduğumuz Girne Belediye Başkanı Nidai Güngördü, yazıya çok içerlemiş. Verdiği tepki öyle sert olmuş ki, sadece personel değil, vatandaşlar bile duymuş. Güngördü’nün tepkisine şahit olan bir okur, bir süre sonra sakinleşen Nidai beyin, “Aman bu konu dışarıya yansımasın” diyerek, personelini uyardığını söyledi. Halbuki Nidai Bey kızacağına, köpekler için konan yem ve su kaplarını tekrar yerine koysa, çok dah iyi iş yapmış olacak, hem de bu kadar sinirlenmeyecek…     

SAĞLIKTA DA SORUN, YÖNETİM:
Büyükelçi Halil İbrahim Akça’nın her konuşması, yönetimle ilgili sorunlarımıza işaret ediyor. O sorunlar da, artık dünyanın birçok yerinde aşılmış sorunlar.  Bu kez Sağlık Kongresi’nde konuşmuş. Bakın ne diyor; “İnsan ve toplum sağlığı alanında ciddi kaynaklar harcanıyor. Harcanan kaynak tek başına bir şey değildir. Önemli olan elde edilen çıktıdır. Alınan hizmetlerin kalitesi, insanların memnuniyeti önemlidir. Bu da hizmet verenlerin kalitesiyle son derece bağlantılı olduğu gibi kurulmuş ve işleyen sistemle de yakından ilgilidir”.  Evet sağlığa dünya kadar para harcanıyor. Hem kendi hastanelerimize, hem de dıştan alınan hizmetlere. Ama sonuç, sıfır. Yine yönetim sorunu, yine idaresizlik, vizyonsuzluk…

SOL’DA ÖZELEŞTİRİLER YOĞUNLAŞIYOR:
Dr. Cemal Mert, Gazete 360’daki yazısında güzel bir tesbit yapıyor; “Kuzey Kıbrıs’ta sağ siyasetin çapsızlığı nedeniyle, ülkenin gelişmesiyle ilgili birçok görev, solun üstüne vazife olarak kalmıştır. Pastayı büyütmek de pastayı adil paylaştırmak da solun misyonu durumuna gelmişken, ağzını açıp ekonominin ‘E’si’ diye başlayan solculara ‘liberal’ damgasını vurmak pek anlaşılır bir tutum değildir… Sol siyaset ve sol sendikacılık, ekonominin yalnızca pastayı adil paylaşmak kısmını abartır ve pastayı büyütmek üzerine gerçekçi projeleri gündemine almazsa, ezelden ebede ekonomi idaresinin hâkimiyetini sağ partilerin eline terk edegelecektir. Bilindiği gibi bugüne kadar hiçbir sol partimiz ekonomi bakanlığını uhdesine alamamıştır… Şu anda sağın dağınıklığının en önemli nedeni de aslında doğru dürüst bir ekonomi politikalarının olmayışı değil midir?”…

ÖZÜR DİLEYEN ERK Mİ:
Maliye eski bakanlarından Ahmet Uzun, son günlerdeki açıklamalarıyla dikkat çekiyor. Özellikle CTP’ye yönelik suçlamalarında… Asil Nadir’den özür dileyenin kim olduğu konusunda, “Özür dileyen Yorgancıoğlu değildi. Özür dileyip dilemediğini Kutlay Erk’e sorunuz” derken, yeni bir tartışma ortamı yarattı.

GİRNE’YE DE GİTSENİZ:
Telsim’den sonra, Kuzey Kıbrıs Turkcell de “Sevimli dostlarımız susuz kalmasın” projesini Lefkoşa ve Gazimağusa’da başlattı. Turkcell çalışanları, Sevimli Dostlar Derneği ve hayvan severler ile gönüllüler yüzlerce su ve mama kabı dağıttı. Girne’de böyle bir etkinliği ne zaman düşünüyorlar acaba?  Yalnız dikkat etsinleer, belediye her an müdahale edebilir. Zira onlar varolanları kaldırmakla meşgul.

BİR YIL OLDU HALA BİTMEDİ:
Koalisyon hükümetinin birinci kuruluş yılında atamalar hala devam ediyor. Vatandaş icraat beklerken,  yandaş atamaları bitmedi, tükenmedi. Hükümet son olarak da, İskan ve Rehabilitasyon Dairesi Müdürlüğü'ne Fatma Sargon’u atamış. Serdar denktaş, “makamı boş bıraktığımda kimse beni alkışlamadı” diyor. O da yanlış, bu da. Madem yapacaktınız, icraata başlarken yapıp bitirseydiniz. Uzaması, sadece partizanlığı akla getriyor, başka bir şey değil. 

ZİRVEDEKİLER
Mehmet Özkardaş: Kamu-Sen Genel Başkanı Mehmet Özkardaş da hükümete kaynak gösterdi. O da ekonomideki kaçakları işaret ediyor. Doğrusu da bu. Vergi kaçağının yanı sıra, tahsil edilmeyen diğer alacaklar  sorunu ortadan kalksa, zaten cari bütçede açık kalmaz.  Önce ekonomi kayıt altına alınacak ki,  giderlerin yükseltilmesine sonra sıra gelsin. Vergi alacağının yüzde 50’sini bile toplayamayan bir  devlet, nasıl büyüme sağlayacak ki..?

DİPTEKİLER
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı: Girne’de önceki gün bir gencin ölümüne neden olan inşaatta işler yeniden başlamış. İyi de bu konuda yaptığınızı iddia ettiğiniz soruşturma tamamlandı mı ki, inşaatın devam etmesine izin veriyorsunuz? Hepsi bir yana çevreye verdiği zarar ne olacak? Yasayı falan boşverdim ama, vicdanlar bunu kabul etmez bilesiniz…