Bugün 30 Ağustos. Bizim için iki anlamı olan bir gün. Birincisi, 1922’nin 26 Ağustos’unda başlayıp, 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da Mustafa Kemal’in başkumandanlığında zaferle sonuçlanan büyük taarruzu anmak için kutlanan bayram. Kısacası, 30 Ağustos sembolik olarak ülke topraklarının geri alındığı günü temsil eder…
Bizim için ikinci anlamı ise, CTP/DP-UG kabinesinin Cumhurbaşkanı Eroğlu’na sunulduğu gündür…
Halkı canından bezdiren, Kıbrıs Türkü’ne tarihi boyunca işitmediği “hakaretleri” reva gördüren UBP hükümetini götüren seçimlerin ardından iktidara gelen CTP/DP-UG koalisyon hükümetinin görevi devraldığı günün birinci yıldönümü…
Şimdi burada geride bıraktığımız bir yılda neyin yapılıp, neyin yapılmadığını yazmak istemiyorum. Zaten geçen süreçte bunu onlarca kez yazdık çizdik…
Ancak hafızamızı biraz zorlayarak seçim meydanlarında atılan nutukları, verilen sözleri ve çizilen pembe tabloları bir hatırlayalım…
* TC ile imzalanan ve “Yıkım Paketi” dedikleri Ekonomik Protokolü değiştirip revize edeceklerdi…
* Kıbrıs Türkü’nün malı olan ve bu adaya tutunmalarını sağlayan “değerlerin” birilerine peşkeş çekilmesine ve özelleştirmelerine dur diyeceklerdi…
* Hatta özele devredilen Ercan havaalanını geri alacaklar, batırılan KTHY’yi yeniden uçuracaklardı…
* Şeffaf, hesap verebilir bir yönetim hayatını hayata geçirecekler ve geçmişte yapılan yolsuzlukların üzerine gideceklerdi…
* Kamu reformu yapılacak, müşavir ordusu tekrardan çalışma hayatına kazandırılacaktı…
* Sağlık hizmetleri bedava olacak, elektrik ucuzlayacaktı…
* Seçim ve Halkoylaması Yasası’nın altı ay içerisinde değiştirilmesi ve KKTC’nin tek seçim bölgesi olarak kabul edilmesi sağlanacaktı…
Ve uzayıp giden onlarca söz ve vaat…
Peki bu bir yıl içerisinde bunların hangisini yaptılar..?
*Oy veren, vermeyen vatandaşlar olarak, ikinci kez büyük ortak olarak iktidara gelen CTP’den, hatta DP-UG’den, tıkanmış olduğu kesin olan siyasi sistemimizi yenilemesini,
*Eş, dost, akraba ilişkilerine dayalı feodal yapıyı, aksaklıklarını gidermiş, tıkır tıkır işleyen, gerçek anlamda hukukun üstünlüğüne dayalı bir mekanizmayı hayata geçirmesini,
*Artık illallah dediğimiz, köhnemiş, kokuşmuş “Gör beni, göreyim seni” zihniyetinin temsilcilerini söküp atmasını, iş yapan, vizyonu olan, ülkeyi olduğu yerden daha ileriye taşıyabilecek insanların önünü açabilmesini beklerdik…
Ama yapamadılar. Statükoya teslim olup popülizmden öteye gidemediler.
Bir yılın özeti bu maalesef…
YERİN KULAĞI VAR
BAŞBAKAN DEĞİLSE KİM:
Yenierenköy’deki “karavan kent” rezaletini duymayan kalmadı sanırım. Karpaz Emirnamesi hilafına bölgede “sulu arazi” olarak kiralanan ancak, karavan kente döndürülen yerde birileri bir şeyler karıştırıyor belli ki ama kim olduğu anlaşılamadı. Amacı dışında ve “kaçak” olarak kullanıldığı iddia edilen elektrik, kurum tarafından kesilmesinin ardından tekrar bağlatılmış, hatta “Başbakan’ın emri ile” bağlatıldığı iddialarını Özkan Bey reddetmişti. Ancak dün bölgeye giden ekipler karavan kentin kesik olan akımı yeniden bağladılar. Başbakan Yorgancıoğlu, emri kendisinin vermediğini söylediğine göre, o zaman söz konusu bölgeye ısrarla elektriğin bağlanmasını sağlayan yetkili kim acaba..?
AĞLAMAYIN, FATİHA OKUYUN:
İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, CTP’nin hükümet olduğu dönemde sendikaların açlık grevine gireceğini duyduğunda ağladığını açıklamış. Hiç ağlamayın Sayın Talat, sizin bildiğiniz o, sözünün eri, halkının çıkarları sloganı için her şeyi göze alan, meydanları dolduran CTP yok artık. Onlar için ağlamaya değmez. İyisi mi bir Fatiha okuyun, olsun bitsin…
ŞİMDİDEN BİRBİRLERİNİ YİYORLAR:
UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün’ün DP-UG’ye yönelik, “DP-UG, CTP’nin koltuk değneği olmaktan başka işe yaramaz” sözleri, partilileri çok kızdırmış anlaşılan ki, Özgürgün’ün açıklamalarını “yakışıksız” bulduklarını söylediler. Düşünüyorum da her iki parti de nisan ayındaki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde nasıl bir araya gelip de ortak adayları Eroğlu etrafında birleşip mücadele edecekler…
İNANMIYORUM:
Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hamit Bakırcı, kirlilik yaratan AKSA Elektrik Santrali’nde 15 gün içinde regülatörlerin takılacağını, aralık ayında ise tam filtre ile hizmet verileceğini açıklamış. Kusura bakmasın ama bana pek de inandırıcı gelmedi. Yıllardır bu tür lafları çok duyduk. Sevinmek için aralık sonuna kadar bekleyeceğim… Tabii bu arada, Esentepe’den Çatalköy’e kadar havayı zehirleyen Teknecik’ten ne haber?
TEHDİTTEN KORKTULAR:
Bakanlar Kurulu çiftçi ve hayvancının “eylem yaparız” tehdidine boyun eğdi ve daha önce toplanmayacağı açıklanan Bakanlar Kurulu’nu toplayarak, bir dizi karar aldı. Hep diyoruz, bu hükümetin irade ve otoritesi yok diye. Eylem tehdidi, geri adım attırıyor. Aynen kendilerinden öncekiler gibi.
ESKİ HURMALAR… CIRMALAR:
Lefke’nin simgesi olan hurma ağaçları bakımsızlık ve ilgisizlikte kurumaya başlamış. Lefke’de bulunan ve yaklaşık 600 civarındaki hurma ağacının yarısının kuruduğu öğrenildi. Hani bir laf var, “Eski hurmalar… Cırmalar” diye. Lefke Belediyesi’nin milyonlarca liralık harcamasından, hurmalar nasiplenememiş. Onlara bakım yapmak da kimsenin aklına gelmemiş.
ZİRVEDEKİLER
İçişleri Bakanlığı: Bakanlık, Kıbrıs Türkü’nü “Avrupalı” gibi yaşam standartlarına kavuşturacak, gümrük kapılarındaki rezalete son verecek uygulama için düğmeye bastı. Uzun bir süredir üzerinde çalıştığı elektronik geçiş sistemini yeni yılla birlikte devreye koymaya hazırlanıyor. Geç olsa da çağdaş bir uygulamayı hayata geçiren İçişleri’ne teşekkür ederiz…
DİPTEKİLER
Geri Kalmışlığımız: Lefkoşa Belediyesi, elektronik sıra sistemi kurmuş. Bu bizim gibi bir geri kalmış ülke için, önemli bir adım. Dün sabah saatlerinde Girne Elektrik Dairesi’nin önündeki kalabalığı gören Türkiye’den bir hanım, diğerine “Neden bu kadar kalabalık” diye sordu. Diğeri de, “Hala kuyruğa girip, nakit parayla ödeme yapıyorlar” diye cevap verdi. Bunu ikisi de hayretle söylüyorlardı. Gerçekten de Türkiye’deki sistemin geldiği noktayla bizimkini karşılaştırmak mümkün değil. Ama isyan ediyorum; NEDEN..!
Foto Gündem

Mağusa Liman İşçileri Şirketi’ne hissedar olmak için bekleyen onlarca işçi varken, bir anda aralarında kısa süre önce vatandaş olanların da yer aldığı yedi kişi hissedar yapıldı. Mağusa Limanı’nda olay infial yarattı
































