Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Yeni Ceza Yasası, bakanları da kapsamına almıştı…

Hamit Bakırcı’nın Marsilya seyahati bana, bu yıl, sadece iki ay evvel Ceza Yasası’nda yapılan değişikliği hatırlattı. Yasayı hazırlayan Tufan Erhürman, değişikliği, Yolsuzluk ve Görevi Kötüye Kullanma ile ilgili hükümlerin değiştirilmesi olarak tanımlamıştı… Önce, 100. Madde ile kamu personeli tanımı içine, bakanlar ve milletvekilleri de alınmıştı. Yani bir anlamda, yolsuzluk konusu, dokunulmazlık kapsamı dışına çıkarılmıştı. Yapılan değişiklikle getirilen 101. Madde “Kamu hizmetinde görevli bir kişi, görevini yerine getirmek için herhangi bir kişiden para, mal veya başka herhangi bir ödül alır veya bir ödülü veya ödül vaadini kabul ederse, ağır bir suç işlemiş olur ve beş yıla kadar hapis cezasına çarptırılabilir” demekte… 101 A (1) Maddesi rüşveti tanımlıyor: “Görev alanına giren bir işi hukuka (mevzuata) aykırı olarak yapması veya yapmaması için, kamu hizmetinde görevli bir kişiye veya bir üçüncü kişiye, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, mal, para veya başka herhangi bir menfaat sağlayan bir kişi, ‘rüşvet verme’ adı verilen ağır bir suç işlemiş olur ve on yıla kadar hapis cezasına çarptırılabilir.” 101 A (2) ise rüşveti alanlarla ilgili: “Görev alanına giren bir işi hukuka (mevzuata) aykırı olarak yapmak veya yapmamak için, kendisine veya göstereceği üçüncü bir kişiye, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, mal, para veya başka herhangi bir menfaat temin eden veya bu amaçla üçüncü bir kişiye menfaat temin edilmesine göz yuman kamu hizmetinde görevli bir kişi, ‘rüşvet alma’ adı verilen ağır bir suç işlemiş olur ve on yıla kadar hapis cezasına çarptırılabilir.” Şimdi, bakan Bakırcı’nın Marsilya seyahatinin masraflarını karşılayan kişi ya da şirket, gerçekten bir taş ocağı sahibi ise bu taş ocağı sahibinin bakanın önünde bir müracaatı varsa, bakan da bu müracaatı olumlu sonuçlandıracağına dair bir söz vermişse, 101. Madde altında veya 101 A Maddesi altında bir suç oluşabilir. Bu suç rüşvet suçudur. O izin uzatılmamışsa ama bunu sözü verilmişse de, rüşvete teşebbüstür. Bu suçun işlendiğini iddia etmiyoruz. Ama böyle bir suçun işlenip işlenmediği de Başsavcılık tarafından araştırılmalıdır. Çünkü ortada çok ciddi iddialar vardır… Maddeler açık… Ha bunu “hediye” diye yaptıysa, yukarıda belirttiğim 101. Madde’ye göre bunun da cezası var. Ki basın danışmanının medyaya yaptığı açıklama, seyahatin en azından bu kapsama girdiğini gösteriyor… Söz konusu değişiklikler yasalaşalı sadece 2 ay geçmiş. Kimse bu değişikliğin, bu kadar kısa sürede işe yarayacağını düşünememiştir herhalde… Her neyse, başta, bu yasayı değiştirmek için canını yiyen Tufan Erhürman olmak üzere, Meclis’in sorumluluk sahibi, dürüst vekilleri, yasanın gereği için de çaba göstermelidirler. Hem de, neye mal olursa(!) olsun. Bu konuda atılacak bir geri adım ise, bundan sonrası için itibar kaybı, güvensizlik olacaktır. Hem de tüm Meclis adına…

 

YERİN KULAĞI VAR
BAYRAM GELMİŞ NEYİME: Halimiz duman, hem de ne duman, memleket yangın yerine dönmüş. Sıcaklar bir taraftan bunaltıyor, siyaset çökmüş, hükümetin varlığı ile yokluğu tartışılıyor, soyguncular güpegündüz soygun yapıp sırra kadem basıyor, sorumlular çaresiz sadece izliyor. Çözüm umutları giderek azalıyor, görüşme masası darmadağın, tehditler havada uçuşuyor. Ve ülke bu ortamda bayrama hazırlanıyor. Bayram gelse ne yazar, gelmese de kimin umurunda…
YILLARDIR BOŞUNA YAZMIŞIZ: Ülkemizin kanayan yarası taş ocakları konusunda yıllardır niye çözüm üretemediğimizin nedenini Sayın Bakan’ın Marsilya gezisi ile öğrenmiş olduk. Bugüne kadar taş ocakları ile ilgili onlarca yazı yazdık, hani belki düzelir diye. Meğerse ne kadar safmışız. Allah Sayın Bakırcı’dan razı olsun. Marsilya ziyareti ve bağlantıları patlamasaydı, bizler hala daha taş ocaklarını yazıp duracaktık. Taş ocağı deyip geçmeyin, baksanıza uluslararası ilişkileri varmış beğenmediğimiz ocakların…
ÖLÜMCÜL İHMAL: Sağlıktaki sorunlar, artık seri halde can almaya başladı. Ülkemizde bir yabancı, trafik kazası geçiriyor. Acilen Girne Akçiçek Hastanesi’ne götürülüyor ve nasıl bir tetkik yapılıyorsa, anlaşılmaz bir şekilde taburcu ediliyor. 71 yaşındaki yaralı, bir kaç saat sonra evinde iç kanamadan ölüyor. İç kanama tehlikesi her kazada mevcut değil mi, müşahede altında tutulması gerekmez mi? Bu nasıl iştir? Şimdi bu insanlar Bakanlığı dava etse haksız mı?..
EĞRİ GEMİ, DOĞRU SEFER: Sonunda aklı selim galip geldi. Akıllı sayaç ihalesi bizzat Kıb-Tek tarafından iptal edildi. Gerekçe, olayın maddi yönü. Devlet akaryakıt alımı kredisi vermeyince, akıllı sayaçları az az almaya karar vermişler… Basına düşmeyen daha nice iddialar duyduk, kulaklarımıza inanamadık. Elimizde kanıt olmadığından, yazamıyoruz. Bunca şaibeden sonra zaten sonuçlansa da kimsenin içi rahat etmeyecekti. Yalnız dileyelim erken zamanda bitirirler de, sayaçsız elektrik alanları daha fazla mağdur etmezler…
ELİMİZDE NE KALDI: Türk-Sen Başkan vekili Tuluy Kalyoncu yaptığı açıklama ile toplumsal varlıklara sahip çıkmaya devam edeceklerini vurgulamış. Hangi toplumsal varlıktan söz ediyorsunuz? Sanayi Holding, ETİ Teşebbüsleri, KTHY ve daha onlarcası… Sırada Telekomünikasyon ve Kıb-Tek var. Elimizde korunacak ne kaldı ki Sayın Kalyoncu…
BENİM MEMURUM İŞNİ BİLİR: Çok çalışıyoruz ya, işlerin aksamaması için 31 Temmuz’u resmi tatil vermemişler. İşte hükümet dediğin böyle olur! Yalnız atladıkları bir şey var. Tıpkı rahmetlik Özal’ın dediği gibi, “Benim memurum işini bilir”. Hükümet vermemiş olabilir ama doktor raporu ne güne duruyor. Hükümet bir araştırsın bakalım, 31 Temmuz tarihinde kaç tane memur hasta raporu yollamış diye…

ZİRVEDEKİLER
Mehmet Harmancı: Lefkoşa Belediye Başkanı Harmancı, belediyede yaşanan yolsuzluk ve disiplin suçlarını ele alarak soruşturma başlatmış. Harmancı, yıllardır belediyeyi babalarının çiftliği gibi kullanan ve birçok yolsuzluk iddialarına adı karışanları kurum içerisinden tasfiye etmeden, düze çıkılamayacağını iyi biliyor. Siyasi ve sendikal baskılara boyun eğmeden, bildiği yolda yürüsün korkmasın, unutmasın ki en büyük destekçisi, onu o makama getiren seçmenleridir…

DİPTEKİLER
Koop Merkez Bankası Yönetimi: Az buz değil, 3 milyon TL… Yasalar emretse de, hiçbir koruma, hiçbir önlem yok. Devletin 3 milyon lirası, kiralık bir araba ile iki çalışana teslim ediliyor. Göz göre göre soyguna zemin hazırladılar resmen. Nasıl olmasa giden para devletin… Soygunu yapanlar suçlu da, böyle bir ihmale neden olanların hiç mi suçu yok?.. Hani evlerimize giren hırsızlardan bezmiştik de, devletin parasını çalacak kadar organize işler döndüğü aklımıza gelmezdi. Dünya basınına girecek bir haber. Bu başıboşlukla daha neler göreceğiz.

Foto Gündem…

KKTC’deki otellerinin temmuz ayı doluluklarında, 2013 Temmuz ayına göre yüzde 12 oranında düşüş yaşandı.