DP-UG Genel Sekreteri Hasan Taçoy katıldığı bir televizyon programında, “İnisiyatif alamayan bir hükümetin kendi her yaptığının doğru olduğunu iddia ederek önümüze sürmüş olduğu birçok şey vardır, bu bizi üzer ve güvenoyu verdiğimiz bir hükümete karşı gelme noktasına bizi getirir ve getirdi… Bir milletvekiliyim ve güvenoyunda payım vardır. O günkü inancım ile bugünkü inancım arasında fark vardır. Bunu da net bir şekilde ortaya koyuyorum ve söylüyorum. Bir yıl içerisinde bu farkı bende yaşatmış bir Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler kabinesi var” değerlendirmesinde bulundu…
Ülkenin genelinde olduğu gibi, Meclis ve hükümetin de tatilde olduğu bugünlerde, Hasan Taçoy’un TV ekranlarına çıkarak, koalisyon ortağına yönelik ağır eleştirilerde bulunmasının anlamı ne, söyler misiniz?
Öyle görünüyor ki, birileri gündemin de boşluğundan yararlanarak, bir şeylerin kıvılcımını yakmaya çalışıyor. Bu işin gönüllüsü de, kadimici “taşeronları”…
17 Temmuz tarihli yazımda, “‘Eylül ayına dikkat’ diyorum. Meclis’in de açılmasıyla birlikte CTP’den kurtulup, UBP-DPUG koalisyonunu hayata geçirmek için düğmeye basılacağı yönünde duyumlar var. Peki CTP bu gidişe dur diyecek güçte mi? Bugün için hayır… Parçalanmış, kendi içinde kavgalı, birbirine düşman partililer, bu senaryonun hayata geçmesine engel değil, aksine destek bile verecektir… Yangın yerine dönmüş ülkede, önümüzdeki cumhurbaşkanlığı konusunda derinden çalışan tek isim Derviş Bey. Diğer partilerin iç kavgalarını da fırsat bilerek, seçimlere giderken siyaset sahnesini de istediği gibi şekillendirmek isteyecektir…” demiştim.
Taçoy’un bu açıklamalarından sonra, öyle anlaşılıyor ki, düğmeye basılmış. Koalisyon hükümeti için çanlar erken çalmaya başlamış. İlk günden beridir kimyalarının uyuşmadığı iki parti için yolun sonu gelmiştir. Bundan sonra oynanacak, uzatmalar olur ki, o da iki partinin daha da yıpranmasına neden olur…
Saray düğmeye basmış ve “taşeronlarına” hükümeti bozmak için direktifi vermiştir. Bundan sonra olacakları görmek için, Meclisin açılmasını beklemek zorundayız.
Cumhurbaşkanlığından geri dönen son yasa ve geri dönmesinde DP-UG’nin de, daha doğrusu bazı DP-UG’lilerin parmağının olduğu iddialarını da içine sindiren CTP, ortağının bu sağ gösterip sol vurmalarına daha ne kadar sabredecek..? Bir yıllık iktidarları döneminde olumlu denebilecek adımları atmakta kısır kalan CTP ve DP-UG koalisyon hükümetinin, bu saatten sonra topluma verecek ne bir şeyi, ne de toplumun onlara güveni kalmıştır…
Adım adım Cumhurbaşkanlığı’na giderken, her şey Derviş Bey’in kontrolünde ve onun istediği şekilde gidiyor. Hatta öyle ki, oyları bölecek aday bile belirlenmiş, propagandası yaptırılıyor.
Peki CTP ne yapıyor? Hala daha parti içi “ihanet” iddialarıyla boğuşmaktan, birbirlerini suçlamaktan öte yaptıkları bir şey yok. Solun en örgütlü ve güçlü partisi CTP kendi Cumhurbaşkanı adayını bile belirlemekten aciz, oynanan oyunları seyretmekle yetiniyor…
YERİN KULAĞI VAR
İŞTE DÜĞMEYE BASILDI:
Hasan Taçoy’un “hükümet” eleştirileri dikkate değer. Hem sadece CTP demiyor, “hükümet” diyor. “Arkası gelecek” diye de vurguluyor. Siyaset sahnesinde olanlar, UBP’nin bölünmesi operasyonunda, ya da ÖRP operasyonunda olduğu gibi, bir kez daha seyirci kalıp, sonradan dizlerini dövmek istemiyorlarsa, hükümeti bozma antrenmanlarını görmeli, önlemlerini almalılar. Bu bir seçim hazırlığıdır ve iç politikayı dizayn etme çalışmaları başlamıştır…
DAHA NEYİ BEKLİYORSUNUZ:
Haber basına düşeli 3-4 gün oluyor. Hala ne Başbakan’dan, ne de hükümet ortağından bir açıklama var. Konu Hamit Bakırcı’nın Marsilya ziyareti. Bizzat basın danışmanı “Bir şirketin davetlisi olarak taşocaklarını incelemeye gitti” dediği halde, tıs yok. Devletin bakanı, yanında müdürleri ve eşi de beraber, taşocaklarını incelemeye gidiyor. Masrafları bir özel şirket karşılıyor. Dünyada en çok siyasetçi istifa ettiren bir usulsüzlük türü. Yoksa Sunat Atun olayındaki gibi, geriye dönük bakanlar kurulu kararı mı çıkaracaksınız? Bence hiç bir şey yapamayacaksınız, bu leke de üstünüzde kalacak…
MASADA NEYİ KONUŞUYORUZ:
Uluslararası Haber Kanalı Al Jazeera’nın yaptığı bir ankete göre, Kıbrıs’ta bir federasyon çözümünün arzu edilip edilmediği sorusuna, Rumların yüzde 64’ünün “hayır”, Kıbrıslı Türklerin ise yüzde 75’inin “evet” dediğini kaydetti. Federasyonla ilgili iki toplumun görüşleri böyleyse, o zaman sormak gerekir, biz masada neyi görüşüyoruz…
KIZACAĞINIZA DERS ALIN:
2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, esas görevinin toplum adına müzakereleri yürütmek olan Eroğlu’nun, bu görevi görüşmecisi Özersay’a havale ettiğini belirterek, Eroğlu’nun iç politika ile ilgilendiğini, hatta etkili olduğu partilerin iç yarışlarına bile müdahale ettiği ileri sürdü. Eroğlu’nun görüşmeler veya anlaşma gibi bir derdi hiç olmadı ki..? Onun tek derdi, önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimlerini nasıl kazanacağıdır. Politikasını eleştirdiğiniz Eroğlu’na kızacağınıza, ondan biraz ders almaya bakın…
KAFA KARIŞTIRIYORLAR:
Kamu Hizmeti Komisyonu’nun İlkokul Müdürlüğü için müracaat süresini üçüncü kez uzatması, kafalarda “sınavlara şaibe karıştırılacağı” izlenimini yarattı. KHK Başkanı Kamil Kayral iddiaları yalanlasa da, yine de tepkilerin önünü alamadı. İnsan bir bakar, eğer her şey hazır değilse müracaat kabul etmez bekler, ne zaman ki her şey tamam, o zaman çıkar sınav tarihini de ilan edersiniz. Şimdi ağzınızla kuş tutsanız, kimseyi inandıramazsınız… Sahi şu Emirkanı için soruşturma başlatmış mıydınız Sayın Kayral?
HASTALARI DEĞİL, HASTANELERİ:
Sağlık Bakanı Ahmet Gülle, hasta ziyaretleri yapıyor. Oysa hastalar yerine, hastanelerin polikliniklerini, işçiler tarafından röntgen çekilen bölümlerini, acil servislerini, suları akmayan tuvaletlerini ziyaret etse, hastalar daha çok memnun olacak. “Sanki bilmiyor mu” diyeceksiniz, siz de haklısınız. Biz hala daha iyimseriz…
ZİRVEDEKİLER
Zirve Oya Gürel: Detay Gazetesi’nden Oya arkadaşım, bakan Hamit Bakırcı’nın Marsilya seyahatini yazmış: “Japonya’da eğer bir siyasetçinin, göreviyle ilgili iş çevreleriyle gereğinden fazla sıkı fıkı olduğu ortaya çıkarsa, o siyasetçinin intihar etmesi gerekir… İntihar edemiyorsa, mutlaka ama mutlaka istifa eder… ‘Uygarlıklarına’ gıptayla baktığımız birçok batı ülkesinde de durum böyle. Gitmezsen götürürler zaten. Eğer bunlar kısa sürede düzgün bir şekilde açıklanmazsa, ne bakan, ne de mensubu olduğu hükümet ve parti şaibeden kurtulamaz!..”
DİPTEKİLER
Suç Cennetine Yatırım: Güney Kıbrıs’tan, Kuzey’e geçirilirken yakalanan sentetik uyuşturucu hammaddesi, KKTC’de ilk kez görülmüş. Geçtiğimiz gün yakalanan sahte kimlik kartı baskı makinesi de öyleydi. Suç cennetine yatırımlar artmış demek ki. Adamlar üretim için tesis kurmaya başlamışlar. Olay 100 gram hammaddenin ya da bir baskı makinesinin yakalanmasıyla bitmez. Burada bir zincir var. O zinciri kırabiliyor musunuz, marifet odur.
































