Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Harmancı’dan katılımcı yönetim anlayışı…

Lefkoşa sakinlerinin, partisine bakmadan, güven duyarak Lefkoşa Belediye Başkanlığı’na getirdikleri Mehmet Harmancı, önceki gün Facebook’dan bir mesaj yayınladı.

Müdürleriyle ilk toplantıyı yaptıklarını belirtti ve mali durumu kısaca açıkladı: “136 milyon TL ve Sosyal Sigorta faizleri borcumuz var. Overdraft yeni yapılanmadan dolayı kullanılamıyor, maaş ödemeleri ile ilgili farklı bir düzenleme üzerinde tartışıyoruz (2 milyon TL’ye ihtiyaç var).”
Bunun dışında, hijyen koşullarından dolayı bir şirkete bir günlük kapatma cezası verildiğini, dereye kanalizasyon akıtan şirkete Çevre Dairesi’yle temasa geçilerek para cezası kesildiğini yazdı.
Ayrıca, sokak hayvanlarının su problemi için çalışma yapılacağını, zabıtalara bisiklet temin etmek istediklerini söyledi.
Mesaja anında yağmur gibi yanıt geldi. Herkes başkanı bu açık sözlülüğünden, halkı bilgilendirme konusundaki hassasiyetinden dolayı kutladı. Sokak hayvanlarının suluk işi de bu arada hemen halledildi. Öneriler geldi, tavsiyeler geldi.
Tam anlamıyla interaktif, katılımcı bir yönetim anlayışıydı…
Ben de şahsen kendisini kutluyorum. Ve diyorum ki, işlerini yaparken ayağına dolananları, karşılaştığı sorunları, tıkanıklıkları da halka günü gününe anlatmalı. Anlatmalı ki, o çok bilindik çarkların belediyeye takoz koymasına bu kez hep birlikte engel olalım…

OKUR UYARIYOR
Poliste izin karmaşası…
“Sayın Moreket;
Her çalışanın olduğu gibi, askerde ve polis teşkilatında çalışanların da yıllık izinleri var. Ancak normal kamu çalışanlarının dışında, onların kullanacakları izin tarihleri bile çok önceden ve bir programa göre hazırlanır. Poliste görev yapanlar da bunu bilerek o mesleğe girerler.
Ancak benim burada gündeme getirmeye çalıştığım konu başka bir şey. Örneğin polis mensuplarının dışında kalan çalışanlar, resmi tatillerde veya hafta sonları yurt dışına gitmek isterlerse, amirinden izin almak zorunda değildirler. Tatil gününde istediği yere gitmekte özgürdürler…
Polis mensupları ise meslekleri icabı, uzun süreli mesailerinin sonunda belli bir saat veya gün doğal izinli sayılırlar. Bu mesai dışı izin saatlerinde eğer Güney’e geçeceklerse, amirinden izin almak kaydıyla geçebilirler. Ancak ne tuhaftır ki, Güney’e değil de çalışmadığınız sürede Türkiye’ye gidecekseniz, yine amirinizden yurt dışı için izin alırsınız ama bu süre yıllık izninizden düşülür. Yok eğer bu sürenizi Güney’de geçirirseniz yıllık izninizden sayılmaz… Burada bir anomali olduğuna inanıyorum. Sonuçta “off” olduğum bir zaman diliminde bu süreyi Güney’de geçirmem halinde yıllık iznimden düşülmezken, aynı süreyi yurt dışında kullanmam durumunda yıllık iznimden düşülüyor. Üstüne üstlük her zaman için “on call” durumunda olan biz polis mensuplarına Güney Kıbrıs’ta ulaşılamazken, örneğin Türkiye’nin her yerinde ulaşma imkanı var… Böyle bir uygulamanın niye yapıldığına anlam veremiyorum. Yani bize diyorlar ki, ‘Boş zamanınızı Güney’de geçirirseniz sorun yok, izinlerinize dokunmayız ama izinli olduğunuz resmi bir tatil günü Türkiye’ye giderseniz, bu süreyi yıllık izinlerinizden düşeriz…’ Sizce de bu uygulamada bir yanlışlık yok mu..?”
(İsmi mahfuz)

 

YERİN KULAĞI VAR
İSTİHDAMLARA DİKKAT:

Yerel yöneticiler mazbatalarını aldılar, görevlerine başladılar. Tümüne hayırlı olsun. Özellikle Mağusa, Girne ve İskele’de kazanan adaylar mali olarak güçlü bir yapı devraldılar. Temennimiz yeni başkanların özellikle istihdam konusuna azami dikkat göstermeleri. Yok eğer diyet ödeme adına istihdama yönelirlerse, çok değil bir yıl içinde mali yönden sıkıntıya düşerler. Gözümüz ve kulağımız onların üzerinde olacak…

DÜNDEN BUGÜNE NE DEĞİŞTİ:
CTP’de bundan önce yıllar yılı, “Her şey parti için” felsefesi ağır basardı. Kavgalar parti içi iktidar kavgaları olmazdı, “ideolojik temelde” yapılırdı. Belki o disiplini koruyan bir otorite vardı. Otokontrol mekanizması güçlüydü. Sanırım bu kez, o konuda bir zafiyet ortaya çıktı. Öyle olunca da, kazanmak için, “yasa dışı olmayan”, ancak parti disiplinine aykırı bu yöntemi kullananlar oldu. İddialar hep, seçimlerin, “hür irade ve ideoloji” değil, karşılıklı çıkarlara dayandığı şeklinde… Peki onlar öyle de, bu oyuna gelen seçmene ne demeli? Yani herkes de oyunu ihaleye mi çıkartıyor?

İRADE VE OTORİTE YOK:
CTP Girne Milletvekili Ömer Kalyoncu’nun partiden istifa sinyali, ardından eski Genel Başkan ve Mağusa Milletvekili Ferdi Sabit Soyer ile Sonay Adem’in dünkü açıklamaları, CTP içerisindeki krizi farklı bir boyuta taşıdı. Hiç kuşkusuz krizin bu boyuta gelmesindeki en büyük neden, parti yönetiminin 2013 ve geçtiğimiz pazar günkü seçimlerle ilgili otorite ve iradesini gösterememesidir. Belki de bilerek böyle bir kriz yaratıldı ama sonunun buralara varacağını eminim onlar da tahmin etmiyordu…

VATANDAŞIN DERDİ GEÇİM:
Seçimler bitti ama partilerin seçim kavgası henüz bitmedi. Vatandaş sandığa gidip iradesini kullandı ve seçimi bitirdi. Artık onun gündeminde seçim değil, geçim gailesi var. Onun için iktidar kavgalarını dinlemek istemiyor. Bırakın bu kavgaları da, biraz da vatandaşın derdi ile ilgilenmeye bakın. Yoksa ilk seçimlerde bugünleri bile arar duruma geleceksiniz…

SINAV USULSÜZLÜĞÜ CEZALANDIRILMADI:
Şaibeli İlkokul Müdür ve Müdür Muavini Sınavları yeniden yapılıyor. “Şaibe” bulgusu ve “iptal” kararı mahkemenin. Peki şu anda Başbakan imzasını sahtelemekten içeride olan Emir Emirkanı ve varsa diğerleri bu konuda soruşturuldu mu? Yargılandı mı? Üstelik sadece bu sınav da değil, 2012’de yapılan öğretmenlik sınavları da iptal edilerek yenilenmişti. O sınavda da Emirkanı sınav müdürüydü. Polisteki sorgusunda soruları sızdırdığını kabul ettiği iddia edilmişti. Eğer bir soruşturma ya da yargılama varsa, öğrenmek istiyoruz. Yoksa, KHK daha neyi bekliyor. Dava açacağız diyen sendikalardan da ses yok. Yasaklar çiğnendi, onlarca insanın kaderiyle oynandı. Cezasız mı kalacak..?

KAŞİF’E SORULDU MU:
Geçtiğimiz günlerde, GSM şirketlerinin karşılıklı olarak bir çalışma içinde oldukları haberleri çıkmış, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Ahmet Kaşif de kendilerinin bilgisi olmadığını söylemişti. Nitekim dün Cumhurbaşkanı Eroğlu, Kıbrıs Türk tarafının bu konuda öneri hazırladığını, müzakere masasına getireceğini söylüyor. Nasıl iş? Böyle bir çalışma dünden bugüne yapılmaz. Nasıl olmuş da bakanın haberi olmamış? Merak ediyorum, bu defa Bakan haberdar edildi mi? Yoksa yine çıkıp, “haberim yok” demesin. Bu sefer de Rum’a rezil oluruz…

ZİRVEDEKİLER
Aytuğ Türkkan: Gazete 360 sitesindeki yazısında çok haklı bir tespitte bulunuyor: “Sayın vekillerimiz sağ olsunlar nisabı sağlayıp Meclis oturumunu açtılar ama tek bir tanesi bile ne seçim sonuçlarının siyaset üzerinde yarattığı depremden söz etti, ne de halkın Anayasa referandumunda Meclis’e attığı tokattan! Peki o zaman, ‘Bu Meclis halktan kopuktur’ deyince neden kızıyorlar..?”

DİPTEKİLER
Siyasette Kin ve Nefret: Neden her defasında birileri ya seçimi, ya kurultayı kaybettiğinde “kin ve nefret” öne çıkıyor? Sonuçta yapılan bir seçim. İnsanlar sandığa gidip gönülleriyle oy kullanıyorlar. İlla ki yönlendirme aramak, birilerinin birilerini kestiğini iddia etmek demokrasiye hakaret değil mi? Yani seçmen bu kadar mı ahmak..? Bu durum demokrasi kültüründen hala ne kadar uzak olduğumuzu göstermiyor mu?