Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Hedef Cumhurbaşkanlığı seçimleri…

Hem 2013 genel seçimleri, hem de geçtiğimiz pazar günü yapılan yerel seçim sonuçları özellikle CTP içerisinde yıllardır var olan, ancak kamuoyuna pek yansımayan parti içi çatışmaların bir kez daha gün yüzüne çıkmasına neden oldu…

Parti içinde yaşananları, “bu onların iç meselesi” deyip geçiştirmenin, özellikle de son yaşananlardan sonra mümkünü yok. Çünkü her şey toplumun gözü önünde cereyan ediyor. Toplum ister istemez olaylara dahil oluyor. Ve yaşananlar için ortak kanı, “CTP gibi bir partiye yakışmıyor” şeklinde.
Zira bu tür çirkinlikleri biz UBP’de de, DP’de de, hatta TKP ve devamında da gördük. Ama “CTP’de olmaz” derdik. CTP için kırılmaz bir birliktelikten söz edilir her zaman için. Korkarım, bizler siyasetteki yozlaşmadan, adamcılıktan, bireysellikten kurtulalım diye beklerken, CTP de bu çarkın içine girmekte.
Ve benim tespitim şu ki, eğer son genel seçimlerde yaşananlar ciddi bir şekilde tartışılıp, çözüm üretilseydi inanın Pazar gün çok farklı bir sonuç ortaya çıkardı…   
Pazar günü elde edilen sonuçlar sadece CTP’de değil, DPUG’de ve UBP’de de ciddi şekilde ele alınmalı ve eğer varsa nerede yanlış yapıldığı değerlendirilmelidir…
Kazananıyla, kaybedeniyle bu seçimler geride kalmalı. Partiler kendi içlerinde bu hesaplaşmaları bir an önce yapıp, partilerini çok geç olmadan, 10 ay sonra yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri için hazırlamalıdırlar…
2013 genel seçimlerinde olduğu gibi pazar günkü seçimlerde de Cumhurbaşkanı Eroğlu ismi yine gündemeydi. Özellikle ilçelerdeki sonuçlar üzerinde etkili olduğu iddiaları yine ciddi şekilde tartışılıyor. İskele’de kazanan Hasan Sadıkoğlu’na desteği, Mağusa’da Kayalp’in kaybetmesi için yaptıkları, oluşturduğu ittifaklar ve buna benzer daha birçok iddia…
Şüphesiz bu iddiaların temelinde, 2015 Cumhurbaşkanlığı seçimleri var. Öyle görünüyor ki, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kendisine katkı koyacağına inandığı adayların kazanması, siyaseten kavgalı olduğu adayların ise kaybetmesi için kendi gücünü kullanmıştır…
Ancak unuttuğu tek nokta, kazandıkları yanında kaybettirdiklerinin gücü. Örneğin İskele’de Halil Orun’a oy veren yaklaşık “1500 düşman” kazanmıştır. Akdoğan’da, Mağusa’da ve diğer yerlerde de tamir edilemeyecek kadar kırılanlar vardır. Ve en önemlisi toplumun artık bu tür siyasi ayak oyunlarını görecek bilince eriştiğidir…
Bugüne kadar kasaba politikası metotlarıyla istediğini almayı bilen, Eroğlu da aslında kazandığını sandığı bu seçimlerin kaybedeni olmuştur…

Gerek UBP içerisinde, gerekse diğer partilerde oluşan Eroğlu karşıtlığı artık çok net görülmektedir.  UBP içerisinde bile kendisine yönelik tepkilerin oluştuğunu artık bilmeyen kalmadı. DPUG ise, adayımız dediği Eroğlu’ndan yediği tokatı ve bundan sonraki gelecek adımları görmeye başladı sanırım. Serdar Denktaş’ın kendisine teslim ettiği parti tabanı, kendi üzerlerinde oynanan oyunları geç de olsa anlamaya başlamıştır…
İşte Pazar gün elde edilen sonuçlara bakarak, “istediğimi aldım” diyen ve seçilme hesaplarını bu oylar üzerine kuran Eroğlu’na en büyük darbeyi bu, “benim” dediği seçmen vuracaktır.          
2015’te yapılacak seçimlerde Eroğlu’nun ilk turda alacağı oy oranı, yüzde kırk civarındadır. %50+ için gereken oyu, diğer partilerin çıkaracağı adaylara duyulan tepki nedeniyle gelecek oylardan almayı hedefleyecektir…  
İşte bu nedenle burada önemli olan, solun çıkaracağı adayın kim olacağıdır…
Eroğlu’nu yeniden seçtirmek istemeyenler şimdiden, hata oranı sıfır olan ciddi hesaplar yapmalıdır. Örneğin CTP artık, “Solun tek temsilcisi benim” egosundan sıyrılmalıdır. 2015 cumhurbaşkanlığı için, tıpkı Türkiye’de olduğu gibi, üzerinde uzlaşma sağlanabilecek bir “çatı adayı”nı tespit edip, lansmanına başlanabilir. Çünkü konsensüsle belirlenecek bir adayın, sadece solun oylarını değil, Eroğlu karşıtı sağ oyları ve de giderek artan sayıdaki partisiz seçmenlerin oylarını da alabileceğinin hesabı iyi yapılmalıdır. Böyle bir adayın, ilk turdan bu seçimin galibi olacağını söyleyebiliriz…
Son iki seçimde gördük. Seçmen artık eski siyasetçilere pirim vermiyor. Yeni ve vizyonu olanlara, partisi ne olursa olsun oy vermekten korkmuyor. Kendi geleneğinin tam zıddı da olsa, inandığı ve güven duyduğu bir aday oy verebiliyor. Geriye kalan, partilerin toplumda kabul görebileceğine inanılan bir adayı bulmaktır. O aday belli olduktan sonra gerisi gelecektir…        

YERİN KULAĞI VAR
GENEL DEĞERLENDİRME:
Ferdi Sabit Soyer sosyal medyada duruşunu ortaya koydu ve “Zor günler yaşıyoruz partimizde ortak değerlendirme, tartışma yaşanmadıktan sonra açıklama yapmayacağım. Bunu bir an evvel yapmak dileği ile” dedi.  Soyer’in kastı, 2013 erken genel seçimlerini de kapsayacak bir değerlendirmedir sanırım. Çünkü o hesaplaşma yapılmadıkça, bugünkünü anlamak zor…

BİZİM YAPIMIZLA BU İŞ ZOR:
İnsan Hücre, Doku ve Organ Nakli ile İlgili Kuralları Düzenleyen Yasa dün Meclis’ten geçti. Yasa insanlara uygulanacak hücre ve dokulardan imal edilen ürünlerin tedarikini, testlerini, işlenmesini, korunmasını, saklanmasını, dağıtım, nakil ve imhasını kapsıyor. Ancak konu o kadar hassas ve teknik ki, bizim hem bürokratik hantallığımız, hem de mevcut sağlık sistemimiz içinde ne derece güvenirliği olacak ben bundan şüpheliyim. Ayrıca tam 39 konuda Tüzük gerekiyor. Malum, bir çok yasa ve kurul, tüzüğü yapılmadığı için çalışamaz durumda. Yasayı yapanların, uygulanması konusunda ne kadar samimi olduklarını izleyeceğiz…

TAM TERSİNİ YAPTILAR:
Genel seçimler sırasında kapatılan KTHY ve Ercan ile ilgili neler söylemişlerdi bilmem hatırlar mısınız? Ercan’ı geri alacaklardı, hatta kendi uçaklarımızın ne zaman uçacağı sözlerini bile vermişlerdi. Ne oldu? Ercan’ın geri alınamayacağını, yeni bir havayolu şirketinin kurulmayacağını zaten biliyorduk ama, gerek Ercan, gerekse yeni Havayolu konusunda vaatlerle gelenlerin de, en sonunda CAS’ı tasfiye edip, çalışanlarının ekmeği ile oynayacaklarını söyleselerdi, inanmazdık…

BÜYÜK BAŞIN BÜYÜK DERDİ:
DPUG Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş rahatsızlanarak hastaneye kaldırılmış ve anjiyo olmuş. Büyük geçmiş olsun. Aşırı sıcaklar bir yandan, partinin ve de hükümetin stresi bir yandan. Siz olsanız hasta olmaz da ne olursunuz…

KAŞIKLA VERDİ, KEPÇEYLE ALIYOR:
Yerel seçimler nedeniyle ara verilen akaryakıt zamları yeniden başladı. Son dönemde yapılan 3 kuruşluk indirimler, 13 kuruşluk yeni zam ile fazlasıyla geri alındı. Seçim öncesi zam yapmayı uygun bulmayan hükümet, daha önce kaşıkla verdiğini kepçeyle geri almayı bildi… 

KOMİTEYE HAVALE ET KURTUL:
Kalavaç Muhtarı Ömer Meraklı, CTP’de yaşanan krizle ilgili söylenebilecek en özlü ve gerçekçi sözleri söyledi; “Ya toplantı ya da komite… Siyaset sahnesinde bir şeyin unutulmasını istiyorsan çabuk çabuk komite kur… Bircezi de sorarsa, ne oldu o iş dersa, Komiteye havale ettik dersin… Şayet bir daha sorarsa sana ne be dersin… Olur biter…”. Bence 2013’ten beridir tek yaptıkları bu…

ZİRVEDEKİLER
Ahmet Derya: “Bireylerle ilgili sorunlar ve tespitler varsa elbette ki halı altına itilmemeli, ele alınmalıdır. Ancak partinin ideolojik duruşunun da yeniden ele alınması gerekir. CTP’nin sorunu Ahmet, Mehmet, Hasan, Hüseyin değil… Şu anda CTP’nin en büyük sorunu ideolojik duruşu ve söylemleridir. Partililer sakinleştikten sonra bunların tümünün değerlendirilmesi gerekir”…

DİPTEKİLER 
Güvensizlik, Rezillik: Dow Neimand, 30 yaşında bir maceracı. Adam bütün Akdeniz’i kanoyla gezmiş. Türkiye’den KKTC’ye 13,5 saat kürek çekerek gelmiş. Ne bilsin, burayı da AB ülkesi sanmış. Öğrenmiş, kendi rızasıyla karakola gitmiş, kayıt yaptırmak istemiş. “Buyur bir kahvemizi iç, araştıralım” deneceği yerde, içeri atılmış. Ne olduk biliyor musunuz, her bir bireyin potansiyel olarak hırsız, kaçakçı, uğursuz görüldüğü bir yer olduk. Aklıma bir kaç yıl önce yatıyla Girne’ye gelen Richard Gere olayı geldi. Hani “Llimanda yer yok, geri git” demişlerdi. Ne kötü bir propaganda…