Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Eroğlu’nu seçtirelim derken, altlarında taban kalmayacak…

Seçime birkaç gün kala, seçimlere asılmak esas mesele olmalı değil mi..?
Oysa bakıyorum, DP de, UBP de seçim sonrasını tartışıyor…
Geçtiğimiz günlerde “Eroğlu-UBP-DPUG Denklemi” başlıklı yazım, son dönemde en fazla okunanlar arasında oldu. Orada alınacak sonuçların bazı partilerde yeni krizlere yol açacağını yazmıştım. Olası bir başarısızlığın, her iki partide de çözülmelere sebep olacağı yorumu yapmıştım…
Geçen yılki genel seçimler, bazı partiler için nasıl bir kurultay niteliği taşıdıysa, bu defa da öyle olacak gibi görünüyor…
Nitekim, daha seçim olmadan, dün DPUG’den aralarında toplumun yakından tanıdığı, eski DP’lilerin de bulunduğu 136 kişinin istifası önemli…
Konu sadece partilerin içindeki tepkiler değil. UBP ve DPUG’nin her ikisinde de başkanlar, özellikle Lefkoşa’daki ittifaktan sonra, yeni bir hükümet olasılığından söz etmeye başladılar. Serdar Denktaş, geçmişte Cemal Bulutoğluları’nın kazanması, Kutlay Erk’in kaybetmesi döneminde bozulan CTP-DP hükümetine gönderme yaparak, “Umarım aynısı olmaz” derken, “Sıkıntı doğabilir” ifadesini de kullanmakta…
UBP Genel Başkanı Özgürgün ise, daha açık; “Lefkoşa’yı alırsak, hükümet krizi çıkabilir” diyor… CTP’nin tepki verebileceğine de dikkat çeken Özgürgün, “Mutlaka Serdar Bey’in bir hesabı vardır” diye de ekliyor…
Onlar bu hesapların içindeyken, dün görüştüğümüz CTP Genel Başkanı Özkan Yorgancıoğlu, seçim sonuçları ne olursa olsun, hükümeti etkilemeyeceğini, önemli olanın hükümet programı olduğunu ısrarla söylüyor. Bunu da not etmekte fayda var… 
Yerel seçimler öncesinde yılan hikayesine dönüp de başarılamayan “ittifak” bazı bölgeler için sağlanınca,  UBP ile DPUG liderleri arasındaki sular da serinlemiş… Ve anlaşılan her iki taraf da, iki partinin birleşmesi konularını yeniden düşünmeye başlamışlar…
Daha doğrusu, acaba düşünmeye mi, yoksa düşündürülmeye mi..?
Yerel seçimlerden yaklaşık 10 ay sonra Cumhurbaşkanlığı seçimleri var. Eroğlu’nun da yeniden seçilme niyeti…
Bu konular ilk konuşulmaya başlandığında, Eroğlu’nun biri hükümet ortağı, iki ayrı partinin desteğini tercih edeceğini düşünmekteydim. Ancak ayrı olduklarında, birbirinin altını oymaya devam eden iki partinin değil tabii.
İttifak arayışı olduğu dönemde de, şu yaşadığımız seçim sürecinde de açık olan bir şey var ki, her iki partinin tabanları birbirlerine tepkilerini devam ettiriyorlar. Bunu ortadan kaldırmanın iki yolu olabilir. Ya iki partiyi hükümette bir araya getirmek, “ki bu durumda bir taşla iki kuş vurulmuş olur”,
Ya da uzun yıllardır denenen ama asla başarılamayan iki partinin birleşmesi olayını, bu kez DP içindeki UG marifetiyle başarmak…
Tabii bu arada UBP ve DPUG’nin seçim başarısızlıkları, her iki partide başkanların tartışmaya açılmasını da getirebilir. Bunu da göz ardı etmemek lazım.
Gördüğünüz gibi konu, ne hizmet odaklı bir hükümet, ne hizmet odaklı belediyecilik. Varsa yoksa cumhurbaşkanlığı seçimi…
İşi gücü bırakıp, Eroğlu’nu bir kez daha seçtirelim derken, altlarında taban kalmayacak, ne yazık ki onun farkında değiller…

 

YERİN KULAĞI VAR
ORTAK METİN YAYINLANABİLİR:
Meclis’teki tüm partilerin olumlu oyu ile kabul edilen Anayasa değişiklikleriyle ilgili olarak, imzası bulunan partiler, “evet” oyu için ortak bir metinle çağrı yapma konusunda uzlaşsalar, vatandaşın endişelerini de ortadan kaldırmış olacaklardı. Yine de geç değil, değişiklikler konusunda samimiyseler, ortak bir metin altına imza atmaları, sahiplenme adına önemli bir mesaj olacak…

“HAYIR” BEKLENENİN ÜSTÜNDE ÇIKACAK:
Anayasa’ya “Hayır” kampanyasını yapanların dışında, önemli bir kesim de “Hayır” diyeceğini söylüyor.  Hani son dakika golü yemeyelim diyerek Anayasa’ya “evet” diyen partilerin tabanlarını anlarım. Onlar “Partimiz hem kendine, hem tabanına saygı göstermedi” diyorlar ve tepkilerini sandığa yansıtacaklarını söylüyorlar. Şimdi değişikliklere baştan onay veren partilerin tabanlarından da aynı sesler çıkmaya başladı. Konsensüs sağlayacağız derken, telaştan,  kendi tabanlarını böldüler, farkında değiller…

İTTİFAK BİZİ ETKİLEMEZ:
Seçime az bir süre kala UBP ile DPUG’nin Lefkoşa ve Gönyeli’de yaptıkları ittifak, CTP’yi pek etkilemiş gibi görünmüyor. İttifakın özellikle Lefkoşa’da TDP adayı Mehmet Harmancı’yı etkileyeceği, seçimde oylarını Harmancı lehine kullanmayı düşünen UBP ve DPUG seçmeninin ittifakla birlikte bir miktar, UBP adayı Deniz Dana’ya kaydığı, CTP adayı Kadri Fellahoğlu’nun oylarının ittifaktan dolayı pek etkilenmediği iddia ediliyor…

DİMYATA PİRİNÇE GİDERKEN:
DPUG’nin yerel seçimlere beş kala, Lefkoşa ve Gönyeli’de UBP adaylarına destek vereceğini açıklaması parti içinde kabul görmeyince istifaları da birlikte getirdi. Yüzlerce DP’li dün Genel Başkan Serdar Denktaş’ı suçlayarak partilerinden istifa ettiler. Hani bir söz var, “Dimyat’a pirince giderken, evdeki bulgurdan da oldu” diye ya, İşte DPUG’nin hali de aynen öyle…

TAÇOY ONLARI TANIMAZ Kİ:
Hasan Taçoy’a istifaları sormuşlar “Haberim yok” demiş. Hakan Dinçyürek’in göç yasasıyla önerisi hakkında söylediği gibi, “Arazideydik” açıklaması yapmış. Doğrudur. Zaten o isimler Taçoy’un tanıdığı, bildiği insanlar değil. Kendisinin arazideki tabanı da değiller. Onlar kök DP’liler…

EKONOMİ İYİ GİTMİYOR:
Son aylarda ülkenin gündemini meşgul eden yerel seçimler, hükümetin de elini kolunu bağlamış durumda. Özellikle ülkede yaşanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle, Kalkınma Bankası’na borcu olan yatırımcıların son birkaç aydır taksit ödemelerinde ciddi sıkıntılar olduğu iddia ediliyor. Bu nedenle hükümetin seçimlerin hemen ardından ciddi ciddi bu konulara eğilmesi ve birtakım acil ve ciddi önlemler alması gerekir diye düşünüyoruz…     

 

ZİRVEDEKİLER
Zeki Ziya: Pegasus Kıbrıs Müdürü Zeki Ziya, son günlerin tartışılan konusunda olumlu bir adım atıp, CAS çalışanlarına sahip çıktı. Her kafadan bir sesin çıktığı konuyla ilgili olarak, çalışanların mağduriyetini önlemek adına bir hazırlık içinde olan  Zeki Ziya’yı, bu davranışından dolayı kutlamak istiyoruz… 

DİPTEKİLER
Bir Kaşık Suda Boğulmak: Sağlık hizmetlerinin otomasyona geçmesine bir hafta kalmış, ancak sistemi çalıştıracak yönetsel düzenleme ortada yok. Doktorlar, onca işlerinin içinde bilgisayara verileri kendilerinin girecek olmasından şikayet etmişler. Haklılar. Zaten doktor başına düşen hasta sayımız rekor neredeyse. Böyle bir olayın kaosa dönüşmesini anlamak mümkün değil. Bölümlere verilecek sekreterlerle sorun hemen çözülebilir. Dünyanın her yerinde bu böyle. Devletin içinde gizli işsiz yüzlerce kitabet kadrosu var. Yeter ki niyet olsun, yeter ki, cesur olunsun…