Yerel seçim arifesinde DPUG, son dönemeçte Lefkoşa’da UBP adayı Kemal Deniz Dana’ya destek açıklaması yaptı. Propaganda döneminin sonunda gelen bu destek Lefkoşa’daki mevcut dengeleri değiştirebilecek mi, onu da Pazar akşamı hep birlikte göreceğiz…
Aslında günlerdir bu sayfadan da yazdım, DPUG’nin Lefkoşa’da UBP adayı Dana’ya destek vereceğini. Dün, bu iddialar resmi olarak da DPUG Genel Başkanı Serdar Denktaş tarafından açıklandı…
Yapılan kamuoyu yoklamalarında ilk 3 içerisinde gösterilen Kemal Deniz Dana’nın, DPUG’nin bu desteği ile öne geçip yarışı önde bitireceği veya yarışa ortak olup olmayacağını, DPUG’nin getireceği oy oranına bağlı…
Genel Başkan Serdar Denktaş resmi olarak Dana’ya destek vereceklerini açıklasa da, tabanın ne yapacağı önemli. DPUG’nin Lefkoşa’daki tabanının yüzde yüz Dana’ya destek vereceğini söylemek mümkün değil. Ancak yarı yarıya bir oy kayması halinde bile Deniz Dana’yı bu yarışta, iddialı hale getirmeye yetecektir diye düşünüyorum…
UBP adayı Dana’ya destek verme nedenlerini, “Adaylar arasında bizi ziyaret edip, destek isteyen tek aday Sayın Dana oldu” diye açıklayan Denktaş, “Diğer adaylar da size gelseydi farklı bir karar çıkar mıydı?” sorumuza ise, “Gelselerdi, partinin hangi adaya destek vereceğini yetkili kurullarda tartışıp, farklı bir karar üretebilirdik” diye cevap verdi… CTP adayı Fellahoğlu veya TDP adayı Harmancı, Serdar beyden destek isteseydi, partisi onların lehine bir karar verir miydi diye sorarsanız, bunun cevabı bence “vermezdi” olurdu… Çünkü Lefkoşa’da Dana’ya verilen desteğin sadece, Deniz Dana’nın ziyareti veya projelerine inanmak olduğunu kimse iddia edemez. Bu destek olayının, iki parti arasında, hatta üçüncü ayak olarak da Sayın Eroğlu’nun, 2015 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik bir ortaklık ve yoklama olduğu konusunda ciddi iddialar var…
Ancak gerçek olan, DPUG’den Dana’ya gelen desteğin, Lefkoşa’da tüm partilerin hesaplarını yeniden gözden geçirmek zorunda bırakacağıdır… Bugünden sonra, gerek CTP, gerekse TDP için seçimler yeni başlamış gibi olacak ve her iki aday da stratejilerini yeniden saptamak zorunda kalacaklar… Kamuoyunda oluşan algıya göre, CTP ile TDP arasında geçmesi beklenen yarışa, dünden itibaren Kemal Deniz Dana da dahil olmuştur.
Dün Serdar Denktaş’ın iddialı konuşmalarını dinlerken ister istemez aklıma, yerel seçimler öncesi iki parti arasında sağlanamayan ittifak geldi. Eğer o gün iki parti ittifakı sağlamış olsalardı, seçim süreci çok daha farklı bir boyutta olacaktı. O gün sağlanamayan ittifakın, bugün belli bölgelerde sağlanmasının ardında başka hesaplar mı yatıyor bilemem ama, özellikle Mağusa ve Lefkoşa’da yapılan ittifak, beklenen başarıyı yakalarsa, seçimlerin ardından iki parti arasındaki işbirliğinin farklı bir boyut kazanacağı, “tek parti” senaryolarının yeniden gündeme geleceği, hatta yeni hükümet formüllerinin bile tartışılacağı yeni bir siyaset ortamı oluşabilir.
YERİN KULAĞI VAR
LEFKOŞALIYA ÖZÜR BORCUMUZ VARDI:
DPUG’nin Lefkoşa’da aday çıkarmamasını Serdar Denktaş, “Lefkoşalıya geçmişten kalan bir özür borcumuz vardı, onun için bu dönem Lefkoşa’da aday çıkarmayıp, özrümüzü yerine getirdik” diye açıkladı. Lefkoşa’da Nisan 2013’de yapılan seçimlerde Arabacıoğlu’nun aldığı oy, Lefkoşalıya olan özür borcunu anlamalarına neden olmuş. Bu nedenle, şimdi aday çıkarmayıp bu borcu ödediklerini söylüyor Sayın Denktaş.
DESTEKLEDİĞİMİZ ADAY KAZANIR:
Serdar Denktaş, partisinin destek verdiği adayın kesin olarak bu yarışın galibi olacağını iddia etti. Lefkoşa’da 4 bin civarında bir oyları olduğunu iddia eden Denktaş, bu oyları alan adayın, Lefkoşa’daki yarışı önde bitireceğini söyledi. Matematiksel olarak bakıldığında, UBP ve DPUG oylarının gerçekten de bir adaya gitmesi halinde ipi göğüsleyeceğini söyleyebiliriz. Ancak seçim işi matematik değil, parti içi hesaplaşmaları da dikkate almakta fayda var…
RAKAMLAR UMUT VERMİYOR:
Seçmen sayımız hızla artıyor. 2010 yerel seçimlerinde seçmen sayısı 164.486 iken, bundan 3 yıl sonra genel seçimlerde 172.803’ye ulaşmış. Bugün ise 175 bin 258. Dört yılda, 10.772 kişi artmış. Çok ciddi bir rakam. Ancak buna karşılık, katılım oranı sürekli düşmekte. 2010 yerel seçimlerinde yüzde 72 olarak gerçekleşmiş. Genel seçimlerde bu oran biraz daha düşmüş ve yüzde 69,61’e gerilemiş. Neredeyse nüfusun yarıdan biraz fazlası oy kullanmıyor. Sonuçta demokratik irade tartışılır hale geliyor. Sizce bunun nedeni ne olabilir? Bence tek bir yanıtı var, siyasete ve siyasetçiye olan güvensizlik. Umarım bu seçimler beni yanıltır da, katılım oranı artar…
UBP TABANI KIZGIN:
Geçtiğimiz günlerde, Anayasa değişikliğine “evet” diyen UBP ve DP’nin, neden “evet” dediklerini halka anlatmadıklarını yazmış, o partiler için öncelikli olanın yerel seçimler ve koltuklar olduğunu belirtmiştik… Dün Havadis’te konuya ilişkin yayınlanan haber bizi doğruluyor. Ancak vatandaş da, adam yerine konulmadığından şikayetçi. Özellikle de UBP tabanı, “Aman dışta kalmayalım diye evet dediler, en azından bize de anlatsalardı” diyor. Ve UBP’den sırf bu nedenle Anayasa değişikliğine büyük ölçüde “Hayır” çıkacağı duyumları geliyor…
HAK ARAMAYI ÖĞRENİYOR MUYUZ:
Haspolat bölgesinde ara bölgede bir arazi. Bir Kıbrıslı Türk, araziyi kiliseden ekim yapmak üzere kiralamış. Ancak aynı araziyi kiraladığını iddia eden bir Rum, AB’den sağlanan bir fondan bu arazi için destek almaktaymış. Kıbrıslı Türk durumu polise ve yargıya iletmiş, yardımı veren Rum Tarımsal Ödemeler Örgütü de AB karşısında zor durumda kalmış. Güzel haber. Son dönemlerde AB’den tazminatları yiye yine, bizler de yargıya gitmeyi öğreniyoruz…
6 AYDIR BAKANLAR KURULU’NA ULAŞAMAYAN TASARI:
KKTC suç cenneti derken, uluslararası kaçakçılıktan, kara paradan, kadın ticaretinden, başka ülkelerde suç işleyenlerin sığınağı olmasından bahsederiz. İşte yenisi; bilişim suçlarına da yataklık etmekteymişiz. Yıllardır çıkarılamayan bir yasadan yararlanan uluslararası suçlular, KKTC’yi bilişim suçları için kullanmaktaymış. Internet üzerinden hasep numaraları kırılarak soygun yapıldığı ve kara para aklandığı belirtiliyor. İş organize boyutlara varmış. Ocak ayında Bakanlar Kurulu’na sevk edilmek üzere olduğu duyurulan yasadan ise hala haber yok…
ZİRVEDEKİLER
Nevvar Nolan: “Lütfen sandığa gidin. Eğer size bir hak tanınmışsa, size tanınan hakkı kullanın. Bu ülkenin Anayasa ve yasaları size seçime katılma hakkı veriyorsa, sizi seçmen yapıyorsa, oy vermek suretiyle size söz hakkı veriyorsa, gidin oyunuzu kullanın. Herkes kendi serbest iradesini gidip sandığa atsın”…
DİPTEKİLER
Olmayan Paralar Şarkıcılara: Seçimlerin festivallerle aynı döneme denk gelmesiyle Belediyeler, bölgelerinin alt yapısına ve hizmetlerine harcayacakları parayı, Türkiye’den sanatçı getirmeye döküyorlar. Üstelik de kasaları tamtakır olan belediyeler… Kim daha pahalısını, kim daha fazlasını getirir yarışı dikkat çekiyor. Her birinin en az gecede 50 bin lira aldığını düşünürseniz, bir hesaplayın. O paralarla bölgelerde neler yapılmaz. Ve bir soru daha, hizmet mi, şarkıcı mı, hangisi oyunuzu etkilerdi..?
































