Her ne kadar gündem yerel seçimler olsa da, hemen ardından yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri var. O nedenle 29 Haziran’da yapılacak seçimler, önemli bir anket niteliği taşıyor.
Sağın ortak adayı olarak açıklanan Derviş Eroğlu, bu seçimlerde sağ seçmenin oy oranına göre, yeni bir takım hamleler yapabilir. Hatırlayacaksınız, parti kararı olmasa bile, hem UBP, hem de DPUG “aday olması halinde” adaylarının Derviş Eroğlu olduğunu açıklamışlardı. Bu saatten sonra iki partinin de bir başka ismi açıklaması veya destek vermesi biraz zor görünüyor…
Önemli olan solun adayının kim olacağıdır. Mehmet Ali Talat’ın CTP içerisindeki bazı gruplarla sorunu olduğunu bilmeyen yok. Bu gruplar Talat’ın yerine bir başka ismin olması için çaba harcıyorlar. Örneğin, geçiş hükümetinin başbakanı olarak, toplumun tüm kesimlerinden büyük destek gören Meclis Başkanı Sibel Siber ismi sıkça konuşulmaya başlandı bile. CTP’nin mevcut yönetimi ise henüz kimin destekleneceği veya adayları olacağını tartışmış değil. Başbakan ile birlikte olduğumuz bir ortamda, bu yöndeki sorumuz üzerine Yorgancıoğlu, “Hele yerel seçimleri hayırlısı ile atlatalım, bunu ondan sonra düşünürüz” demişti. Yani CTP 29 Haziran seçimlerinin hemen ardından cumhurbaşkanlığı seçimlerine odaklanacak. Adayları Talat mı, Siber mi, yoksa bir başka isim mi olacak, onu bekleyip göreceğiz…
Dediğim gibi aday belirleme konusunda şu an için sağın bir sorunu yok gibi görünüyor. Solda ise Mehmet Ali Talat, Sibel Siber, Mustafa Akıncı gibi isimler konuşuluyor. Hatta adaylar arasında Kudret Özersay ismi bile dillendiriliyor…
UBP ile DPUG, yerel seçimlerde yaşadıkları karmaşa ve krizleri cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yaşamayacak gibi görünüyor. Esas sıkıntı CTP’de yaşanacak gibi. Birisi CTP’nin tabanından gelen Talat, diğeri ise BG armalı ancak toplumun takdirini kazanmış, en önemlisi kadın olma avantajına sahip Siber…CTP için zor bir seçim olacak…
*****
Yarım milyon Euro…
Rum Ortodoks Kilisesi, Apostolos Andreas Manastırı’nın restorasyonu için İngiltere’de yaşayan Rumlardan yarım milyon Euro toplamayı hedefliyor. Sonuçta bu paranın, hatta fazlasıyla toplanacağından eminim. İsterseniz milliyetçilik deyin, ister dine bağlılık deyin, ne derseniz deyin, bu ulusal bir bilinç. Hem değerlerine, hem siyasetine hem de kültürüne saygı ve bağlılık.
Bizimle tam bir benzetme yapılacaksa, işte camilerin durumu…
Çok uzun yıllar boyunca, Rumların 107 camiyi yıktıklarının propagandasını yaptık. Gerçekti. Yaptılar. Ama biz işin propagandasında durduk… Birçok yerde yenilerini de inşa ettik ama, gelin görün ki, bu devirde, camilerin elektrikleri borçları yüzünden kesik.
Haydi onu geçtim. Tarihi eser niteliği taşıyanların durumu?
Mesela Selimiye… Mesela Lala Mustafa Paşa… Her gün yüzlerce turistin ziyaret ettiği mekanlar. Gerçek anlamda restorasyona muhtaçlar. Adam gibi bir çevre düzenlemesine ihtiyaçları var.
Sadece camiler değil tabii. Tüm eski eserler.
Konuyu Vakıflar’a ya da devletin başka kurumlarına havale etmekle kalırız da kimse kılını kıpırdatmaz. Belki de yüzlerce Kültür Derneği’nden birisi de çıkıp, böyle bir yardım kampanyası yapmayı düşünmez.
Gerçek anlamda duyarlılık, geçmişe, kültüre saygı bu olmalı…
Her konuda Kuzey’le Güney’i karşılaştırmayı çok sevmesem de, bu özellikleri insanı kıskandırıyor. Aslında başarılarının sırrı da bu…
YERİN KULAĞI VAR
MERAK EDİYORUM:
Bağımsız aday demek, hiçbir siyasi parti ile organik bağı olmayan aday demektir en genel anlamda. Ancak bizim ülkemizdeki bağımsız adayların bazıları önce bir partinin adayı, ardından da bağımsız olduğunu açıklıyor. Üstüne üstlük, kendisini “partili” diye koordinatör atayan partisinden veya görevinden istifa etmeyi düşünmüyor. Gerçek anlamda bağımsızsan, partinden istifa edeceksin. Partin eğer seni bir yerlere getirmişse etik olarak o görevden de istifa edeceksin. Ama bizim ülkedeki “bağımsız aday” anlayışı böyle bir şey olsa gerek…
AKEL SOL GÖSTERİP SAĞ VURUYOR:
Pazar günü yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimleri için Dev-İş, AKEL’e destek verilmesi çağrısı yapmış. Listesine hiçbir Kıbrıslı Türk adayı almayan, sadece bir Türk’ü “şahit” olarak yazan AKEL’e destek yerine, tam tersi bir çağrı yapılmalıydı. Türklerin de haklarını savunduğunu iddia eden bu parti, resmen sol gösterip sağ vuruyor. İlle de destek verilecekseydi, keşke aday olan Türklere verilseydi…
KÖPRÜNÜN ALTINDAN ÇOK SULAR AKTI:
Avrupa Komisyonu, Türkiye’nin AİHM kararını uygulaması gerektiğini savunmuş. İyi güzel de AİHM’nin 2001 tarihinde, yani 13 yıl önce aldığı bu karardan sonra, özellikle de Karpaz’daki iddialarının olumlu yönde değiştiğini hiç mi hesaba katmadılar. Annan planı sonrasında Karpaz’da yaşayan Rum’lara yönelik olumlu anlamda ciddi adımlar atıldı. Köprünün altından çok sular aktı ama, Avrupa Komisyonu’nun bu gelişmelerden haberi yok anlaşılan…
ANASTASİADİS NE DER ACABA:
İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, federasyonları genel olarak bağımsız devletlerin kurduğunu, ancak Kıbrıslı Rumların bunu düşünmek bile istemediğini söyledi. Yani Talat demek istiyor ki, eğer bir federasyon kurulacaksa KKTC’nin devlet olarak kabul edilmesi gerekir. Tam da rahmetli Denktaş’ın yıllar yılı savunduğu tez… Geçmişte “Egemenlik uğrunda ölünecek Leyla değildir” diyen Talat, inşallah bu fikrini dün bir araya geldiği Anastasiadis’e de söylemiştir.
BBC’DEN AL HABERİ:
BBC dünyanın güvenilir haber kaynaklarının başında gelir. Biz buralarda ABD’nin Kıbrıs’a üst düzey ilgisini tartışırken, BBC daha müzakereler başlamadan önce ipuçlarını vermiş ve eski bir Amerikalı diplomata aynı soruyu sormuş. Bu uzmana göre, “Bu süreçte öne çıkan bir rol üslenen Amerikalılar, ‘müzakere detaylarına takılıp kalınacağına, Ankara’dan ciddi ve güven yaratıcı bir adım atmasını bekliyor. Bu da, Maraş konusunda Ankara’nın Obama’nın talep edeceği şekilde bir adım atmak olabilir’… Bu haberin üstünden 3 ay geçmiş. Obama’nın talebi bugüne kadar herhalde iletilmiş olmalı…
KONUK’A SAYGI:
Yerel seçimler öncesi adaylar seslerini tüm ülkeye duyurabilmek adına medyanın en doğru araç olduğunu bildiklerinden, gelen davetleri geri çevirmek bir yana, programlara katılabilmek için bayağı bir çaba sarf ederler. Ancak bazı kurumlarda gelen konuk, hele de farklı bir görüşü temsil ediyorsa, TV’ye çıktığına çıkacağına pişman edilir. Benim tavsiyem, farklı görüşlere tahammülü olmayan program yapımcıları ya bu adayları programlarına çıkartmasınlar, ya da onun konuk olduğunu bilerek, görüşlerine saygı gösterip ona göre davransınlar…
ZİRVEDEKİLER
Yiğitcan ve Meliz: Türkiye Üniversitelerarası Atletizm Şampiyonası’nda GAÜ’den Meliz Redif ve YDÜ’den Yiğitcan Hekimoğlu dallarında birincilik kürsüsüne çıkarak bizleri gururlandırdılar. Meliz Redif 400 metrede, Yiğitcan Hekimoğlu ise hem 100, hem de 200 metrede birincilik kürsüsüne çıktılar…
DİPTEKİLER
Barikat İşkencesi: Şimdilerde hafta arası da yoğunluk olsa da, özellikle hafta sonları turistlerin Arasta, Selimiye, Büyük Han turları yoğun. Geçen yıldan beri bu böyle. Bilhassa da Cumartesileri. Lokmacı barikatındaki kuyruk, Arasta’ya uzanıyor. Yanlarında küçük çocukları da olan insanlar yarım saat güneş altında kuyrukta beklemek zorunda… Sıra yüzünden çıkan tartışmalar da cabası. KKTC çıkışında, kulübede sadece iki görevli. Bir politika belirleyelim ve “Biz turist falan istemiyoruz” diyelim olsun bitsin…
































