Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Anlayanlar anlamayanlara anlatsın…

UBP ile DP arasında yerel seçimlere yönelik varılan mutabakatı anlayan var mı..? Anlayanlar anlamayanlara anlatmalı çünkü eminim bu ittifakla murat edileni anlamayanların sayısı, anlayanlardan çok fazla… Neymiş efendim 17 bölgede iki parti iş birliği yapıp, ortak adayla seçimlere girecek ve kazanmak için güç birliği yapacaklarmış. Lefkoşa, Mağusa, Girne, İskele ve Güzelyurt. KKTC’nin beş büyük ilçesi… Şu an, Lefkoşa, Mağusa ve Girne CTP’nin elinde. Güzelyurt ve İskele ise yıllardır UBP’nin. İki parti hangi bölgelerde ittifak yapıyor ona bir bakalım. Lefkoşa’da UBP adayı Sertoğlu, Mağusa’da DP adayı Arter ve Girne’de ismi henüz belirlenmeyen DP adayı… Diğer iki ilçede ise yani Güzelyurt ve İskele de UBP ve DP, kendi adayları ile yarışacak…İskele ve Güzelyurt’ta UBP ve DP sırf kazanmak adına, birbirlerine olmadık eleştiriler yaparken, Lefkoşa, Mağusa ve Girne’de kol kola yürümeleri ne kadar etik ve inandırıcı olabilir ki..? Söyleyin bana, bu nasıl bir ortaklık Allah aşkına? Yaptıkları bu sözde ortaklıkla, İnönü veya Paşaköy’ü kazansalar ne olur, kaybetseler ne olur..? Benim bildiğim eğer bir ortaklık yapılacaksa ve bu ortaklık da, rakip dediğiniz CTP’ye karşı olacaksa, işbirliği böyle olmamalıydı… Demek ki iki partinin ortaklıktan murat ettiği, yerel seçimleri bahane ederek, CTP’yi dövmek. Ve seçim sonrası da, bu iş birliğinin temelinde yatan esas niyetlerini, yani yeni hükümet formülünü hayata geçirmek ve 2015 cumhurbaşkanlığı seçimlerine hükümet olarak gitmek… Yok, hedefleri bu değil, gerçekten bir güç birliği yapmak istiyorlar diyorsanız gelin tek tek İlçelere bir bakalım. Hedeflerine koydukları 3 büyük ilçedeki tablo ortada… Mağusa’da çıkardıkları ortak adayın Kayalp karşısında şansı ne? Birçok UBP’li seçmen İsmail Arter’e değil, Oktay Kayalp’e oy vereceklerini açık açık söylüyorlar. Tek beklentileri CTP içerisinde, genel seçimlerde Mağusa’da yaşananların bu seçimlerde “hesabın sorulması”… Girne’de ise ortakların durumu çok daha vahim. Hala bir aday belirlemiş değiller. Ortada dolaşan birçok UBP ve DP’li isim var. Açıklanacak isimden sonra, aday olacak bağımsız adaylar olduğu konuşuluyor. Ve her iki parti seçmeni, çıkacak adaya göre tercihini yapacak. Yani “adayımız X’tir” denilse bile, UBP ve DP’li seçmenin, gidip o adaya oy vereceğini kim garanti edebilir ki..? Amiral Gemisi olarak bilinen Lefkoşa’da ise, UBP kendi ilan ettiği adayına bile sahip çıkamamış. Kazanma şansı en yüksek olan Sertoğlu’nun adaylığına bırakın DP’yi, kendi partisi içerisinde tepkiler olduğu, Sertoğlu’na karşı “paralel adayların” çıkabileceği bile konuşuluyor. UBP’de her seçim ortaya çıkan Truva atları, bu seçimde de yine işbaşında olacaklardır. Ve tek amaçları da, kendi adaylarının kazanmaması için gizli ittifaklar içerisine girmek olacaktır. Tıpkı geçmişte Şemi Bora’ya yaptıkları gibi… Tabii, bu yazdıklarım varsayım ama uzak bir olasılık değil. Gördüğüm kadarıyla bu işin sonu hiç de güzel bitmeyecek. Haziran ayındaki seçimlerde bu iş birliği beklenen neticeyi alamaz, üstüne bir de kayba uğrarsa, her iki parti başkanı da bu mutabakatın hesabını vermek zorunda kalacaklar. Öyle görünüyor ki seçimlerin sonucunda iki parti, özellikle de UBP, yeni krizlere gebe olabilir…

Derogasyon hayal…
Serdar Denktaş, bir anlaşma sonrası AB’ye girecek olan KKTC’nin, uyum konusunda birçok konuda eksiği bulunduğunu, bunun için AB’den bazı derogasyonlar talep edilmesi gerektiğini söylemiş.
Hiç gerçekçi değil. Mümkünatı yok.
Çünkü bugünkü durum Annan Planı döneminden farklı. O zaman Güney Kıbrıs- AB müzakereleri devam ettiği için derogasyonlardan söz edilebiliyordu. Oysa artık Güney AB’nin bir üyesi. Ve ortada 10. protokol var. Buna göre Türk tarafının AB’ye katılımı, bir anlaşmadan sonra Rum-AB anlaşması çerçevesinde olacak. Yani bundan sonra Türk tarafı ile müzakere diye bir şey söz konusu değil. Yapılabilecek tek şey, eksiklerimizin olduğu konularda uyumun sağlanması için maddi ve teknik destek talep etmek olabilir o kadar…

YERİN KULAĞI VAR
AKDOĞAN VE İSKELE: UBP-DP ittifakı dışında tutulan İskele ve Akdoğan Derviş Bey’in hışmına uğrayacak. Hem Halil Orun, hem de Adem Ademgil, Saray tarafından üstü çizilen iki isim. Bu iki ismin kazanmaması için bazı ittifakların daha şimdiden oluşturulduğu ve seçimlerde de bu iki adaya karşı başka adaylara destek verileceği iddiaları ortada dolaşıyor. Demek ki, ya Saray’la ters düşmeyeceksin veya siyasete hiç girmeyeceksin…
HEDEF HİZMETSE: UBP ve DP yerel seçimlerde iş birliği konusunda anlaştıklarını açıklarken, bu iş birliğini yapma nedenlerini ise “Hedef Hizmet” olarak açıkladılar. Bu iki partinin halen elinde bulundurdukları belediyeleri hatırladım. İki, bilemediniz 3 belediye dışında, bırakın hizmet yapmayı, maaş ödemekten aciz durumdalar. Hepsinin kazandığını varsayalım, hangi hizmeti yapacaklar?
HARMANCI ALTERNATİF OLUR MU: Yerel seçimlerde partilerin adayları yavaş yavaş şekillenirken, TDP de bugün yarın adaylarını açıklamaya başlayacak. Lefkoşa için adı geçen ve parti genel sekreteri de olan Mehmet Harmancı, TDP için en uygun aday olarak görünüyor. Özellikle Siber hükümetindeki bakanlığı döneminde toplumda bıraktığı olumlu izlenim, Harmancı’ya bu yarışta önemli bir avantaj olarak görülüyor. Birçok kararsız oyun, aday olması halinde Harmancı’ya gidebileceği iddia ediliyor…
GELSE VAY, GELMESE VAY:
Serdar Denktaş, TAK’a verdiği demeçte büyük bir iddiada bulunuyor. Bu yıl turist sayısının beklenenin üstünde olacağını, kapasitemizin yetmeyebileceğini söylüyor. Tam kırk yıldır bu işle uğraşıyoruz, sonunda turist gelmeye başlıyor, bu kez de hazırlıksız yakalanıyoruz. Halihazırda 19 otel turizm faaliyetlerinin dışında atıl durumda. Elimizdeki yatak sayısını korumayı bile becerememişiz…

AYH MECLİS’TEKİ YASAYI İNCELEMELİ:
Aydınlık Yarınlar Hareketi, müşavirlik sistemi son bulsun, pro-rata sistemi uygulansın gibi öneriler yapmış. Bu işler öneri yapmakla olmuyor. Siyasilerin yazılı açıklamalara itibar etmelerini beklemek boşuna. Sivil toplum örgütleri eğer katkıda bulunmak istiyorlarsa, Meclis’teki Kamu Görevlileri değişiklik yasasını incelemeli, eksiğini, yanlışını ve önerilerini bir çalışmayla ortaya koymalılar. Hem siyasilere daha iyi ulaşmış olurlar, hem de toplumu bilinçlendirme görevini yerine getirirler. Zira Meclis’teki tasarı, toplumun beklentilerinin tersine maddeler içeriyor…

YOK DAHA NELER: 14 yaşındaki kızı hamile bırakan 60 yaşındaki adamın haberlerini okudunuz dünkü gazetelerde. Daha bu haberin şokunu atlatmadan bu kez de bir restoranın eski çalışanının, ölü tavuklara tecavüz ettiği haberiyle sarsıldık. Bugüne kadar şaşırtan haberler okumuştuk ama sonunda bunu da gördük ya. Durun bakalım daha nelere şahit olacağız…

ZİRVEDEKİLER
Kadri Fellahoğlu: LTB Başkanı Fellahoğlu, başkent Lefkoşa’nın çeşitli bölgelerinde bireysel olarak satışa sunulan araçların uygunsuz yerlerde sergilenmesinden dolayı sıkıntı yaşandığını kaydederek, yol kenarlarında, çemberlerde ve kaldırımlarda uygunsuz olarak sergilenen ve görüntü kirliliği yaratan araçların, belediye tarafından çekileceğini söyledi. Kimse Kadri beyden büyük projeler beklemiyor. Bu tür ufak dokunuşlar bile bizi mutlu ediyor. Üstelik bunlar için para da gerekmiyor…

DİPTEKİLER
Gıda Güvenliği Yasası: Büyükelçi Halil İbrahim Akça, Türkiye’den suyun gelişi konusunda çok önemli bir noktaya değinmiş; “KKTC gerekli gıda güvenilirliği ile standartlarını yakalayamaması durumunda Türkiye’nin yapabileceği bir şey yok. Bu standartlar karşılanmadıkça bu ürünler hiçbir yere giremez” demiş. Bir Gıda Yasası’nı çıkartmak bu kadar mı zordur… Bizler zehirlenmeye devam ettiğimiz gibi, üreteceğimiz ürünleri de satamayacağız…