Öncelikle belirtmeliyim ki, ülkenin yeni seçimleri kaldıracak ne parası, ne de dermanı var. Her seçim döneminde inanılmaz paralar gidiyor ve bu paralar, vatandaşın cebinden çıkıyor…
28 Temmuz sonrası Meclis’te oluşan yeni aritmetik, özellikle CTP kanadı tarafından bir “zafer” edasıyla karşılanmamış, aksine “metazori” bir koalisyonun kapısını açmıştı. Ve günün sonunda oluşan yapı, DP kanadını memnun etse de, büyük ortak bu zorunlu iş birliğine boyun eğmek zorunda kalmıştı. Seçimlerin hemen ardından kaleme aldığım bir yazımda, “Oluşan yeni Meclis aritmetiği, ülkeyi bir yıl sonra erken bir seçime götürmeye adaydır” demiştim. Bugün gelinen noktada, tıkanan ve krizlere gebe siyasetin önünü açmak için tek çare olarak, ister istemez erken bir seçim gündeme geliyor…
Dün akşam CTP Parti Meclisi’nin ne karar aldığını yazımı yazarken henüz bilmiyordum. Ancak, iki partinin yaptıkları etik ve ahlaki bulunmasa da, CTP bu koalisyonu sürdürmek zorundaymış gibi bir hava var. Nedeni ise, yeniden başlayan görüşme süreci. CTP, adada yeniden yeşeren çözüm umutlarını ileriye taşımak, gelişmeleri daha yakından takip etmek, hatta müdahil olmak adına hükümet de kalmak zorunda olduğuna inanıyor. Bu nedenle tüm yapılanlara, “ya sabır” diyerek dayanmak zorunda. Aslında DP-UG’nin ve Serdar Denktaş’ın da elindeki en önemli koz bu. O da biliyor ki bu kritik aşamada CTP’nin “her şeye rağmen” hükümette kalmak adına, kendisinin tüm blöflerini göremeyeceğini biliyor. Son seçimler sayısal olarak, Serdar Denktaş’ın eline öyle bir koz vermiştir ki DP-UG, bütün hükümet formüllerinde olmazsa olmaz pozisyonuna gelmiştir. Halihazırda UBP’nin, “CTP ile hükümet kurmayız” diye de bir açıklaması var…
Sonuç olarak hükümetin bozulması durumunda, (ki ben yakın bir zamanda bozulacağına inanmıyorum) tek alternatif UBP/DP-UG koalisyonudur. Peki ama böyle bir koalisyonun ömrü bugünkünden daha mı uzun olacak? Varoluş nedenleri, “menfaat” ve “dağıtmaya” dayalı bu iki partinin uzun süreli birlikte olmaları için kabinede en az 26 bakanlık olması gerekecek. Olası bir UBP/DP-UG koalisyonunda kendini bakan olarak gören, en az 20 isim sayabilirim. 26 gibi kritik bir sayıya sahip böylesi bir koalisyonda, bakanlık hayali gerçekleşmeyen iki vekilin vetosu hükümeti düşürmeye yetecek de artacak bile…
Bir diğer önemli konu ise daha bir yıl önce kurultay kavgaları nedeniyle mahkemelik olanlar ve sonunda partiden ayrılanlarla nasıl bir ortaklık kurup da icraat yapacak? Daha düne kadar “kanlı bıçaklı” olanların tüm geçmişi unutup, birbirlerine sarılacaklarını sanmıyorum… Hatırlayın, 30 milletvekiline sahip UBP iktidarı döneminde, Meclis’te nisabı sağlamakta zorlanıyorlardı. Şimdi 26 sayısı ile nisabı sağlamayı, yasalar yapıp Meclis’ten geçirmeyi nasıl becerecekler. Hoş, böyle bir hükümetin yasa yapma, Meclis’i toplama gibi bir gailelerinin olacağını da sanmıyorum ya neyse…
İki parti en iyimser tahminle belki yerel seçimlerde bir iş birliğine giderler belki ama Serdar Denktaş’ın mevcut hükümeti bozup, UBP ile yeni bir maceraya atılacağına inanmıyorum. Zaten geçmişte birçok örneğini sayabileceğimiz ittifakların, beklenen neticeleri elde edemediğini çok gördük. 1990 yılındaki seçimlerde UBP’ye karşı birleşen ve DMP çatısı altında birleşen diğer partilerin, elde ettikleri sonucu hatırlayınız. Yine Mağusa yerel seçimlerinde Oktay Kayalp’e karşı “ortak adayla” seçimlere giden UBP ve DP’nin aldığı oylar da hala hafızalarda. Kimse olası bir güç birliğinde 2+2=4 eder gibi bir yanılgıya düşmemeli. Bu nedenle böylesi ittifaklarda, beklenen ve arzulanan sonuçların kesin elde edileceği inancına kapılmamak lazım…
Başta da söylemiştim. Meclis’in bugünkü aritmetiği hükümet kurma konusunda pek fazla alternatif tanımıyor. Hem CTP, hem de DP-UG “kör topal” bu yola devam etmek zorundadırlar. CTP, çözüme olan inancı, DP-UG ise bugünkü kadar rahat olmayacağı bir maceraya atılmamak adına koalisyonu sürdürecektir. Yok eğer DP-UG, Saray’ın da telkinleri ile hükümeti bozmaya kalkarsa, erken seçim yolunu açacaktır. Bu durumda CTP adına en büyük sorun, erken bir seçime UBP ve DP-UG’nin hükümet olduğu bir ortamda gidecek olmasıdır. Ancak bu süre zarfında krizi topluma iyi anlatır ve durumu lehine çevirmeyi başarırsa, geçen yıl kıl payı kaybettiği “tek başına iktidar” olasılığını yeniden yakalayabilir…
YERİN KULAĞI VAR
SİZ YAPTINIZ, BİZ DE YAPARIZ:
UBP’nin de DP-UG’nin de ağzında bir ÖRP benzetmesidir gider. Evet, o büyük bir rezaletti. Siyaset tarihine kara harflerle yazıldı. Yapan da, yaptıran da cezasını çekti. Eee, o zaman buna karşı duranlar, o rezaleti şimdi kendilerine gerekçe gösterince ne oluyor? İşte Özgürgün’ün lafı; “2006 dönemini yaratan parti kendi geçmişine bakarak demeç vermelidir”… “Siz yaptınız, biz de yaparız”dan başka ne anlamı var? Üstelik de lanetledikleri ÖRP’yi affedip de bünyelerine aldıktan sonra, yaparlar tabii, yapmazlar mı…
AKLANMIŞ DEĞİLLER:
Kamuoyundan ve iş çevrelerinden CTP’nin hükümete devam etmesi yönünde çağrılar geliyor. Çağrılarda, ortaya çıkacak istikrarsızlık ve devlette işlerin duracağı endişeleri dile getiriliyor, ayrıca Kıbrıs konusuna bağlı olarak CTP’nin hükümette kalması gerektiği vurgulanıyor. Oysa esas düşünülmesi gereken, yerel seçimler öncesinde, partizanlık suçlarından arınmamış UBP ve DP’nin hükümette olacak olmasıdır. Özellikle UBP’deki yönetim, İrsen Küçük’le birlikte devleti kurultaya malzeme eden ekiptir. Kontrol tümüyle ellerine geçtiğinde neler olacağına bakmak da gerek…
ETME BULMA DÜNYASI:
Hatırlayacaksınız, geçmiş CTP-DP koalisyon hükümeti iki yılda üç kez bozulup kurulmuştu. Sonra bir gecede CTP, Kıbrıs Türk siyasi tarihine de geçen ÖRP’yi daha kuruluşunu tamamlamadan, ortak almıştı. Bugün yaşananlara bakıyorum da, sanki Serdar Denktaş ÖRP’nin rövanşını alıyor gibi. Ama CTP için tek fark, bugün kurduracağı bir ÖRP yok…
YAPTIKLARINIZ YAPACAKLARINIZIN TEMİNATI:
UBP Milletvekili Faiz Sucuoğlu, “Sağda birlikte harekete etme yönünde olumlu bir hava olduğunu size rahat söyleyebilirim. İki tarafın anlayışı ve iyi niyeti söz konusu. Buda bizi açıkçası sevindiriyor tabii ki” değerlendirmesinde bulunmuş. Allah muhabbetlerini bozmasın ama ben bu kadar hevesli olmalarına pek anlam veremiyorum. Duyan da sanacak ki, ülkeye ve vatandaşa hizmet etmek için yanıp tutuşuyorlar. Son 4 yılda bu ülkeye ve insanına verdikleri zararı hala unutmadık. Bugün de bu iktidar heveslerinin, toplum için olduğuna kimsenin inanmadığını onlar da çok iyi biliyorlar…
AYNI SENARYOLAR:
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu bir yandan adada bir çözüm için uğraştığı izlenimini verirken, diğer yandan kendine bağlı örgütleri de hareketlendiriyor. Sayın Eroğlu’nun son günlerdeki kabullerine baktığımızda, bildik bazı örgütlerin ziyaret edip destek belirttiğini görebilirsiniz. Rahmetli Denktaş’ta her sıkıştığında bu tür örgütleri kullanarak, söyleyemediklerini onlara söyletmeyi tercih ederdi. Sayın Eroğlu’nun da bugün yaptığı aynen bu…
ANKARA NEDEN DESTEKLEDİ ACABA:
Ersin Tatar mevcut hükümetin ekonomik protokol konusunda ev ödevlerini yapmadığını söylüyor. Ya kendileri? Hangi birini söyleyelim, “kamuda tasarruf” protokolün temel başlıklarından biri olduğu halde, kamuya bindirdikleri yükten mi? Yoksa yapmadıkları özelleştirmelerden mi? Zaten benim de anlamadığım Ankara’nın, imzasını göz göre ihlal eden bir yapıyı nasıl olup da onca zaman desteklediği…
ZİRVEDEKİLER
Nevzat Anayasa: Anayasa’nın Twitter hesabında Serdar Denktaş ile ilgili yazdıklarına bayıldım, sizlerle de paylaşmak istedim. “Hükümette CTP ile ortak, mahalli seçimlerde UBP ile ortak, barış istememekte Eroğlu ile ortak. Tam da ekilecek arazisi olmayan bir ORTAKÇI!!!”…
DİPTEKİLER
KKTC’de Siyaset: Ne zaman başladı bilmiyorum, 1986’da UBP’nin YDP’yi bünyesine katmasıyla mı, 4 defa bozulup, 3 defa kurulan DP-CTP dönemi mi, UBP’nin ayak oyunlarıyla ortağı TKP’yi hükümetten atması zamanında mı… Ama bildiğim bir şey var, Kıbrıs’ın kuzeyinde siyaset ayaklar altındadır. Ahlak, etik, ülke menfaatleri yada demokrasiden söz etmek mümkün değildir. Varsa yoksa kişisel ve zümresel çıkarlar. Son yaşananlarla bunun bir gelenek haline geldiğini görmüş bulunuyoruz…
Orta Mesarya’da aralık ayında etkili olan sağanak, dolu ve selden olumsuz etkilenen Ulukışlalılar hala tazmin edilmedi. Sel mağdurları devlet yetkililerine kırgın
































