Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Basın alet olmamalı…

“Hükümet nasıl bozulur, ne zaman bozulur, kim bozar” bir tantanadır gidiyor. Her şeyden önce kendimizi, medyayı eleştirmemiz lazım. Karşısına politikacı alan önce bunu soruyor. Yahu kardeşim maksat üzüm yemek mi, bağcıyı dövmek mi.
Herkes de çok iyi biliyor ki, yeni hükümetle birlikte nemaları kesilenler, olası bir hükümetten nemalanacak olanlar bu işin kazınmasından hoşnut. “Bozuldu, bozuluyor” diye bir algı yaratılması işlerine geliyor. Başka bir formülden kazancı olanlar bunlar… Biri çıksın da “Hükümet bozulur” desin diye bekleyip duruyorlar. Ama ya hiç o tarakta bezi olmayanlar? Onlar da sanki ortada gerçek bir gündem varmış gibi, illaki bu soruları soruyor.  Ama bunu yaparken, küçük bir kesimin gizli hedeflerine çanak tutulduğunu da görmek lazım. Acaba istenen gerçekten bu mu..?
Daha geçenlerde “Bu hükümet bozulmaz, bozulacağını düşünmek saflıktır” diyen Kutlay Erk’e aynı soru sorulmaya devam edilmiş, sonuçta o da “Bozarsa CTP bozar” demiş…
Aynı şey Serdar Denktaş için de geçerli. Ortağıyla aralarında sorunlar olsa da, hükümeti bozma gibi bir hedefi olmadığını defalarca tekrar etse de, hemen her gün bir basın mensubunun bu konudaki sorusuna muhatap oluyor…
Hükümeti eleştirelim. Hatalarını yazalım. Yanlışların üstüne gidelim, o başka bir şey. Yürümezse zaten bozulur. Ama aynı teraneyi sürgit etmenin, dediğim gibi belli bir kesimin dışında kimseye faydası yok. Özellikle yaratılan istikrarsız durumun topluma faydası yok. Üstelik de halkın büyük bir çoğunluğu artık, takım tutar gibi parti tutmuyor. Hükümet kim olursa olsun sadece olumlu icraatlar bekleniyor…
Sapla samanı ayırmak yine basının sağ duyusuna kalmış durumda…

 

Bu heves niye, anlamıyorum…
Yerel seçimlere daha üç ayı aşkın bir süre olmasına rağmen, tüm partiler aday tespiti çalışmalarına hız verdi. Hemen her partide, 28 belediye için birden çok aday ismi geçmesi partilerin yerel seçimlere ne kadar ciddi hazırlandıklarını gösteriyor. Neredeyse her gün gazetelerde bölgelerden aday olmak isteyenlerin isimlerini okuyoruz. İşte burada kafama şu takılıyor; birkaç tanesi hariç, bırakın borçlarını ödemeyi, kendi personeline maaş vermekten bile aciz olan bu belediyelere başkan olabilmek için nasıl oluyor da bu kadar çok hevesli bulunuyor? Birçoğunda kazanan adayı sefa değil, cefa bekliyor. Milyarlarca liralık borçlar, her ay maaş bekleyen çalışanlar ve böyle bir tabloda aday olabilmek adına yarışan insanlar…
Düşünüyorum da, “falan aday bu işi biliyor, işletmeden anlıyor” diyeceğim ama, allameyi cihan olsanız belediyeleri, içine düştükleri bataktan kurtarmak kolay değil. Adeta ömür törpüsü. İşte, dibe vuran ve iflas bayrağını çeken LTB’yi kurtarma iddiasıyla daha bir yıl önce göreve gelen Kadri Fellahoğlu… Bırakın 3 adımda 5 adımda belediyeyi kurtarma projelerini, bugün maaşları ödemekte bile zorlanıyor. LTB’nin bugünkü durumu, bir yıl önceden pek mi farklı..? Dünün mevcut sorunları, ne yazık ki bugün de var. Dün de maaşlar ödenemiyor, sosyal haklar yatırılmıyordu, bugün de aynı…
Dedim ya, 3-5 belediyenin dışındaki tüm belediyeler iflas etmiş durumda. Kendi kendime soruyorum, acaba bizim bilmediğimiz, ama onların bildiği başka şeyler mi var diye. Böyle bir belediyenin yönetimine talip olmak için, insanın aklını peynir ekmekle yemesi lazım… Ama görüyorum ki, aklını peynir ekmekle yiyen epey insanımız varmış…

YERİN KULAĞI VAR

UBP’DE ADAY SERTOĞLU:                                                                                                                                         Partilerin yerel seçimlere yönelik aday belirleme çalışmaları sürerken UBP’de de Lefkoşa adaylığı için farklı isimler konuşuluyor. Ancak UBP’ye yakın kaynaklar, KTFF Başkanı Hasan Sertoğlu’nun bugün için konuşulanlar arasında öne çıktığında ve neredeyse adaylığına kesin gözüyle bakıldığında ısrar ediyorlar. Hatta Sertoğlu’nun Meclis üyelerini belirleme çalışmalarına başladığı yönünde oldukça ciddi iddialar var… 

KOMEDİ:                                                                                                                                                         

         DP-UG’de yapılan genel sekreterlik ve MYK seçimleriyle ilgili mesaj gönderen bir okur, partideki seçimleri “komediye” benzeterek şunları yazdı: “Divan oluşmadan yapılan bir seçim, havada uçuşan listeler, pusulaları okuyan bir parti başkanı ve iki sekreter. Sayım sırasında pusulaları göremeyen adaylar ve sonuç… Listelerde olanlar kazandı. Hayırlı olsun DPUG, demokrasi kazandı…”.

YENİ KRİZE İHTİYAÇ VAR MI:                                                                                                                                       

Özdil Nami müzakerecinin kendisi olması gerektiğinde ısrar ediyor. Sürece müdahil olmak için müzakereci olması şart değil aslında. Bu işi akıllıca yürütüp, hükümetin etkinliğini koruması mümkün. Başka bir gazeteye verdiği mülakatta zaten kendisi de perde gerisindeki çalışmaları Dışişleri ekibinin yaptığını söylüyor. Üstelik de acaba Rum tarafı müzakerelerin “Dışişleri Bakanı” düzeyinde yapılmasını kabul eder mi? Ya da düzeyi düşürülmüş bir Dışişleri Bakanı olmayı da kendisi kabul eder mi..?

ABD BİZZAT İŞİN İÇİNDE:                                                                                                                                       

    ABD’nin yeni sürece her zamankinden fazla müdahil olması, acaba bu kez gerçekten de anlaşmayı istiyorlar mı diye düşündürüyor. Aylarca bir ortak metinde anlaşamayan taraflar, ABD Bakan Yardımcısı Nuland’ın ziyaretinin hemen ardından anlaştılar. İngiliz basını bu kez planın “Obama Planı” olacağını öne sürüyor. Şimdi de Dışişleri Bakanı Kerry’nin ziyareti gündemde. Bölgede enerjiyle ilgili yeni şekillenme bizi bir yerlere götürüyor ama bakalım, hayırlısı…

ÖĞRETMENLER MECLİS ÖNÜNDE:                                                                                                                    

      Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası bugün Meclis önünde, “Göç Yasası”nın yaratmış olduğu sosyal ve ekonomik eşitsizlikler, çalışanlar arasındaki anomaliler ve ayrımcılığa karşı protesto gerçekleştirecek. Şu an hükümette olan CTP ve DP-UG’nin geçmişte bu yasaya karşı çıktıklarını hatırlatan KTÖS, hükümetin muhalefetteyken söylem ve eylemleri ile karşı oldukları bu yasayı ortadan kaldırması için çalışma başlatmasını istiyor…

DOĞRU OLAN BİR UYGULAMA:                                                                   

Metehan sınır kapısındaki yeni uygulama bazı vatandaşların tepkisine neden olmuş. Neymiş efendim polis, geçiş yapacak kişileri bizzat görmek istiyormuş. Bence tepki yerine takdir edilmesi gereken bir uygulama. Orada neler yapıldığını, eski uygulamanın ne kadar çok istismar edildiğini biliyoruz. Ahmet’in kimliği ile Mehmet’in geçtiğini çok gördük. Ama rahata öyle alıştık ki, arabadan inmeye bile üşeniyoruz…

ZİRVEDEKİLER
Sanayi Holding Belgeseli: Benim de yaklaşık beş yıl emek verdiğim ve 50 küsur fabrikasıyla 74 sonrası ekonomiye lokomotif olan bu güzide kuruluş, yanlış icraatlar ve ekonomik akılsızlık nedeniyle kapanmaya mahkum edildi. Ardından onlarca fabrika kapanın elinde kaldı. Şimdi Baraka Kültür Merkezi bu güzide işletmenin belgeselini yapmış. 7-8 aylık bir sürede hazırlanan belgesel, bu akşam gösterime girecek. Emeği geçenlere binlerce kez teşekkürler… 

DİPTEKİLER
Lefkoşa Belediyesi: Lefkoşa Türk Belediyesi çalışanlarının iş yavaşlatma eylemi nedeniyle bir süredir toplanmayan çöpler, hepimizi canından bezdirdi. Yeniden çöp dağlarına dönüşen Lefkoşa sokakları çevre kirliliği bir yana, haşerelerin istilasına uğradı. Vatandaş kokudan evlerinde kapı- pencere açamaz oldu. Bu gidişle yakında salgın hastalıklar baş gösterecek. Gerekçesi ne olursa olsun, Lefkoşalı bunların hiçbirisini hak etmiyor. Lefkoşalılar olarak bizler, popülizmden bir an önce vazgeçilmesini, gerçeklere dönülmesini,  seçim öncesi verilen sözlerin hayata geçirilmesini istiyoruz…