Yeni müzakere sürecinin başlamasıyla birlikte, Kıbrıs Türk ve Rum müzakerecilerin karşılıklı olarak Atina ve Ankara’yı ziyaretlerinin programı belli oldu. Şubat ayının son haftasında, eş zamanlı ve eş düzeyli ziyaretler gerçekleşecek.
Bu, bugüne kadar görmediğimiz bir gelişme. Önceleri Rum tarafı “işgalci” olarak görmesi nedeniyle Türkiye’den uzak durdu. Sonraki yıllarda Rauf Denktaş’ı aşma adına “direkt temas” istediği halde, bu kez de Türkiye, tanımadığı bir devletle, hem de Kıbrıs Türk tarafını devreden çıkartacak bu görüşmeye hiç sıcak bakmadı.
Kıbrıs Türk tarafından bir temsilcinin Yunanistan’a ziyareti ise hiç gündeme gelmedi.
O nedenle, tarafların kendi korkularını, saplantılarını bir ölçüde de olsa aşmaları anlamına gelecek bu temas önemli.
Bence kimse temas etmekten korkmamalı. Eğer sonuç alınacaksa, aktörler bellidir. Ve o aktörlerin birbirleriyle görüşmesi de kimseye bir şey kazandırmaz. Tabii sadece eşit düzeyde.
Bence bu yeni sürecin en heyecanlı bölümü bu ziyaretler olacak. Eminim dünya da bizler gibi ilgiyle izleyecek…
BUGÜN GÜNLERDEN CUMARTESİ…
Bugün günlerden Cumartesi. Bir haftalık yoğun temponun ardından biraz da kendinizi, ailenizi sevdiklerini düşünün, siyaseti, bütün dertleri bir yana bırakın, kafanızı boşaltın. Her gün, her dakika gazetelerde, sokakta, haberlerde tartışmaları biz yazmaktan, dinlemekten; eminim sizler de okumaktan bıktınız…
Bugün nereye zam geldi, yağmur yağmazsa bu yaz susuzluk çeker miyiz, acaba bu kez çözümü yakalamayı başaracak mıyız? Ve daha onlarca sorun, onlarca dert… Özgürlükmüş, adaletmiş, sağmış, solmuş. Kendi kendimizi yönetmeye başladığımızdan beridir siyaset kavgasına tutuştu bu millet. Her şeyi ulu orta konuşmaya çok meraklı olduk. Kahvede, dairede, hatta evimizde tartışmaya tutuşmayı çok seven bir millet olduk. Kısacası her muhabbetin sonunu siyasete bağlar olduk. Esnafa işler nasıl diye sorsan, okulda başarısız olan çocuğa nedenini sorsan, siyasete çıkarıyor muhabbetin sonunu. Herkes her konuda bilirkişi olmuş. Sanki anamızın karnından siyasetçi doğduk. Böyle bir millet olduk vesselam… Ben, sen, o yazmasak ne olacak. Üç-beş gün siyaset yazmasan, “korktu, satıldı” damgasını yersin. Teknoloji ile birlikte hayatımıza giren sosyal paylaşım siteleri ne güne duruyor. Siyaset artık partilerde değil, sosyal paylaşım sitelerinde yapılır oldu. Hatta bir çok haberi, daha haber sitelerine düşmeden önce buralardan öğreniyoruz bizler bile… Bugün günlerden Cumartesi, onun için tüm tasayı, dertleri bir yana koyun ve gününüzü gün etmeye bakın. Bırakın biraz da başkaları düşünsün…Bakın ünlü şair Ömer Hayyam ne demiş; Biz gerçekten bir kukla sahnesindeyiz:
Kuklacı Felek usta, kuklalar da biz.
Oyuna çıkıyoruz birer, ikişer ikişer;
Bitti mi oyun, sandıktayız hepimiz. Dünya üç beş bilgisizin elinde;
Onlarca her bilgi kendilerinde.
Üzülme; eşek eşeği beğenir:
Hayır var sana kötü demelerinde…
YERİN KULAĞI VAR
UBP DÜŞÜNSÜN: UBP’nin yerel seçimlerde DPUG ile ortak adaylık konusuna sıcak bakmaması, ve seçimlere kendi adaylarıyla girecek olması DPUG’de rahatsızlık yaratmış. “Biz mevcut 4 belediyeye bir bile eklesek bizim için başarı sayılacak ama, UBP mevcut 14’ü 12-13’e düşürürse hesabını veremezler” değerlendirmesinde bulunarak, Özgürgün’ün açıklamalarına tepki gösteriyorlar…
GENEL SEKRETERLİK YETERLİ: DPUG’de önceki akşam yapılan Genel Sekreterlik seçimine tek aday olarak giren Taçoy’un ardından gözler oluşacak MYK’ya çevrilmişti. MYK’ya seçilenlerin tümünün DP kökenli olması üzerine yorum yapan UG kanadına mensup bir yetkili, “ Genel Sekreterliği aldıktan sonra MYK’ya biz aday göstermemeyi uygun bulduk, o nedenle böyle bir tablo çıktı” değerlendirmesinde bulundu…
SANKİ BİZ SEÇTİK: UBP’nin yerel seçimlerde mevcut belediye başkanlarıyla yola devam etme kararı alması, birçok UBP Örgütü’nün isyan bayrağını açmasına neden olmuş. Yıllardır girdikleri seçimleri kazanan bu başkanların yeniden aday olmaları kadar doğal brşey olabilir mi? Ayrıca bir dönem önce bu başkanların kazanması için uğraşan aynı örgütler değil miydi? Öyle anlaşılıyor ki yine birileri elini UBP’nin içine sokmaya çalışıyor…
O BİLE DESTEK VERDİ: Yıllardır adada varılacak bir anlaşmaya karşı çıkan kilise de sürece destek veriyor. Başpiskopos Hrisostomos, Anastasiadis'e destek belirtti ve Rum siyasi partilerine ve Rum halkına barışıp, prosedürü destekleme çağrısı yaptı. Kilise bile destek verirken, bizde hala daha “teslimiyetten, Rum’a esaretten” bahsedenleri anlamakta zorlanıyorum…
TÜM SİYASİLERİN ESERİ: Güzelyurt’un içler acısı durumunu görüntüledi Havadis gazetesi dün. Adeta savaştan yeni çıkmış bir kent görüntüsü vardı resimlerde. Sokaklar boş, sanki canlı yaşamıyor gibi. Her görüşme döneminde pazarlık masasında olan Güzelyurt’un bu hale gelmesinde, gelmiş geçmiş bütün hükümetlerin payı var, sonunda el birliğiyle bu güzel beldenin çanına ot tıkayıp dağıtmayı başardılar ya. Ne kadar övünseler azdır…
HAYDİ BAKALIM: Meclis Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi “Organize sanayi bölgeleri (değişiklik)yasa tasarısı”nı oy birliği ile kabul ederek, Genel Kurul’a göndermiş. Buna göre yasaya aykırı hareket edenler, mahkumiyetleri halinde asgari ücretin altı katından, 16 katına kadar para cezasıyla cezalandırılabilecekler. Hükümetin sanayi arsalarını rant olarak kullananlar hakkında kararlı olduğu anlaşılıyor. Yıllardır elden ele gezen arsaların gerçek sahibi devlete iadesi de bir o kadar önemli. Çünkü maddi ceza konmuş olsa da, önemli olan Bakanlığa sunduğu projenin hükümlerine uymayan, inşaat veya üretim yapmayan kiracının tahsisinin iptal edilmesi…
ZİRVEDEKİLER Sibel Siber: Lefkoşa’ya bir kadın dokunuşu, sonunda Sibel hanımdan geldi. Yol, kaldırım, park ve yeşil alanlardan oluşan kamusal alanların düzenleneceğini ifade ediliyor. Biz de diyoruz ki, Sayın Siber, Türkiye Başbakanı Erdoğan’ın bir sözü vardı. Surlariçi’ne yapılacak projeyi finanase edecekti. Bugüne kadar konu öksüz evlat gibi ortada kaldı. Bence bu olanak da değerlendirilmeli ve proje kozmetik düzenlemelerden, Surlariçi’nin mevcut dokusunun değiştirilmesine kadar genişletilmeli…
DİPTEKİLER Gürdağ Madencilik: Tuğla fabrikasında kömür yakıldığını da öğrenmiş olduk. Bu yetmezmiş gibi, söz konusu şirket linyit izni alıp, onun yerine kükürt seviyesi yüksek ve yasaklanmış petrokok kömürü ithal etmeye kalkmış, Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı engellemiş. Ticaret hayatımızda yenile bir takım uyanıkların türediğini bilerek, denetimleri ona göre arttırmakta fayda var. Başka bakanların devreye sokulmaya çalışıldığı haberleri de geldiğine göre, takip işi çevrecilere düşüyor…
































