Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kıbrıs konusunda beyhude mesajlar…

Kıbrıs meselesinin tarihinde bilmem kaçıncı defa kilitlenme yaşanırken, dıştan hoş temenniler geliyor.
ABD’nin Kıbrıs Büyükelçisi John M. Koenig, Kıbrıs konusu ile Amerikan futbolu arasında bir bağlantı kurmuş, her iki halkın futbol maçındaki taraftar gibi 12. oyuncu olması gerektiğinden söz ediyor. Koenig, “Oyuna girmelidirler. Sadece oturarak ve arada önemli bir mesafe tutarak iki toplumdaki siyasi liderlerin kendilerine bir çözüm sunmalarını beklemek yeterli değildir. Amerika’da biz buna “Monday morning quarterback” (İş işten geçtikten sonra akıl vermek) deriz. Ve bu gerçek taraftarların olmayı istediği bir şey değildir. Tıpkı taraftarların bir takımın başarısı için hayati olan motivasyonu ve desteği sağladığı gibi, sivil toplumun da Kıbrıs sorununa kalıcı bir çözüm bulunmasında hayati bir rolü vardır… Ancak her gün, her iki toplumdaki Kıbrıslılar adada daha iyi bir gelecek umarken aklımdan geçen “ ‘Haydi Kıbrıs!’ var. Hepimiz sizin için tezahürat ediyoruz – Oyuna girme zamanı! ” diyor.
Almanya’nın Güney Kıbrıs’taki Büyükelçisi Gabriela Guellil de, benzer şeyler söylüyor. Ülkesi Kıbrıs müzakerelerinin başlamasını istiyormuş da “Daha fazla gecikme tarafların hiçbirinin çıkarına değil” diyor. Bu da hoş…
İngiltere’de iktidarın büyük ortağı Muhafazakâr Parti Milletvekili Matthew Offord,  “Bir şekilde yıllar geçtikçe kabul edilmez konular düşünülür ve zamanla Kıbrıs adasının birleşmesine yol açamayan müzakerelerin daha elle tutulur hale gelmesiyle sonuçlanan bir geçiş müzakere edilmeye çalışılabilir” diyerek, geçmişte uzlaşamadıklarınız konusunda şimdi bir daha düşünün bakalım demeye getiriyor.
Geçmişi bilmeyen biri için bu sözler çok iyi niyetli ve inandırıcı gelebilir. Oysa tüm dünyadan bu temennileri dile getiren yüzlerce siyasi geçti ama sorun bitmedi, aksine sürdürülebilir hale geldi o kadar.
Taraflara yapılan çağrılara bugünün şartlarında bir bakalım. Bizler belki yine anlaşmaya ikna olabiliriz. Ama kimse bizi Rum tarafının ya da uluslararası camianın gerçekten bir uzlaşma istediğine ikna edemez. 2004 referandumu ortada. O günden bugüne Rumları bir uzlaşmaya itecek motivasyon ortaya çıktı mı?  Uzlaşma ihtiyacını hissedecekleri, gerek duyacakları ne var ki? Bizzat devrede olan ülkeler bugüne kadar sadece Türk tarafını ikna için çaba gösterdiler. Ya Rumları ikna etmek için…? Hiç… Hatta aksine uzlaşmazlık teşvik edildi.
Diğer yandan, bugün bu temennilerde bulunanlar, çözüm için gaza getirilen Kıbrıs Türklerine, hak ettikleri muameleyi yaptı mı? Aradan on yıl geçti, izolasyon devam etmekte. İşte Avrupa Parlamentosu’nda temsil konusu, muallakta. “Kıbrıs konusu” ve “Türkler” kelimeleri yan yana geldiğinde ağızlarından çıkan tek şey, “Türkiye mükellefiyetlerini yerine getirsin” sözünden başka bir şey değil. Yine bu dönemin önemli bir unsuru, petrol ve doğal gaz… Belki de motivasyon sağlayacak tek konu… Amerika’sı da, Avrupa Birliği de bu konuda bile tarafsız davranamıyor. Sadece, doğal kaynakların Kıbrıs’ın tamamına ait olduğu ya da doğal gazın Türkiye üzerinden dağıtılmasının iyi olacağı gibi yarım ağız söylemler… Konu hiç bir zaman politikalarının odağına oturtulmuyor.
Beyhude işler bu işler. Hiç de inandırıcı değiller…
O nedenle biz kendi işimize bakalım diyorum ben…

 

YERİN KULAĞI VAR

KAFALAR KARIŞTI:
TC’den 3 Bakanın açılış ve temel atma törenleri için adamıza geldiği günde, bakanların dışında AKP’li bir heyetin de UBP ve TDP ile görüşme yapması ve görüşmeyle ilgili basına bilgi verilmemesi kafaların karışmasına ve siyasi senaryoların yazılmasına neden oldu. İki parti ile yapılan bu görüşmeler, “CTP dışında yeni hükümet arayışı mı yapılıyor” sorusunu akla getirdi. 

%45 NE ANLAMA GELİR:
DPUG’nin dünkü kurultayında kısa konuşmayı tercih eden Serdar Denktaş aslında az ama öz konuşmasına rağmen önemli mesajlar verdi. Örneğin ilk seçimlerde hedefini, %45 ve üstü olarak açıkladı. Ben şahsen, Serdar Denktaş’ın, bu hedefe ulaşabilmek için, UBP-DPUG birleşmesini kastettiğini anladım…   

YORGANCIOĞLU’NA DUYURULUR:
Serdar Denktaş’ın kurultayda yaptığı konuşmasının satır arasında kullandığı bir başka cümle de oldukça düşündürücüydü. Ne diyordu Sayın Denktaş, “ Hükümetteyiz ve verilen sözler var. Bireysel beklentiler dahil, tüm beklentileri adım adım hayata geçireceğiz.” Bireysel beklenti derken neyi murad etti pek anlayamadım…

SİZİN GÖRÜŞÜNÜZ NE: 
UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün yaptığı açıklamada, Başbakan Yorgancıoğlu’nun Ankara ziyaretini  “Doğru yolu buldu” şeklinde değerlendirmiş ve “KKTC’nin ekonomik geleceğini sadece Kıbrıs sorunun çözümünde gören bir Başbakan, o koltukta daha fazla oturmamalıdır” ifadesini kullanmış. İyi yapmış da, kendisinin bizim ekonomik geleceğimizle ilgili, sırtını sadece TC’ye dayayan ve “TC yollasın biz yapalım” mantığı ne kadar doğrudur ki…

MERKEZ BANKASI’NIN FARKI:
KKTC Merkez Bankası dövizin artışı karşısında, genelde ekonomi, özelde bankacılık sektörünü rahatlatmak adına, üstüne düşeni hemen yaptı. Borçlanma limitlerini yükseltti, yabancı para yasal karşılık oranlarını indirdi, vadeleri uzattı. İşte hükümetle aralarındaki fark bu. Ne yapması gerektiğini bilen ve  süratle karar üreten, aldığı kararı uygulayan, siyasetten arınmış, kurumsal bir yapı…

NİJERYALILARA NE OLUYOR:
Hemen her ay Nijeryalı bir öğrenci ile ilgili vukuat duyuyoruz. Ya ölüyorlar, ya kayboluyorlar. Birbirlerini ölümcül derecede yaralıyorlar. Geçen Ağustos’da Cratos otel yakınında, denizde ölü bulunan Stanley Eteimo olayı hala aydınlatılamadı. Son olarak 17 gündür kayıp olan Dan-Gwede ölü bulundu. Bunda da cinayet şüphesi var. Benzer bir olay 2008’de de yaşanmış, Jeston Mudiaga isimli öğrenci kaybolduktan 5 gün sonra aynen diğeri gibi bir apartman boşluğunda ölü bulunmuştu. Polise yapılan çağrılar sonuç vermiyor, hiç biri aydınlatılamıyor ve en kötüsü, önü de kesilmiyor. Olay gerçekten dikkat çekici…

ÜRETİM TÜMÜYLE MASAYA YATIRILMALI:
Süt üreticisiyle, süt ürünleri üreticisi karşı karşıya. Süt fiyatlarının artması, hellimciyi zora sokmuş. Birbirlerini devleti soymakla suçluyorlar. Alınan karar bir tarafı memnun etmiş. Acaba gerçeği nedir? Yıllar yılı dostlar alış verişte görsün misali teşviklere dayandırılan üretim sektörü, giderek daha talepkar hale gelmiş. Sadece süt konusu değil, diğer tarımsal üretim için de aynı şey söz konusu. Genel anlamda konuyu masaya yatırmaktan başka çıkış yolu yok. Günübirlik kararlar, birilerine kar sağlamaktan öteye ekonomiye hiçbir fayda getirmiyor… 

 

ZİRVEDEKİLER
Ersin Tatar: UBP milletvekili Ersin Tatar, DPUG kurultayında partisi adına yaptığı ve parmağının arkasına saklanmadan düşüncesini açıkladığı için zirveyi hak etti. Tatar, “Rumlara karşı dayanışma” yapmak için Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu etrafında birleşilmesi gerektiğini dile getirdi. Fikri neyse, zikri de o… Bir yıl içinde yüz seksen derece dönüşle geldiği noktaya da dikkat etmek lazım.

DİPTEKİLER
Süt: Bir ülke düşünün ki, çocukların gelişmesi için içmesi gerek süt fiyatı, bira fiyatının neredeyse iki katından fazla. Biz zamanında her sabah okullarda Amerikan yardımı toz süt içiyorduk mecburen. Herhalde süte gelen okkalı zamdan sonra okullarda süt yerine bira içireceğiz çocuklarımıza…