28 Temmuz seçimlerinde ortaya çıkan yeni Meclis tablosu ile hükümet kurmak için anlaşan CTP ve DP-UG, uzun süren ve hayli sıkıntılı geçen görüşmelerin ardından, bir koalisyon hükümeti kurma konusunda mutabakata varmışlar ve oluşturdukları hükümet 11 Eylül 2013 günü Meclis’ten de güvenoyu alarak göreve başlamıştı… Adettendir, yeni kurulan hükümete belli bir süre tanınır. Bu da genellikle 100 gün (3 ay) ile ifade edilir. Ve hükümetler, bu 100 günün sonunda genelde bugüne kadar yaptıklarını veya yapamadıklarını anlatırlar. CTP-DP hükümetinin güvenoyu aldığı 11 Eylül tarihini baz olarak alırsak, 11 Aralık’ta bu süre dolmuştu. Hükümetin basın toplantısı yapacak gibi bir havası yok. Aslında yapsalar da ne söyleyecekler… CTP/DP-UG hükümet programı çok iddialı reformlar ve ülke için çok gerekli icraatlar içermekteydi. Ancak önemli olan yazılanlar değil, hayata geçirilenlerdir. Ülkenin kaybedecek zamanı kalmamıştır. Toplum olarak beklentimiz, hükümetin bu programı hayata geçirmesi ve toplumu bulunduğu noktadan çok daha ileriye taşımasıdır… Hepimizin beklentisi, ideolojik yaklaşımların bir kenara bırakılıp, acil ve yaşayabilir çözümlerin üretilmesidir… Geçen 100 günlük sürede hükümetin yaptıkları ile yapamadıklarını alt alta sıralarsak, gelecek için pek umutvari olamıyoruz. Hele de küçük ortak DP’nin sorunlara çözüm bulmak, elini taşın koymak için pek hevesli olduğunu söyleyemeyiz. Adeta ortağını tek başına kaderine terk etmiş bir hava yaratıyor… İsterseniz gelin bu 100 günde CTP-DP hükümetinin yaptıkları ve yapmadıklarını şöyle bir hatırlayalım; Söz verdikleri Kıb-Tek’in özerkleştirilmesi konusunda henüz olumlu bir adım atmadılar. TC ile imzalanan ekonomik protokolün bazı maddelerini revize edecekleri sözünü vermişlerdi, ancak tam tersi, Maliye Bakanı protokolün aynen uygulanacağını açıkladı. UBP hükümetinin Taşyapı ile imzaladığı Ercan ihalesini iptal edeceklerini, yeni bir milli hava yolunun hayata geçirileceği sözünü vermelerine rağmen, henüz bu konularda somut bir adım yok. Tasarruftan söz ettiler, 3 ayda onlarca kez yurt dışına gittiler. Üçlü kararname, kamu reformu gibi konularda yeni düzenlemelere gidileceği sözünü vermişlerdi, aksine onlarca üst kademe yöneticisi atayıp, yeni müşavirler yarattılar. Kendi hükümetlerinde insanların yüzünün güleceğini, hayatın ucuzlayacağını söylemişlerdi. Ancak geçen sürede bırakın hayatın ucuzlamasını, elektrik, akaryakıt ve tüp gaza yaptıkları zamlarla hayatı daha da pahalılaştırdılar… Peki ama iktidarları süresince hiç mi olumlu bir şeyler yapmadılar diye sorarsanız; TOMA’nın adaya gelmesini engellediler, sabit telefonların gece saatlerinde bedava kullanılmasını sağladılar, polis terfi sınavlarıyla ilgili olarak Meclis’te bir komite kurarak, haksızlığa uğradığına inanların mahkemelere başvurmalarını önerdiler… Ve yaptıkları en ciddi iş, Borçların Yeniden Yapılandırılması Yasası ile yurttaşların kamuda uğradığı haksızlıklar karşısında memuru dava etmesini sağlayacak İyi İdare Yasası’nı geçirmek oldu. Benim aklımda kalanlar bunlar. Bu durumda CTP-DP hükümetine bir not vermek gerekirse, siz kaç verirdiniz?..
YERİN KULAĞI VAR
KAMU REFORMU DEDİKLERİ: CTP-DP hükümetinin önemli icraatları arasında yer alan ve üzerinde çalışılan yeni Kamu Reformu Yasası’nın aslında UBP döneminde hazırlanan yasa tasarısının aynısı olduğu iddia ediliyor. Yeni hazırlanan yasada, üst kademe yöneticilerinin sözlü sınavla belirleneceği, ayrıca esnek çalışma ile hükümetin istediği memuru istediği yere gönderebileceğinin de yer aldığı iddia ediliyor…
PERSONEL DAİRESİ MÜDÜRÜ KİM OLACAK: Kamu-Sen Başkanı Mehmet Özkardaş’ın Personel Dairesi Müdürlüğü’ne, eski yönetim kurulu üyesi Metin Karaderi’nin atanması için hükümetle yoğun bir kulis içerisinde olduğu iddia ediliyor. Özkardaş, Personel Dairesi Müdürlüğü’ne, daire içinden birisinin atanmasını savunarak bu iddiaları bir yerde doğrulamış olmuyor mu..?
EROĞLU’NU UBP SAVUNMAYA ÇALIŞTI: Dün Meclis’te Cumhurbaşkanlığı bütçesi görüşülürken, UBP temsilcileri Cumhurbaşkanı’nı öyle bir savundular ki, görmeye değerdi. Konuştukları incir çekirdeğini doldurmasa da, Kıbrıs konusuna girmeleri üzerine CTP sıralarından tepki aldılar. Özgürgün’ün onca yıllık Dışişleri Bakanlığı yapmış bir kişi olarak daha doyurucu, teknik bilgiler vermesi beklendirdi. Oysa o bildik hamaset nutuklarına takıldı kaldı. Faiz Sucuoğlu’nun ise Eroğlu’nun Ban Ki-moon’a gönderdiği mektubu okuyarak, Talat’ın 2008 mutabakatına atıf yapması çelişki olarak algılandı. Tek egemenlik, tek vatandaşlık ve iç vatandaşlık konularına girerek bocalaması da, kendi açısından kötü bir puan oldu. Zaten Tufan Erhürman çıkıp, Güvenlik Konseyi kararlarını okuyarak bunu yanıtladı. Cumhurbaşkanı’nın ekibi bu sonuçtan memnun mudur, bakın ondan emin değilim…
KAYALP BAŞKA, HÜKÜMET BAŞKA: CTP’nin Genel Başkanı ve Başbakan Yorgancıoğlu da, Dışişleri Bakanı Özdil Nami de her fırsatta Maraş’ın bütünlüklü çözümün bir parçası olduğunu söylerken, yine CTP’li Gazimağusa Belediye Başkanı Oktay Kayalp, Rum tarafının sözde Mağusa Belediye Başkanı Aleksis Galanos’la yaptığı ortak açıklamada tam tersini söylüyor. Ortak açıklamada Maraş’ın “yasal” sahiplerine bir an önce devredilmesi gereğinden bahsediliyor, bunun da bütünlüklü çözüme yönelik bir güven arttırıcı önlem olacağı vurgulanıyor. Bizim de kafamız karışıyor. Kayalp de CTP’nin bir üyesi olduğuna göre, bu ciddi politika farkı nasıl izah edilecek..?
TDP’Yİ YOK SAYDI: TDP, Cumhurbaşkanlığı’nda dün yapılan toplantıya kendilerinin davet edilmemesinin, kabul edilemez olduğunu belirterek, bunu “siyasi saygısızlık” olarak niteledi. Davet edilmeme nedeni olarak ise, “olay çok ani gelişti haber veremedik” gibi bir mazerete sığınan Cumhurbaşkanlığı’nın bu gerekçesi, “özrü kabahatinden büyük” olarak değerlendirildi…
3-5 ADIMDA LTB DÜZLÜĞE ÇIKACAKTI: 500 kişiyle tüm hizmetlerin sürdürülebileceği belediyenin bugün 907 personele maaş vermek durumunda olduğunu anlatan Fellahoğlu, “ülkenin istihdam sorununu biz çözecek değiliz” dedi. Kusura bakmayın Sayın Fellahoğlu ama seçilmenizin üzerinden 8 ay geçti, hala daha geçmişi suçluyorsunuz. Seçimler öncesi belediyedeki tüm sorunları bildiğinizi ve 3-5 adımda tüm sorunları çözmek için Lefkoşa halkına söz vermiştiniz. 8 ay sonra hala daha çözüm yerine bahane üretmeniz pek doğru olmuyor…
ZİRVEDEKİLER
Polis Genel Müdürlüğü: Daha geçen hafta bir yazımda, belediye zabıtalarının iş eğitimine ihtiyaçları olduğunu yazmıştım. Dün öğrendik ki, Polis Genel Müdürlüğü, Zabıta’nın trafik bölümü personeline “Soruşturma memuru eğitim kursu” vermiş. İyi etmiş. Dediğimiz tam da buydu. Eğer trafikte bir rol oynayacaklarsa, gereği gibi yapsınlar değil mi..?
DİPTEKİLER
Kopyacılığımız: İlk ve orta dereceli okullar bugün hava koşulları gerekçesiyle tatil edildiler. Hava sadece yağmurlu. Başka bir şey yok. Duyan da zanneder ki, kar yolları kapadı, sel felaketi oldu, çatılar uçtu… Türkiye’de ne görsek aynısını yapmak zorundayız sanki. Şimdi bu kararı Türkiye’den bir duyan olsa, emin olun katıla katıla gülecek. O bir şey değil, üstümüze yapışan “tembeller” sözü aklına gelecek…
































