Bu ülkede adaleti ortadan kaldıran birinci etken partizanlık, adam kayırmacılık olmuştur. Kazanmak, yine kazanmak, daha çok kazanmak için, devlet olanakları birilerine peşkeş çekilirken, diğerlerini ezmek için elden gelen yapılmıştır. İnsanlar dışlanmış, devlet kapıları yüzlerine kapanmış, yok farz edilmiştir.
Bugüne kadar partiler arası yaşanan bu ayrışma, son yıllarda maalesef partilerin içine de sirayet etmiş durumda. UBP’de 2010-2013 arası yaşananlar tümüyle bu kamplaşmanın sonucuydu ve parçalanmaya kadar gitmişti. Ya zararı? Zararını tüm bir halk olarak yaşamaktayız. Meydana gelen iktidarsızlık, istikrarsızlık bizi on yıllar geriye götürdü. Hem siyasi, hem ekonomik hem de ahlaki açıdan. İktidar partisi icraat yapamaz duruma geldi. Yaptığı icraatlarda da, sadece belli bir yandaş kitlesini korudu. Toplumu veya devleti değil…
Ve son örnek CTP… Orada da 2 yıldır devam eden bir ayrışma var. Bizler bugüne kadar “CTP disiplinli partidir, UBP’de olanlar orada yaşanmaz” dediysek de, gelişmeler maalesef ummadık yönde oldu… Mesela bir DP’de, ya da TDP’de de benzer durumlar var. Ama DP iktidarda olsa da, etkisi fazla değil. TDP hükümette bile değil. O nedenle, CTP içinde yaşananların bizlerle, halkın tümüyle ilgisi var. Bir diğer deyişle, iktidar partisindeki bölünmeler, kilitlenmeler, kaoslar doğrudan halkı etkiler durumda…
Önceki gün CTP kurultayını yaptı. Başbakan ve Parti Başkanı Özkan Yorgancıoğlu bir kez daha seçildi. Her ne kadar oylar yarıya yakın gibi de olsa, o noktada sorunların bitmiş olması, CTP’nin tabanı ve tavanı ile bir bütün olarak halk yararına işler yapmaya yönelmesi, CTP’li olsun olmasın herkesin beklentisiydi. Dileğimiz oydu. Yine de odur. Ancak sonuçların açıklanmasının ardından gelen açıklamalar, insanda umut bırakmayacak cinsten oldu…
Kurultaydan çıkan sonuca herkes saygı göstermek zorunda. Delege tercihini Özkan Yorgancıoğlu’ndan yana kullandı. Ancak Asım Akansoy’un aldığı oy yabana atılacak veya kaale alınmayacak bir oran değildir. Bir kere, kurultay sonunda, CTP içerisinde yeni bir siyasi figür ortaya çıktığını söyleyebiliriz… Özellikle de Parti Meclisi’ne seçilen isimlere bakıldığında, Yorgancıoğlu’nun bundan böyle “ben yaparım olur” mantığıyla hareket etmesini engelleyecek bir yapının oluştuğunu söyleyebiliriz…
Başbakan’ın sonucun açıklanmasının ardından “Bizi eleştiriler değil, parti tüzüğü ve hükümet programı bağlar” sözleri, ilk anda, partinin yarısını temsil eden karşı tarafın eleştirilerini yok sayma olarak algılandı. Nitekim diğer aday Akansoy’un bir yandan partinin bütünlüğü için çalışacağını ve hizipleşmeye karşı duracağını söylemesi, diğer yandan da “CTP’de süreç eskisi gibi olmayacak. Parti disiplini çerçevesinde, iddialarımızın arkasında olacağız” sözleri böyle anlaşıldığını gösteriyor. Bu tür çıkışlar şu anda taraftarlarının kulağına hoş geliyor olabilir ama öyle değil işte. Aynen o beğenmedikleri UBP’nin durumuna düşmeleri ihtimal dahilindedir. Önce parti içi istikrar bozulur, sonra da aynı istikrarsızlık on misliyle ülkeye yansır. Onlar farkında mıdırlar bilmem ama durum bu…
Dün Radyo Havadis’te Hüseyin Ekmekçi ve Başaran Düzgün ile yaptığımız programa katılan Akansoy hem önemli mesajlar, hem de CTP’nin geleceğine yönelik tespitlerde bulundu. Akansoy, CTP’de bir bölünme veya ayrılma beklentisi içerisinde olanların yanılacağını, bölünme ve ayrılmanın olmadığını, olamayacağının altını çizdi. “Elbette gölge başkan gibi davranmayacağım. Ama daha iyi için mücadelem sürecek…” diyen Akansoy, bundan sonra CTP’nin yeniden ayağa kalkması ve önümüzdeki yerle seçimlerden zaferle çıkması için kol kola çalışılması gerektiğini belirtti. Bu görevin Özkan Yorgancıoğlu’na düştüğünü, Yorgancıoğlu’nun bir lider gibi davranıp, tüm partiyi kucaklaması gerektiğini söyledi. Özkan Yorgancıoğlu’nun, bir lider gibi davranıp, hemen partiyi toplayıp, “Artık bu süreç bitmiştir. Bizlerin bu ülkeye hizmet etme misyonumuz vardır. Gelin kol kola girelim ve yolumuzu birlikte açalım” demesi gerekmektedir diye Akansoy, “Uzlaşı, karşılıklı sevgi ve saygı ile CTP’yi daha yukarılara taşımak hepimizin başlıca görevimiz olmalıdır” dedi…
Sonuç olarak, memur maaşlarının dahi yarısını karşılayabilen bir devletimiz, batmış kurumlarımız, kendi ürettiğiyle yatırım yapamayan insanlarımız ortada dururken ve tek bir vücut olarak bu sorunlara kilitlenmemiz gerekirken, biz partisel ayrılıkları geçtik, hiziplere bölünmekteyiz. Neredeyse her bir kaç yüz kişinin değişik hedeflere sahip olduğu bir yerde ne toplumsal çıkarlardan, ne de ortak başarıdan söz edilebilir. Sadece ne olur biliyor musunuz; kuytularında ellerini ovuşturarak bu tür kaosları bekleyenlerin zaferi olur. Neredeyse herkesin “yeter artık” dediği kişilerin ve düşüncelerin iktidarı devam eder. Bölünmüşlük, istenmeyene fırsat tanımaktır o kadar…
YERİN KULAĞI VAR
UZLAŞI YOLU ARANMALI: Zorlu bir kurultay yarışının ardından Özkan Bey güven tazeleyerek yeniden CTP Genel Başkanı oldu. Hayırlı uğurlu olsun. Yalnız Özkan Bey başkanlık yarışında elde ettiği başarıyı Parti Meclisi seçimlerine aynı oranda yansıtamadı. İlk sonuçlara göre, Parti Meclisi’nde, Özkan Yorgancıoğlu yönetimine karşı olanlar çoğunluğu sağladılar. Bu durumda Özkan Bey’in uzlaşı yoluna gitmesi ve oluşacak yeni yönetim kadrolarını buna göre dizayn etmesi gerekecek. Bunun yolu da, tüm partiyi kucaklayarak, % 45 ile uzlaşı yolunu bulmasından geçer…
YORGANCIOĞLU ISRARCI OLMAMALI: CTP Kurultayı sonrası partide yeniden huzur bulunmak isteniyorsa, Özkan Yorgancıoğlu’nun, yeni Parti MYK’sı ve yeni genel sekreter seçimlerini iyi değerlendirmesi gerekmektedir. Bu seçimlerde belli isimler üzerinde ısrarcı olmaktan çok, uzlaşıcı bir yöntem izlemek zorundadır. Aksi bir adım, bumerang gibi kendisini hedef alacaktır…
GENEL SEKRETER KİM OLACAK: CTP başkan adayı ve Genel Sekreteri Asım Akansoy’un genel sekreterlik görevinin sona ermesinin ardından gözler yeni genel sekreterin kim olabileceğine çevrildi. Parti Meclisi seçimlerini sürpriz bir şekilde ilk sıradan kazanan eski genel sekreter Kutlay Erk’in, yeni dönemde genel sekreterlik için ismi öne çıkıyor…
ŞONYA’NIN YAPTIĞI İZAHA MUHTAÇ: Sendikaların CTP Kurultayı’na katılmamış olmaları, geçmiş tutumlarından farklı olduğu için dikkat çekmiştir. Ancak bence katılmamış olmaları hiç de kötü bir durum değildir. Doğaları gereği siyasi partilerden uzak durmaları zaten istenen bir durumdur. Yalnız hükümetin diğer ortağının durumu dikkat çekicidir. Katılmak için görevlendirilen Genel Sekreter Şonya’nın “Saate riayet edilmedi, ayrıldım” sözleri, ne inandırıcıdır, ne de etiktir. İki şey akla geliyor, ya DP, CTP’ye “Sizi sallamıyoruz” mesajı vermek istemiştir, ya da Şonya’nın kendi kararıdır. Her iki durumda da DP Genel Başkanı’nın bu tutumu izah etmesi gerekmektedir…
MÜŞAVİRLER KOMEDİSİ: Hükümetin müşavir sorununa çözüm diye ortaya attığı önerinin, ilkesel olarak hayat bulması zor görünüyor. 140 civarındaki müşaviri değerlendirmek sanıldığı kadar kolay görünmüyor. Üst kademe yöneticisi bu insanları balık istifi bir odaya koymak da zor, çektikleri makama eş görevlendirilmeleri de. Bizce en mantıklı yol, bu insanları bir defaya mahsus olmak üzere emekliye sevk etmek, ama aynı anda o dillere sakız olan kamu reformunu geçirerek, müşavirlik olayını ortadan kaldırmak olacaktır.
HANİ KATILIMCILIK: KTAMS, kamu reformunun katılımcılıkla yapılması gerektiğini savunuyor. Anlaşılan hükümet, sendikalara görüşlerini sormuş, ancak geri bildirim almadan, yasa taslağını Bakanlar Kurulu’ndan geçirmiş. Geçtiğimiz hafta da yazmıştık; hükümet programında, öngörülen tüm reformların katılımcı ve şeffaf bir yöntemle yapılacağı vurgulanıyordu. Ama burada, Ahmet Kaptan’ın dediği gibi, yangından mal kaçırma durumu var. Eğer niyet dayatma yapmak değilse ve doğru dürüst bir düzenlemeyse, tüm tarafların görüşlerini değerlendirmek öncelikli olmalıdır…
MARKULLI’DEN AL HABERİ: Papadopulos kabinesinin Rum Dışişleri eski Bakanı Markulli, Kıbrıs konusunda uzun bir dönemin müzakeresiz geçeceği öngörüsünde bulunmuş. Bu yöndeki görüşünü de, Eroğlu’nun, “Denktaş’ın kopyası fikirler savunmasına” bağlıyor. Yaptığı, kendi gizli hedefini örtme çabasıdır. Pekala biliyoruz ki, Rumlar ve özellikle de muhalefetleri, ekonomik açıdan içinde bulundukları güç durumdayken, bir anlaşmaya zorlanma korkusu yaşamaktalar. Elleri bu kez eskisi kadar kuvvetli değil. İşleri yokuşa sürmenin en kolay yanı da Türk tarafını suçlamak. Ne isterse olsun, görüşmelerin akıbeti başlamadan bitmiş görünüyor…
ZİRVEDEKİLER
Asım Akansoy: Kurultay süresince gerek yaptığı çıkışlar, gerekse aldığı oy oranı, ben dahil herkesi şaşırttı. Unutmayın ki, rakibi genel başkan ve en önemlisi bir Başbakan’dı. Onun için Asım Akansoy’un aldığı oylar bu kapsamda değerlendirilmeli. Bence adaylığı ve aldığı oy oranı ile ezber bozdu…
DİPTEKİLER
Siyasi İstismar: Gün geçmiyor ki, UBP kurultayı döneminde işe alınanlarla ilgili birileri bir şeyler söylemesin. Başta Serdar Denktaş olmak üzere Cumhurbaşkanı Eroğlu da, olayın vicdani boyutuna girerek, gençlere destek verdi. Gerçekten samimi olduklarına inansam, gerçekten son kez olacağına kanaat getirsem, ben de destekleyeceğim. Ama ne yazık ki birileri, bu gençlerin üzerinden siyasi istismar yapmayı marifet sayıyor… Ellerine geçen ilk fırsatta bu uygulamaya yeniden sarılacakları gün gibi aşikar.

Cemal Özyiğit başkanlığındaki Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) heyeti, Andros Kipriyanu başkanlığındaki AKEL heyeti ile görüştü
































