Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

CTP’de 2011’den 2013’e ne değişti..?

CTP’nin, hatta hükümetin geleceğini belirleyecek kurultaya sayılı günler kaldı. Bugün itibarıyla tam 20 gün sonra, yani 8 Aralık’ta CTP delegesi iki adaydan birisini, ya Özkan Yorgancıoğlu’nu ya da Asım Akansoy’u, genel başkanlık için oylayacak…
Aylardır parti içerisinde tek adaylı bir seçime gidilmesi için yapılan tüm girişimler, ne yazık ki kabul görmedi. Önceleri, Ferdi Bey yeniden aday çıkar mı tartışmaları yaşandı, ardından “Ferdi Bey olmazsa Ömer Kalyoncu aday olabilir”i tartıştık. Ancak her iki ismin bu dönem için pek hevesli olmadıkları görülmesi ve parti içi huzursuzlukların devam etmesi nedeniyle, birilerinin aday olacağı sinyalleri gelmeye başlamıştı. Önceleri 2011 kurultayında da aday olan ve o dönemde BG kanadından olmasına rağmen, beklenmedik bir oy (240) alan Mehmet Çağlar ismi konuşuldu. Hatta Sayın Çağlar da, farklı platformlarda aday olabileceği yönünde mesajlar da vermişti. Ancak sonuçta beklentilerin aksine ne Ferdi Bey, ne Kalyoncu, ne de Çağlar aday olmadılar. Yorgancıoğlu’nun karşısına beklenmedik ve birçoğumuz tarafında sürpriz sayılabilecek bir isim, aynı zamanda partinin genel sekreteri Asım Akansoy adaylığını açıklayıverdi…
Hatırlayacaksınız, Akansoy Özkan Yorgancıoğlu’na karşı ilk sınavını Genel Sekreter adaylığı sırasında vermiş ve Yorgancıoğlu’nun adayı karşısında zafer elde etmişti… Tarih yeniden tekerrür eder mi bilemeyiz ama, Akansoy’un kurultayda iyi bir oy alacağını söyleyebiliriz…                                                                                                      

Soyer ve Kalyoncu’nun kendi bölgelerindeki delege üzerindeki etkileri malum. Bu iki ismin hala daha açık bir şekilde bir aday lehine çalıştığını söylemek biraz zor olsa da, Sonay Adem’in açık açık Asım Akansoy’a destek verdiği de biliniyor. İşte 8 Aralık kurultayında bu dengelerin tavrı sonuç üzerinde etkili olacaktır diye düşünüyorum. Soyer’in dünkü Havadis gazetesindeki röportajını iyi okumak gerek. Yorgancıoğlu ve ekibi ile yıldızının pek de barışmadığını zaten söylüyor. Ancak önemli olan Ferdi beyin bu röportajda söylemedikleridir…                                                                                                             

     İsterseniz gelin ve iki yıl önce, yani 5 Haziran 2011’de yapılan CTP kurultayını, o gün Genel Başkanlık için yarışan 4 adayı ve aldıkları oyları bir hatırlayalım… Özkan Yorgancıoğlu’nun ilk turda, kurultaya katılan toplam 915 delegeden aldığı 334 oya karşılık, Ömer Kalyoncu 299, Mehmet Çağlar 240 ve o günlerde partinin Genel Sekreteri olan Kutlay Erk ise 37 oy almıştı. 5 oy da geçersiz sayılmıştı… Hiç bir adayın kazanmak için gereken %50+1 oyu alamaması sonucu Başkanlık Divanı’nın, ikinci turda Yorgancıoğlu ile Kalyoncu’nun yarışacağını açıklamasının hemen ardından söz alan Ömer Kalyoncu, rakiplerinden bir eksik oy alması halinde adaylıktan çekileceği sözünü tutarak, adaylıktan çekildiğini açıklamış ve CTP’nin yeni Genel Başkanı olarak Özkan Yorgancıoğlu’nu kutlamıştı…                                                                                                                                                                 CTP,  Özkan Yorgancıoğlu başkanlığında, birisi Lefkoşa Belediye seçimleri, diğeri ise erken genel seçimler olmak üzere, iki seçime girmiş ve her ikisinden de başarıyla çıkmıştı… Ancak bu başarılara rağmen, özellikle 28 Temmuz seçimlerinde Mağusa ve Girne İlçelerinde yaşanan olaylar, Yorgancıoğlu ve “eskilerin” arasının daha da açılmasına sebep olmuş, bugünkü noktaya gelinmesinde bardağı taşıran son damla olmuştu…                                                                                                                                                       Şimdi kamuoyunda bilinen ismiyle “bıyıklılar” ile “bıyıksızlar” kozlarını, 8 Aralık’ta yapılacak kurultayda paylaşmaya hazırlanıyorlar. Yorgancıoğlu bugün CTP’nin genel başkanı olarak Başbakanlık koltuğunda oturuyor.  2011 yılındaki Özkan Yorgancıoğlu ile, 2013 yılının Yorgancıoğlu’su arasındaki farkın ne olduğunun cevabını sizlere bırakıyorum..?

 

YERİN KULAĞI VAR
TDP’YE HARMANCI VE HÜDAOĞLU DAMGASI:                                                                                                          
Pazar günü yapılan TDP Kurultayı’nda genel başkanlık için tek aday olan Cemal Özyiğit, TDP’nin yeni genel başkanı oldu. Ancak ilginç bir detayı da atlamamak gerek. Parti Meclisi yarışında birçok TKP kökenli isim liste dışı kalırken, isimleri Genel Başkanlık için geçen Mehmet Harmancı ve Suphi Hüdaoğlu’nun listelerdeki etkisi de gözlerden kaçmadı. Öyle anlaşılıyor ki, yeni dönemde TDP’nin yol haritasını bu iki isim belirleyecek…

OLACAĞI BUYDU:                                                                                                                                                
  Aydınlık için elektriğe yapılan okkalı zamma eyvallah desek de, karanlıktan kurtulacağa pek benzemiyoruz. Çünkü, hala ülkenin karanlıkta kalma riski var… Para bulunmazsa mazot alınamayacak. Gıda, Tarım ve Enerji Bakanı Önder Sennaroğlu, Kıb-Tek’in satılmaya doğru gittiğini, mevcut durumun sürdürülebilir olmaktan çıktığını ve ay sonu akaryakıt getirilmemesi durumunda ülkenin karanlıkta kalacağını belirtmiş. O zaman biz olmayan elektrik için mi %30 zamlı ödeyeceğiz…

AYNI HAMAM AYNI TAS:                                                                                                                                   
   Vatandaşın CTP-DP koalisyonundan beklentileri yüksek. Ama görüyoruz ki değişen bir şey olmamış. Hükümet UBP döneminde işe alınan yüzlerce kişinin “partizanca alındıkları” gerekçesiyle işlerine son vermeye hazırlanırken, küçük ortak kafasına göre istihdam yapıyor. Hem de yaş itibarıyla “ihtiyar” diyebileceğimiz partilileri. Atalarımız boşuna dememişler, “at binenin, kılıç kuşananın” diye…

BİZİM DERDİMİZ BU:                                                                                                                                             
Başaran Düzgün dün radyoda, “CTP’nin içişleri bizi ilgilendirmez, önemli olan iktidarın büyük ortağı olması” diyordu. Biz de başından beri bunu söylüyoruz. Kurultay önceki bölünme, devlet işlerine engel olmaya devam ediyor. Ferdi Sabit Soyer de bunu “Kahroluyorum” diye ifade ediyor. Sorunlarla ilgili gereken adımlar atılamıyor, müşavir sayısı azaltılabilirken, arttırılıyor, parti bütünlüğü sağlanamadığı için kararlar tartışılmadan alınıyor, CTP gibi planlı programlı bir parti, sorunlar karşısında bocalıyor. Plan, proje hazırlanamıyor. Elektrik zammı en belirgin örnek… Şikayetimiz budur Sayın CTP’liler. Derdimiz de budur. Partinizin ne olup, ne olmadığı değil…

GEÇ OLABİLİR:                                                                                                                                                              
CTP Girne milletvekili Ömer Kalyoncu 8 Aralık’ta yapılacak kurultayla ilgili olarak “Kurultaya ilişkin şu aşamada bir yorum yapmak istemiyorum. Bu konulardan uzak durmaya çalışıyorum. Kampanya sürecini öncelikle bir izleyelim… Şimdilik yorum yok” demiş. İyi güzel de, iş işten geçtikten sonra konuşmanın ne faydası olabilir ki. Söyleyecek sözünüz varsa ya şimdi konuşun, ya da hiç konuşmayın…

İSRAF ARTIYOR:                                                                                                                                                      
“Maaşları olsun ödeyebilsek” diyor Sayın Talat. Aslında hedef bu olmalıydı. Sibel Siber hükümetinin yaşadığı yol kazası, gelirlerimizin, giderimizin yüzde 60’ını karşılayabildiğini göstermişti. Bu kazanın hemen ardından gelen bir hükümetin programını ve önündeki yılın bütçesini ona göre yapması beklenirdi. Ancak hiç de öyle olmadı bütçede izaz ikramlar ve buna benzer keyfi harcama yetkileri arttırılıyor. CTP’nin atadığı müşavirlerin yerlerine yenileri atanıyor. Bu durumda maaşları nasıl ödeyebiliriz Sayın Talat..?

ABD NEDEN İYİMSER:                                                                                                                                                    
ABD Dışişleri Bakan Yardımcılığı’na yeni atanan Victoria Nuland, adanın iki tarafında anlaşma için hem irade hem de ortak menfaat mevcut olduğunu söylüyor. Menfaatten kastı doğal gaz. Gazın çıkarılması için birlikte çalışılmazsa, fırsatın kaybedileceğini vurguluyor. Nuland ayrıca, “Bu filmi daha önce çok gördük, ama bu sefer temeller daha iyi” de diyor. Bu iyimserliğinin nereden kaynaklandığını anlayamadım. Herhalde bir bildiği var…

ZİRVEDEKİLER                                                                                                                                                          
  Ferdi Sabit Soyer: “Partide önemli bir güç kendini dışlanmış hissediyor. Bir kısım arkadaşlar beni ekip çalışması yapmadığım için eleştiriyor. Benim üstümden bir kısım insanlar dövülmektedir, bu beni kahrediyor. Özünüzü kaybederek, dününüzü silerek bir değişim demek sizi başkalaşmaya götürür…”.

DİPTEKİLER                                                                                                                                                                  
  Alpay Durduran: Sayın Durduran “Biz Türk olarak yetiştirildik” derken, bunu reddettiğinin işaretlerini de veriyor. “Türk değildik ama öyle yetiştirildik, onun için de 63’de okkanın altında kaldık” gibi bir iması var. Ne yapsaydık yani, “biz Rum’uz” mu deseydik Sayın Durduran? Rumlar fanatik “Elen” kimliklerinden vazgeçmediğine göre, çare bu muydu? Öyleyse Erenköy’de işiniz neydi sorabilir miyim..?

Altı günden beridir yanan Lefke Belediyesi çöplük alanında söndürme çalışmaları dün başladı