Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Akansoy’un şansı ve ekonomik protokol…

Öyle görünüyor ki, hükümetin hantallığı, işleri ağırdan almalarının başlıca nedenlerinden birisi, hükümetin büyük ortağı CTP’nin kurultayı iken, bir diğer neden ise, TC ile imzalanan ekonomik protokoldür. Özellikle de TC’nin CTP-DP hükümetinin kuruluşunda takındığı tavır… Her iki hükümet ortağının söz konusu protokolle ilgili olarak yaptıkları açıklamalar, geçen süre içerisinde hem KKTC, hem de TC kanadının bir masa etrafında oturup anlaşma uzlaşı konusunda konuşmamaları, hükümetin elini kolunu bağladı…
Bu ikinci konu, 15 Kasım Cumhuriyet Bayramı’nda bir noktaya kadar halledildi sayılır. En azından şimdilik akut bir sorun olmaktan çıkmış gibi. Taraflar, genelde aralarındaki soğukluk ve görüş ayrılıklarını, özelde de protokol ile ilgili düşüncelerini yüz yüze konuşma fırsatını yakalamış oldular. TC kanadının sonunda böyle bir temasa olanak vermesiyle gerçekleşen görüşmelerin olumlu geçtiği ve protokol konusunda bir mutbakatın sağlandığı yönünde haberler var…  Ancak bu uzlaşıda, KKTC hükümetinin en sakıncalı  konu olan özelleştirmede “asla olmaz” söyleminden vazgeçtiği ve “şimdilik” sadece bir yıllık bir erteleme ile yetindiği duyumları var. Şimdi hükümet, bir yıl içerisinde ya bu iki kurumun yeniden yapılandırılmasını ve rantabl hale gelmesini sağlayacak, ya da bir yıl sonra her iki kurumun da özelleştirilmesine onay verecek. Ancak görünen köy kılavuz istemez, her iki kurum da önümüzdeki yıl özelleştirilecek… Hükümet de, bu bir yıllık süre içerisinde “her şeyi denedik ama olmadı” diyerek bu kurumların özelleştirilmesine onay verecek. Kimse bu konuda hayal kurmasın. Günün sonunda imzalanan protokolde talep edilen her şey, önemsiz birkaç revizyonun dışında hayata geçirilecektir…        

Şimdi gelelim esas konumuza. Yani CTP yönetiminin icraatlarında elini kolunu bağlayan kurultay konusuna. Özkan Yorgancıoğlu’nun iki yıl önce genel Başkan olmasıyla birlikte CTP içerisinde ilk zamanlar pek dillendirilmeyen ama, erken genel seçimlerle birlikte ortaya çıkan görüş ayrılıkları,  iktidar olmalarıyla birlikte tavan yaptı. Yorgancıoğlu’nun “eskileri” dışladığı, onlarla uyumlu çalışmadığı, onları “ötekileştirdiği” iddialarının öne çıktığı bu süreçte, her iki kanadın da birbirlerini suçlayıcı açıklamaları “parti içerisindeki “kavgayı” ve safları daha da belirginleştirmiştir. İşte tüm bu yaşananlar, 8 Aralık Kurultayı’na tek adayla gitmesi beklenen CTP’de ikinci bir adayın çıkmasına neden olmuştur. Yorgancıoğlu’nun partide en yakınındaki makamda bulunan Genel Sekreteri ve aynı zamanda “bıyıklılar” gurubuna yakınlığı ile bilinen Asım Akansoy, sürpriz bir şekilde rakibi olarak karşısına çıkmıştır…
Bence Akansoy’un en büyük dezavantajı, kurultayı kazanması halinde sadece partinin Genel Başkanlığını yürüteceği ve “Başbakanlık” gibi bir düşüncesi olmadığı yönündeki açıklamasıdır…
Bir diğer önemli konu ise, partinin “bıyıklılar” kanadının önemli isimlerinden Soyer, Adem ve Kalyoncu cephesinin, Akansoy’a verecekleri destekle ilgilidir. Özellikle Ferdi beyin, bir süre önce “kurultaya tek adayla gitmenin partinin geleceği ve bütünlüğü açısından önemli olduğu” yönünde yaptığı açıklama çok önemliydi. Ancak buna rağmen, Akansoy adaylığını açıklamadan önce, partinin bu önemli isimlerinin görüşüne başvurduğuna inanıyorum. Çünkü bu isimlerin desteğini almadan gireceği bir yarıştan başarı ile çıkma şansı neredeyse yok denecek kadar az. “Bıyıklılar” diye bildiğimiz eskilerin esas hedefi bence, kurultayda parti başkanını değiştirmekten çok, Parti Meclisi’nde kendilerine yakın bir ekibi seçtirmek ve Yorgancıoğlu’nu bu şekilde kontrol etmektir. Yani onlar için önemli olan partinin başına geçecek isimden çok, parti yönetiminde söz sahibi olacak olan Parti Meclisinde çoğunluğu yakalamak olacaktır. İşte bu nedenle adayın kim olduğu çok da önem taşımıyor. Tüm bunları düşündüğümüzde Asım Akansoy’un işinin hiç de kolay olmayacağını, sonuçta da Özkan beyin bu kurultayı rahat kazanacağını söyleyebiliriz. Ancak Yorgancıoğlu’nun bundan sonraki geleceğini de yeni oluşacak Parti Meclisi belirleyecek. Burada da “eskilerin” önemli bir güç sağlayacağını, Parti Meclisi’nde dengelerin, bugün olduğu gibi eskilerden yana olacağını tahmin ediyorum. Böyle bir sonuç ise, partide var olan “yeni”, “eski” kavgasında yeni bir sayfanın açılacağını göstermektedir… Sonuç olarak kurultay, partide var olan eski yeni kavgasını bitirmek bir yana, yeni bir ayrışmanın, hatta çok daha derin  kamplaşmanın yaşanacağının habercisi olacaktır… Zira bundan sonraki aşamalar çok daha sıkıntılı, önce yerel seçim adayları belirlenecek, sonra da 2015’in Cumhurbaşkanı adayı…

YERİN KULAĞI VAR

YAPTIN MI TAM YAPACAKSIN:
Başbakan Yorgancıoğlu, UBP’nin 2011 yılında elektriğe yaptığı  % 20 zammı, hükümetin vatandaşa bayram hediyesi olarak değerlendirip eleştirmişti. Şimdi anlıyoruz ki Sayın Yorgancıoğlu’nun eleştirisi yapılan zamma değil, oranınaymış meğer. İşte bunun için elektriğe yapılan zam oranını % 30 yapmış. Vallahi bravo, iktidarın eli açık olmalı. %20 ne ki? %30 hatta 40 yapacaksın ki, yaptığına değsin…

ZİGZAG:
Birikim Özgür, 1 Kasım’da Sanayi Odası’nın düzenlediği panelde “Elektrik ücretlerine yapılacak zam vatandaşı zorlayacağı gibi, ekonomiye de zarar verecek” demişti. Zam gelince de, kaçınılmaz olduğunu savundu. Bu yüzden epey de tepki aldı. Şimdi de, Türkiye’den elektrik gelmesini savunuyor. Genç politikacıdır, bu tür zigzaglar normaldir diyelim ve en sonunda bulduğu doğru yoldan şaşmamasını dileyelim. Ve umalım ki, belli kesimlerin ve sendikanın saldırısı onu yıldırmasın… 

NE TUHAF TESADÜFLER:
Grivas, Rauf Denktaş’ın doğum gününde 27 Ocak 1974’de ölmüştü. Klerides de KKTC’nin kuruluş yıl dönümünde hayata gözlerini yumdu. Adı hep Denktaş’la, aralarındaki insani ilişkilerle anıldı. Akritas Planı’nın mimarlarındandı. Ancak daha sonraları yaptıkları hataları da 4 ciltte anlatmıştı. Mesela bakın ne diyordu; “Grivas, EOKA ve Milli Muhafızların uyguladığı yöntem ve neticeler Rumlar için bir milli felaketti”… Kıbrıs sorununun 1974’de değil, 1963’te başladığını da yazmıştı… Hatta Rumların yıllar içinde yok farz ettikleri Nüfus Mübadelesi Anlaşmasına imza koyan da oydu. Günahlarıyla, sevaplarıyla Kıbrıs’ın son 60 yılına imzasını attı…

HANİ YA ŞEFFAFLIK: Her nedense bu hükümet üyelerinin yurt dışı seyahatleri, gerçekleştikten sonra haber oluyor. Yani basına sızarsa. Gitmeden  önce kamuoyuna duyurmak gibi bir tutumları yok. Serdar Denktaş’ın Makedonya ziyaretinden de döndükten sonra haberdar olduk. Böyle olunca tepkileri azaltacaklarını mı düşünüyorlar? Aksine daha çok arttırıyorlar. Vatandaş “hani şeffaflık” demeye başladı bile.

BİR GÜN ÖYLE BİRGÜN BÖYLE:
Başbakan Yorgancıoğlu, askerlik süresinin kısaltılması önerilerine, “KKTC’nin nüfusu Türkiye’ninki ile karşılaştırıldığında, Türkiye’nin olanaklarının burada olmadığının açık ve net olduğunu, dolayısıyla bu konuda rahat davranılma şansı bulunmadığını” ifade ederken, ortağı DP, gündemlerinde böyle bir konunun olmadığını belirmişti. Şimdi ise biraz da parti içerisinden gelen baskılar sonucu, askerlik süresinin kısaltılması için bir milletvekilince hazırlanan yasa tasarısına destek vereceğini söylüyor. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu. Dün öyle, bugün böyle…

GEÇİCİLERİ MALZEME YAPIYORLAR:
UBP kurultayı döneminde işe alınanlarla ilgili listeler dilden dile yayılmakta. Tek suçları, kendi partileri tarafından kandırılmak olan bu gençler şimdi diğer partilerce bir kez daha siyasete malzeme ediliyorlar. Yüzlerce genci düşünen yok. Herkes onların üzerinden kendisine siyasi rant elde etmeye çalışıyor. Bu ülkede siyaset insanların kullanılmasından geçtiği sürece, daha niceleri kandırılıp, kurban edilecek.

ZEYTİN YAĞI AZ OLACAK:
Avukat Barış Mamalı’nın sembolik “kazığı” sosyal medyada fenomen oldu. Hükümetin %30’luk elektrik zammından sonra güne en uygun sembol olan “kazık” için bir tek endişe var. Biliyorsunuz bu yıl zeytinde rekolte oldukça düşük. Böyle olunca zeytinyağı da az olacak. İşte bütün mesele de burada… 

ZİRVEDEKİLER
Otelciler Birliği:  “Zammın neden olacağı gelişmelerle birlikte ülke genelinde alım gücü azalacak, fiyatlar yükselecek ve bu fiyat artışının etkisi ülkeye en büyük sıcak döviz girişi sağlayan turizm sektöründen başlayarak dalgalar halinde ekonominin bütün sektörlerini vuracaktır. Bunun sonucunda esnafa ve çalışan kesimin gelir kaybı yaşaması yanında, devletin vergi gelirlerinde düşüşler yaşanması da kaçınılmaz olacaktır…”… Ne yazık ki, herkesin gördüğünü hükümet göremedi…

DİPTEKİLER
Bölgecilik: Bu hastalığımız her dönem için geçerli. Atamalarda liyakatın değil, bölgeciliğin ön plana çıkarılması, halkı değil, artık partileri bölmeye başladı. İskele’ye Kaymakam atanmamış. Neymiş, partinin içinde çeşitli isimler için tartışma varmış. Artık saflaşma bölgelerden, köylere inmiş. O köyün adayı başkaymış, bu köyün adayı başkaymış.  Köyler kendi adayları için Bakan’a baskı yapıyorlarmış. Bu toplumun adam kayırmacılıktan şikayet edecek hali mi var, siz söyleyin…

Meclis önünde ve Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu önünde düzenlenen birçok eylemde yer alan Kadife elektrik zammını da protesto edecek