Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

KKTC’de siyaset çürüdü

Kıbrıs Cumhuriyeti’nde yaşayan insanların biraraya gelerek oluşturdukları, KKTC denen 41 yıl önce kurulduğu söylenen devlette!, bütün kurumlar çalışamaz duruma sokulda. Hastaneler, okullar, mahkemeler, polis, asker ve devlet daireleri hiçbiri ama hiçbiri optimum verimlilik bir yana, çalışır durumda değil. Buraların siyaset anlayışından umut beklemek, ölüyü diriltmekle eş. Ne yazık ki eğitim, sağlık, güvenlik, yargı hepsi siyasetin elinde.
Sağlık, eğitim, güvenlik, yargı gibi diğer bütün kurumlar da sorunlar içerisinde. Sorunların ana kaynağı da hepsini eşgüdümleyecek olması gereken ana kurum ‘siyaset’. Siyaset, bir ülkenin yönetilmesindeki rollere talip olan ve aynı ideolojiyi benimseyen kişiler tarafından kurulan, siyasi partiler tarafından icra edilir.
Şu anki durum gerçekten siyasetin en dibe vurduğu dönem. Bu yazıyı yazdıran, meclis kürsüsünde, sanki muhalefet partisinin ideolojisinin savunucusu milletvekili gibi, iktidar partisi milletvekilinin, iktidarı eleştiren konuşması. İktidardaki partinin milletvekilleri niye şikayet eder ki? Siz iktidarsınız, uygulamaları beğenmiyorsanız değiştirirsiniz ya da istifa eder ülkenin önünü açarsınız.
Bendenize soracak olursanız, istifa sonrası seçim olacaksa, istifadan korkan vatandaşlardan birisiyim. Çünkü istifalar sonrası eğer seçim yapılacaksa, seçim bütçesi bizleri korkutuyor. Seçim için harcanacak para nedeniyle daha da fakirleşme korkusu var çünkü.
Siyasetin ve siyaset aktörlerinin yaptıkları yanlışlar nedeniyle, toplumun içerisine düşürüldüğü durum, traji komik bir hal aldı. Maliye bakanı ‘protokolün imzalanması gerektiğini aksi durumda ülkenin durmunun vahim olacağı’ ile ilgili söylemi çok çok ilginç. Yani KKTC denen devlet! Protokollerle mi yönetiliyor? Eğer bu sorunun yanıtı evetse, milletvekilleri ve  bakanlar niye var? Niye onlara her ay düzenli bir şekilde maaşlar ödeniyor?
Sorunun yanıtı eğer hayırsa, o zaman protokoller imzalanmasın ve ülkede gerçekten yönetim hayata geçirilsin.
Ne yazık ki KKTC’de yönetim yok. Gelir-gider dengesi, ekonomide en güçlü yönetim göstergesidir. Ülkede vergi toplanamıyor. Çok kazananların en az vergiyi ödediği, hemen hemen ülkede en çok kazananların zarar gösterdiği bir ekonomik tablo, yönetim sorununun göstergesidir.
Girne’nin küçük küçük dağcıklarını kesip kesip şatolar diken, zenginlerin peşine neden düşülmüyor? Neden çok kazanandan çok vergi alınamıyor? Sorun işte tam buradadır.
Bu siyaset anlayışıyla bu toplum asla ve asla kalkımış ülkeler ligine giremez. Orası şöyle dursun, gelişmekte olan ülke sıfatını bile alamaz.
Şü anki hükümet ve iktidar anlayışı ise hiçbir derde çare olamayacak, dağınık bir görüntü sergilemekte. İktidar milletvekilleri iktidarı eleştirmekte, bakanlar ise ülke içierisini temizlemek yerine ‘protokollere’ asılmayı yeğlemekte.
Buraları hiçbir zaman ayakları üstünde duracak bir çocuk olamayacak. Hep emeklemeye devam eden küçük bir çocuk olarak kalacak. Bunun nedeni de gelmiş geçmiş siyaset anlayışlarıdır. Siyasetin kendisi toplumun başına sorun olmuştur.
Su sorunu, da bunlardan bir tanesi. Deniz altından su getirilmesini TC’den KKTC mi talep etti? Bu aralar yanıtını araştırdığım bir konu. Yanıtı ve yorumları sizlerle paylaşacağım. Ancak KKTC’nin böyle bir talebi olduğunu hiçbir basın açıklamasında okumadık, ya da yazılmışsa biz denk gelmedik.
Su, buralarda doğup büyüyen nüfusa yeterdi hem de fazlasıyla; eğer demografik yapı sadece onlar tarafından  oluşsaydı. Eğer buralardan su talebi gelmemişse ve yine de buralara deniz altından su getirilmişse, bunun nedeni başkadır ve tabii ki onu siz yönetemezsiniz. O durumda da yaygara yaratmaya hiç gerek yok. Siyaset burda da problemi analiz edememiş ve sonuçta problem yaratmış oldu. Hemen hemen her kurumda olduğu gibi. Biliyoruz bazı siyasetçiler aba altından sopa gösteriyor vatandaşa. Bize de kızacaklar ama biz yine de bunları yazmakta fayda görüyoruz.
Siyaset çürüdü. KKTC’de temiz ve gerçek siyaset zamanı gelmiş. Temiz eller siyasete girmeli. Yoksa yönlendirilmiş düşünce yapıları ile daha pek çok sorunlar yaşamaya devam edilecek. Yazının eğitimle alakalı olup olmadğına sizler karar verin.