Bir ülke düşünün ki eğitim politikası yok. Dışarıdan bir yerlerden eğitim sistemi yönlendirilen; eğitimi yönetenlerin de seyrettiği, bir ülke. Çağdaş ülkeler eğitim sistemlerini en az 5 yılda bir reformlarla yeniden kurgularken, buraların bir eğitim felsefesi yok. Eğitim reformu bu nedenle yapılamaz, yapıldığı iddia edilirse buna herkes güler. Felsefe yoksa reform da yok.
Bir eğitim felsefesi yok. Eğitime yön verenlerin hangi felsefe ile eğitimin kurgulandığından haberleri yok. Eğitim felsefesinden haberdar olmayınca gidilecek köy bilinemez; dalgalanan gemi gibi bir o kıyıya bir bu kıyıya vurur zavallı eğitim sistemi. O nedenle buralarda, el yordamıyla eğitim sistemi idare! edilmeye çalışılır.
Eğitim felsefesi belli olmayan bir ülke, eğitim ve öğretim programlarını nasıl düzenleyecek? Onları da başka bir ülke (vanaları elinde tutan) geliştirilmesi için para veriyor. Parayı veren, düdüğü de çalıyor bu konuda. Parayı veren, elbette kendi eğitim felsefesine yakın düşünce kalıplarını içselleştirmiş olanlarla, eğitim ve öğretim programlarını düzenleyecek tabi ki. Bunun sonucunda da ilerde, yeni yetişecek nesillerin kazanacağı davranışlardan da buralardakilerin rahatsız olmaması gerekecektir.
Eğitim felsefeniz olmayınca, onu değiştirmek çağdaş, bilimsel bilgilerle donanık yeni bir eğitim felsefesine geçiş veya yeniden düzenleme hayal olur.
Eğitim felsefesi belli olmadan eğitim ve öğretim programları hazırlanamaz. Onlar da hazırlanmadan ders kitapları yazılamaz. Buralardaki yöneticiler bunun farkında mı bilmem. Kültür de bu nedenle elden gidiyor anlayacağınız.
Eğitim feslefesi olmayınca, okulöncesinde üniversiteye örgün eğitim sistemi kurgulanamıyor. Eğitim sistemi, sitemsiz duruma düşüyor.
Ne bir okulöncesi eğitim programı ne de üniversite düzeyinde eğitim programı hazırlanmış değil. KKTC’nin ekonomik, toplumsal ve politik yapısındaki başat değerlere göre benimsenmiş eğitim felsefesi ve buna bağlı eğitim akımları yok çünkü.
Bu nedenle okulöncesinden üniversiteye kadar ne yapılacak, hangi amaçlar ile yola çıkılacak belli değil. O nedenle herkes aklına ne geliyorsa onu yapıyor.
Eğitim felsefesi olmadan, eğitim sistemi de denetlenemiyor. Denetleme olmayınca da herkes ne isterse yapabiliyor. Okulöncesinden üniversiteye kadar bu böyle.
Kıbrıslı Türkler 41. yılını yaşayan bir toplum oluşturdular. Artık herşeyin lokomotifi olan eğitim sisteminin kurgulanmasında temele alınacak eğitim felsefesini belirlemesi gerekir. İçinde bulunulan konjektürü de dikkate alarak, gidilecek limana göre eğitim felsefesi belirlenip, eğitim sistemi ‘buralarda’, KKTC kültürü değerleriyle kurgulanmalıdır.
Eğitim ve öğretim programları, öğretmen yetiştirme politikası, okulöncesinden üniversiteye kadar örgün eğitim kademelerinin amaç ve görevleri, belirlenecek eğitim felsefesine göre düzenlenmeli.
Yoksa buralarda hala daha ‘medrese anlayışı’na teslim olan eğitim sistemi ile devam edilecek. Ezberin hakim olduğu, öğretmenlerin dediklerini sorgulamadan kabul eden, otoriteye boyun eğen, problem çözme becersine sahip olmayan, yaratıcılıktan uzak, eleştirel düşünme becerisinden yoksun, nesiller yetiştirilmeye devam edilecek.
En kötüsü de gelecekten umudunu kesmiş insanların yaşadığı, el yordamıyla eğitim sisteminin kurgulandığı, başkalarının istediği limanlara gidecek olan KKTC, olgusu devam edecek. Dünyaya bağlanma da hayal olarak kalacak. Toplum en kötü hastalığı olan adam kayırmacılık da devam edecek… Sanayi öncesi toplum nitelikleriyle 21. yüzyılı yaşayan bir toplum olarak, geri kalmışlığı yaşamaya mahkum olarak.

Önceki Haber
Sonraki Haber

























