Milli Eğitim bakanlığı dışında eğitim paydaşlarının tamamı çalışıyor. Öğretmenler bütün bir öğretim yılı boyunca öğrencilerine bir şeyler kazandırmak için çabalıyor. Üstelik yetersiz, elverişsiz koşullarda. Açlık sınırı altında kalmış 2011 sonrası göreve giren öğretmenler de öyle. Öğrenciler de çalışıyor. KKTC eğitim sistemi her ne kadar da ‘seçmeci’ bir anlayışa teslim olsa da, öğrenciler sınavlarda başarılı olmak için çabalıyor. Öğrenmek için değil ama seçilmek yani diğer arkadaşlarını geride bırakıp, küçük bir azınlık için düzenlenmiş eğitim sisteminde, yukarılarda yer almak için çabalıyorlar.
Okul yöneticileri da çalışıyor ancak onlar en dertli olan paydaş. Ellerinde 1 kuruş para olmadan okulu yaşatmak için çabalıyorlar. Rakı gecesi yapıp, oradan gelecek parayla okulu döndürmek için çabalıyorlar. Peki tüm paydaşlar bu kadar çalışırken bakanlık ne yapıyor? Bakanlık sadece bakan durumunda. Gelmiş geçmiş son 10 yıldaki bakanların çalışma karneleri ne yazık ki sıfır.
Milli Eğitim bakanlığı bir kere öğretim programlarının yazılmasında teslim olmuş. Para da öğretim programlarını hazırlayanlar da başka yerlerden. Bakanlık bu konuda rahat. Başkası uğraşsın biz alalım uygulayalım. Öğretim programlarını bile yazamayan bir eğitim bakanlığı anlayacağınız. Orta Öğretim Sendikası da bu konuda sessiz. Hazırlanan programların uygulamaya konmasıyla ilgili düşünceleri veya tepkileri merak edilmekte. Ancak sendika şu sıralar güç kavgası ile uğraşmayı daha değerli bulmakta!
KKTC eğitim sistemi 2005 yılında “yapılandırmacı” anlayışa geçmişti. Ancak sınıftaki öğretim süreci hiç de öyle değilmiş. Öğretmenlerle hizmet içi eğitim seminerlerindeki sohbetler bunu açıkça ortaya koydu. Öğretmenler program yükü, ellerindeki malzemelerin yetersizliği, aileleri de sömüren dershane canavarıyla birlikte kolej olgusu, üniversite giriş sınavı gibi nedenlerle ne yazık ki sürekli “ders anlatmak”la zamanı doldurduklarını belirttiler.
Bakanlık tatil döneminde 2005 yılı öncesi davranışçılık akımının “pasif öğrenme yaklaşımı”nı ortadan kaldırıp yerine “aktif öğrenme yaklaşımı”nı koymak için düzenlemeler yapmalıdır. Bu açıdan KKTC eğitim sistemi tam 10 yıl kaybetti. Programlar yapılandırmacı öğretim süreci davranışçı; büyük zıtlık.
Yapılandırmacılık anlayışı için ‘aktif öğrenme yaklaşımı’ koşuldur. Aktif öğrenme olmadan yapılandırmacılık asla hayat bulmaz. Peki bakanlık bunun neresinde? Bu tür düzenlemeler için 10 yıldır neler yapılmış?
Aktif öğrenme, öğrencilerin okuma, yazma, konuşma, dinleme ve yansıtma yoluyla çalıştıkları materyallerle meşgul oldukları bir öğretim yaklaşımı olarak kabul edilmektedir. Ayrıca daha çok öğretmenlerin konuştuğu ve öğrencilerin pasif olduğu, standart öğretim modu ile taban tabana zıt bir yaklaşım olarak kabul edilmektedir*.
Bu konuda yapılan araştırmalar, öğrencilerin açıklama yapma, soru sorma, uygulama yapma ve yeni bilgileri pekiştirme için geniş fırsatlar bulduklarında, öğretim ve öğrenmenin kalitesinin artırıldığını açıkça ortaya koymaktadır.
Yapılandırmacılık anlayışında da öğrencilerin aktif olması beklenmekte. Araştırmacı, sorgulayıcı, eski bilgilerini ortaya koyabilen, onları kullanarak yeni bilgileri onlar üzerine yapılandıran öğrenci profili arzulanmaktadır. Aktif öğrenme yaklaşımındaki öğrenci profili ile de birebir uyuşan bir yaklaşım. Aktif öğrenme ile yapılandırmacı anlayışın uyuştuğu pek çok kural mevcut. Örneğin aktif öğrenme yaklaşımında öğrenci ve öğrenci ihtiyaçları merkezi rol oynamaktadır. Öğrencilerin öğrenme sürecinde aktif olarak kullanacakları pek çok öğrenme stratejisi önerilmektedir; bunlar arasında grup tartışmaları, problem çözme, örnek olay, rol alma, günlük yazma ve yapılandırılmış öğrenme grupları var.
Bu stratejilerin pek çok yararı da mevcut: kritik düşünme becerisini geliştirme, yeni bilgilerin kalacağını ve transferini artırma, motivasyonu yükseltme ve bireysel becerileri geliştirme, yararlar olarak kabul edilmektedir*.
Aktif öğrenme stratejileri hem de yararları, yapılandırmacılığın istedikleridir. Bu nedenle bakanlık tatil döneminde iş yapmak istiyorsa okul ve sınıfları aktif öğrenme için düzenlemeye başlamalı. Hizmet içi eğitimlerle okul yöneticileri ve öğretmenleri aktif öğrenme yaklaşımıyla tanıştırmalı. On yıl önce yapılması gereken işi şimdi yapıp, çalışmaya başlaması yerinde bir başlangıç olur kanısındayız.
* https://www1.umn.edu/ohr/teachlearn/tutorials/active/what/

Önceki Haber
Sonraki Haber

























