Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Sibel Siber ve değerlendirme cüreti!

Değerlendirme yapmak kolay bir iş değildir. İnsan davranışları da değerlendirilmekte ancak değerlendirme yapmak için önce söz konusu davranışların ölçülmesi gerekmektedir. Daha sonra ölçülen davranışlar da bir kritere başvurularak, yargıda bulunulur. Kısaca değerlendirme yapmak için önce ölçme yapılması gerekmektedir. Bilişsel, psiko-motor veya duyuşsal davranışların tümü için de bu süreç geçerli.

Bir öğrencinin iki basamaklı iki doğal sayının eldeli toplama bilgisi gibi bilişsel; basketbol oynama yeterlik düzeyi gibi psiko-motor; büyüklerine karşı olumlu tutum gibi duyuşsal davranışların tümü için de değerlendirme aynı süreci gerektirmektedir.
Yaşanılan buraları bu konuda da çok ilginç; herkes her şeyi değerlendirebilmekte, her konuda kendisini yeterli bulan pek çok kişi var. Sosyal medyada örnekleri çok. Aslında işin ilginci bu tip bireyler de sadece oralarda ‘değerlendirme’ yetisini kullanmakta! Buralara ‘Türk’ olmaktan dolayı, başka yerlerdeki ‘Türk’ kimliğinin niteliği olarak transfer edilmiş gibi.
Sadece bizlerde mevcut, kitap yazmadan “kitap eleştirmeni” olmak. Kitap eleştirmeni olmak yani bir kitabı değerlendirebilmek için, önce kişinin bilişsel olarak kitap yazma ile ilgili “sentez” yapıp, bir kitap yazma yetisini göstermesi gerekmekte. Bir üst düzeydeki bilişsel sürece ya da yetiye ancak o zaman ulaşabilirsiniz; aksi durumda adama gülerler.
Gelelim bizlere bunları yazdıran olguya. Sayın Meclis Başkanı Sibel Siber olgusuna. Özellikle sosyal medyada yazılanlar ve bir kısım görsel ve yazılı medyadaki değerlendirme yazıları hayli ilginç.
Sayın Siber’in davranışlarını temel alan değerlendirmeler. Neredeyse bir fotoğraf karesine yansıyan tipoloji ile Sayın Siber’in kişiliğini bile keşfetmişler! Hayret. Sanki çok kolaymış gibi. Bir kere insan psikolojisi hiçbir zaman iki kere ikinin dört ettiği gibi değerlendirilemez; çünkü bu hesap bazen beş eder bazen üç. Gülmek hem nefret hem sevgi gösterisi de olabilir. Bu konuda hiçbir bilişsel bilgisi olmayan insanların değerlendirmeye kalkışması, Hıncal Uluç’un her konuda (basketbol, futbol, voleybol, şiir, resim ve daha ekleyemediklerim) eleştiri yapmasına benzer.
Önce şunu vurgulamakta fayda var: Sayın Siber bir tıp uzmanı, akademik başarısı ortada bir birey (kişilik). Fotoğraf karesine yansıyan görüntüsünü ise kişiliği açısından değerlendirebilmek de yukarıda da değinildiği gibi kolay değil. Psikoloji biliminin konusu ancak onu eleştirenler yani değerlendirenlerin çoğu, psikoloji alanının yakınından bile geçmediler. Fotoğrafa bakıldığı zaman hiç görünmeyen niteliklerini, onu eleştirenlerin pek çoğu görünmesi imkansız niteliklerini, görmek istedikleri gibi yorumlamışlar. Örneğin bir bakışın “hayranlık” göstergesi olduğunu nasıl algıladılar? Gerçekten insan hayret eder. Karşısındaki bireyin kişilikli duruşu ile Sayın Siber’in duruşundaki kişilik sorununu bile görmüşler. Sosyal medyada akıl almaz nice değerlendirmeleri de hep beraber okuduk ve eleştirilenlere hayran kaldık doğrusu!
Buralarda insanların her şeyi değerlendirebilme yetenekleri, her zaman ilgi çekicidir. Sayın Siber’in siyaset bilimci olmamasına rağmen, kendi uzmanlık alanı olan tıp dışındaki başarısı ortada. Siyaset alanına girmiş, insanların büyük bir oranı kendisine, “bizim siyasi olarak ‘vekilimiz’ olabilirsin” anlamına gelen onay vermişler oylarıyla.
Bu durumda kendisini değerlendirecek olanların, en az onun kişiliği kadar nitelikli olması gerekir. Onun sosyal ve akademik olarak başarılarına, hiç olmazsa yakın olabilecek, kişilik özeliklerini yakalamış olmaları gerekmektedir. Ne yazık ki özellikle sosyal medya ve yazılı basında değerlendirme yapmış olanların pek çoğunun kişilik özelikleri, Sayın Siber’i değerlendirebilecek niteliklere çok uzak. Peki kendilerinde bu yetiyi nereden bulmuşlar? Diye sorulursa bunun yanıtı yazının içerisinde gizli. Fakat buralardaki bu tür gelişmemiş ülkelerin sosyal olgularının, sıklıkla ortaya çıkmasının gerçek nedenine gelinceyse tek kelimeyle:  EĞİTİMSİZLİK.