Birbirine bağlı o kadar ciddi konular var ki KKTC denilen devlet mi desek, ülke mi desek? Hiçbir kalıba uymayan bu ucube olguda; inanılmaz. Aslında siyaset her ülkede önemli çünkü bütün kurumların nasıl idare edileceği siyasetin türüne bağlı. Siyasetsiz hiçbir adım atılamaz. Ancak diğer taraftan siyasetten de önemli diğer bir kurum ekonomidir. Ne yazık ki buralarda ekonomi kurumu da devletin reorganizasyonunda doğru kullanılmıyor.
Gelişmiş ülkelerde veya gelişmeyi arzulayan ülkelerde, ekonomi temel olgudur ama ekonomi buralarda Marksizm’deki fonksiyonuyla hiç uyuşmayacak bir biçim içindedir. Orada ekonomi bütün kurumların temeli olarak kabul edilir ancak burada siyaset zorlamadır, bu nedenle de ekonomi kurumu doğru kullanılamıyor. Zorlayarak bir şeyler yapılır ve ne yazık ki ters yapılır. Anlayacağınız gelişmiş ülkelerin tam tersi. Gelişmiş ülkelerde eğitim, hukuk, aile vb tüm kurumlarda yapılacak olan reformlar ekonomiye yani ekonomik üretim biçimine göre düzenlenmekte. Buralarda yani geri kalmış ülkelerde ise siyaset kurumu tarafından yapılır. Zorlama olduğu için de yapılanlar ya yanlış yerden başlama olur ya da yanlış yapılmış olur.
Kanımca gelişmiş bir ülkenin en önemli göstergesi ‘yaşlılara’ gösterilen ilgi ve saygıdır. Bu ilgi ve saygı da yasaların temeli olur. Siyaset kurumu da ister istemez yaşlıların yaşam standartlarını yükseltmek için, yıllarca devlete ödedikleri verginin karşılığını onlara sunar. Buralardaki zorlama siyaset yaşlılara açlık sınırının altında maaşı, sağlık açısından da sürünmelerine neden olacak uygulamaları layık görmekte. Sabah beşte devlet hastanesinde sıraya girip, muayene olmak için numara almayı layık görmekte. Kırk yıllık KKTC yaşlılara ait, sadece onların yararlanacağı bir ‘yaşlı hastanesi’ yapamadı.
KKTC’nin ‘zorlama siyaset’ine hiç bir anlam yüklenemez. Herkes siyaset yapmak için siyasi rollere aday. Hiçbir sorunu çözemeyen siyasete, siyasi rol adayı olmanın anlamı ne? Siyaset hiçbir şey yapmıyor. TC’deki siyaset ne ders o olur? Peki böyle olmasına rağmen neden insanlar birbirlerini ezerek ‘siyasetçi’ olmak isterler? Bu sorunun cevabı çok ilginç.
Bizlere bu makaleyi yazdıran aslında “özel eğitime muhtaç özel insanlarımız”dır. Özel eğitime muhtaç insanlarımızı da ne yazık ki yaşlılarımız gibi koruyamadık yıllardır. ‘Özel Eğitim Yasası’ iki yıl boyunca çalışmış ancak yasa hala daha çıkarılmadı.
Nedeni belli; zorlama siyaset. Özel eğitimle ilgili kurumların ihtirasları ve zorlama siyaset “özel insanlar” için hala daha bir yasa çıkaramamıştır.
İstatistiklere göre her toplumda %14 insan özel eğitime ihtiyaç duymakta. Onlara en yakın anne ve babayı da ekleyince, özel eğitimden yararlanması gereken insan sayısı % 40’ları bulmakta. Ancak KKTC denen zorlama siyasetle idare edilen buralarda, toplumun % 40’ı kimsenin umurunda bile değil; tıpkı yaşlılar gibi.
Eğitim sistemi de aynı durumda. Yasa olmadığı için okullarda da “özel eğitime ihtiyaç” duyan “özel çocuklar” sahipsiz. Kimsenin umurunda değil; yasa yok çünkü. ‘Özel çocuklar’ günlük uygulamalar, kişisel girişimler, belki doğru belki yanlış uygulamalara maruz kalmaktalar.
Tüm dünya genelinde “özel insanlar” yasalarla korunmakta; buralarda YASA YOK. Örneğin her 50 kişinin çalıştığı devlet kurumlarında en az 2 özel insan çalıştırılması zorunluluğu var. Şimdilerde gelişmiş ülkelerde özel sektöre de aynı yasal zorunluluk getirilmeye çalışılıyor.
Buralarda ise reşit olduktan sonra özel insanlarımız devlet kurumlarının dışına atılıyor. Aldıkları eğitim de yaşamını devam ettirecek pozisyonda değil. Devlet koruması altında yaşayabilecekleri sosyal konutlar ile yaşamlarını idame ettirebilecekleri iş olanakları, yasayla kontrol altına alınmamış.
Tüm bunlar ve diğer taraftan zorlama siyaset ve onun aktörleri. KKTC siyasetçilerinin, KKTC’nin geleceği adına, hiçbir önemli kararı alacak yetkileri yok. Bunu dışındaki kararları da kendi çıkarları için, yakınlarına nasıl dağıtacakları üzerine kurulmuş, yönlendirilmiş, zorlama siyaset. Neden bu kadar çok cumhur-başkanı adayı ortaya çıkıyor inanın anlamakta zorluk çekiliyor. Yetki yok, karar alma yok; peki geriye ne kalmakta: zorlama siyaset. Ancak yaşlılar gibi “özel insanlar”ımız bile düşünülmüyor. İşte devlet, işte siyaset…

Önceki Haber
Sonraki Haber

























