Ben gerçekleşmesini gerçekten çok isterim ama imkansız aşk gibi birşey. Sayın Milli Eğitim Bakanı Arabacıoğlu BRT’ye 2014-2015 yılının hedefleri ile ilgili açıklamalarda bulundu. Eğitim sistemindeki bazı problemleri (kendi ifadeleri ile “sorun” – ki akademik anlamda sorun başka problem bambaşka bir kavramdır) belirlediklerini ve önümüzdeki öğretim yılında giderme hedefinde olduklarını vurguladı. Bize de ummak ve temenni etmek düşer. Ama sizlere gerçek görüşümü söylemem gerekirse, bazıları hayal olarak varlığını sürdürecektir. Yanılmayı ise canı gönülden istemekteyiz.
En büyük sorun (yani problem) öğretmen maaşıymış; katılıyoruz. 2011 yılından sonra göreve başlayan öğretmenlerin, eski öğretmenlerle aralarındaki maaş farkı. Bu öğretmenlerimiz büyük beklenti içerisinde, maaş farklarının giderilmesini ve motivasyonsuzluklarının ortadan kalkmasını beklemektedirler. Biz bu konuyu yazdık; “Aynı işi yapıp çok az maaş alan öğretmenler”!.. diye. 1936 kişi makaleyi okudu “121” kişi beğendi, genel olarak çok iyi bir okunma ve beğeni sayısı.
Ancak bakanlık hala daha 2010 yılında telif hakkı biten ve ödenmesi gereken ders kitaplarının telif haklarını bile ödeyemedi. Akademisyenler ve yazar öğretmenler telif haklarının tamamının kendilerine ödenmesini beklemekteler. KKTC maliyesinde para yok mazereti, her zaman öğretmenlerin önüne konmakta. Maliye tamtakır iken 2011 sonrası öğretmenlerin maaş farkları nasıl giderilecek? Hayal gibi.
İkinci bir problem de birleştirilmiş sınıf uygulaması olduğu vurgulanmış. Yine bu köşede yazmıştık. Hem de iki yıl önce (21. yüzyılda Birleştirilmiş Sınıf! Hayret – 26 Kasım 2012). KKTC genelinde toplam 7 okulda hala daha bu uygulama devam etmekte. Uygulamanın sakıncalarını makalede yazmıştık, tekrar etmeye gerek yok. Bu uygulamanın bazı okullarda kalkması ise zor çünkü köy halkı uygulamanın arkasında. Örneğin Kumyalı köyü birleştirilmiş sınıfın kalkması taraftarı değil. Çocukların kendi köylerinde eğitim almasını savunmaktalar. Okullarının kapatılmasına kesinlikle karşıdırlar. Anlayacağınız uygulamanın kaldırılmasının önünde set gibi duracakları kesin. Bakanlığın birleştirilmiş sınıf uygulamasını kaldırması taraftarıyız ancak eminim çok ama çok zor olacak. Bu hedefin gerçekleştirilmesi de çok zor.
Sayın Arabacıoğlu, 9. sınıflar için hazırlanan projenin ise en büyük projeleri olduğunu belirtmiş. Yüzde 40 civarında 9. sınıfta başarısızlık varmış. Dokuzuncu sınıfta öğrencilerin gideceği okul türü dışında da dersler olduğunu, başarısızlığın buna bağlı olduğunu vurgulanmakta. Bakanlığın yeni bir müfredat (Müfredat kavramı ne demek? eğitim mi yoksa öğretim programı mı? Denmek istenmekte? Ne olduğu belli olmayan eski bir kavram. Eğitim biliminde yeri yok. Dolayısıyla eğitim bilimcilerin bunu anlaması güç!..) hazırladığı belirtilmekte. Öğrenciler sadece gideceği bölümlerin müfradatını alacak. Esas tartışılması gereken konu “başarısızlığın nedenleri”dir. Başarısızlığın nedenleri bilimsel olarak ortaya konulmalı. Eminim ders yükü başarısızlıkta büyük bir neden değildir.
Çünkü 11 ve 12. sınıflarda, özellikle kolej programında olan öğrenciler de gidecekleri üniversitenin eğitim programlarının dışında, hatta alakasız dersler okumaktalar. Üniversitede işlerine yaramayacak pek çok ders öğrencileri zorlamakta. Peki bu öğrenciler neden %40 civarında bir başarısızlık sergilemiyorlar. Nedeni açık hatta çok açık; bu öğrenciler motive olmuşlar. Yurt dışındaki üniversitelerde okumak istiyorlar. Motivasyonları yüksek gereksiz derslerde bile yüksek notlar alabilmekteler. Demek ki neden ders fazlalığı değil. Öğrencileri motive etmede büyük problem var. Başarısızlığın esas nedeni ancak bilimsel olarak ortaya konabilir. Hiçbir bilimsel çalışma yapmadan, eğitim sisteminde değişiklik yapmak bizim gibi, ülkelerin gelişmişlik liginde en altlardaki ülkelerde görülmekte.
KKTC kültürü açısından en büyük problem ilk ve orta dereceli okulların müfredatlarının (eğitim programı) yeniden gözden geçirilip, yazılmasıdır. Söz konusu programların yazılmasında çalışacak kişilerin, özellikle akademisyenlerin seçilmesinde nasıl bir uygulama olduğu belli değil. Kamuoyunda özellikle Kıbrıslı akademisyenlerin ve KKTC kültürüyle ilgili genel yapıya hakim olan akademisyenlerin, oralarda olmaması en çok tartışılan konuların başında olduğunu belirtmekte fayda var. Bu konu ileride büyük sorun teşkil edecek belli.
Bakanlığın doğru bir tespiti de Meslek Liselerinin önünün açılması çalışmasıdır. Bu konuda bu köşeden çok yazdık. Ancak geçmiş yazılarda belirttiğimiz gibi ülkenin analizi ve yol haritası belirlenmeden, asla meslek liselerinin önü açılmayacaktır. Sayın Arabacıoğlu ve ekibine başarılar dileriz ama ne yazık ki hedeflerin yakalanması zor olacak ya da hiç gerçekleşmeyecek. Yanılmayı dilediğimizi de eklemekte fayda var.

Önceki Haber

























