Öğrenmek insana özgü bir davranıştır; yeter ki ders almayı bilsin. Gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelerden farlılıklarından bir tanesidir de aynı zamanda. Gelişmiş ülke insanları ders alır, sonuçta öğrenir ve daha önce yapmış oldukları hataları veya yanlışları yapmazlar. Ancak buralarda gerçekten ders alınmaz ve dolayısıyla öğrenme de gerçekleşmez. Sonuçta da berbat bir sosyal yapıda debelenip durulur.
Biz usandık yazmaktan, kolej sınavının ilkokul döneminde yapılması yanlıştır diye. Bu yanlış Piaget’nin sosyal-duygusal gelişim ile ilgili gruplamasında ortaya koyduğu, 6-12 yaş çocuklarında “çalışkanlığa karşı aşağılık duygusu” geliştirmelerine neden olmaktadır. Aşağılık duygusu da gelecekteki akademik konularda, başarısızlık getirecektir. Ayrıca başarısızlık yaşayan çocuklar psikolojik travmalar da yaşayacaktır.
Tabi ki kolej olgusunun toplumsal etkileri de mevcut. Bu sınav, ailelerin sömürülmesine neden olmakta. Ama yetkililer aileleri sömüren dershane, özel ders veya etütlere karşı, onları koruyacak önlemler almamaktadır. Hani anayasal olarak 15 yaşına kadar eğitim parasız, zorunlu ve fırsat eşitliği çerçevesinde, devlet tarafından karşılanacaktı. Neyse geri kalmış bir ülkede, yasalar delinmek için vardır.
Kolej sınavı konusunda çok yazdık yazmayalım dedik ama geçen cumartesi (10 Mayıs) yapılan %25’lik ikinci sınav yapıldı. Evlerde çok az oranda çocuk “başarı” hazzı yaşadı, geriye kalan büyük bir oransa “aşağılık duygusu” yaşadı. Evler aşağılık duygusuyla donanmış küçük bedenlerle doldu. Bu bizi üzüyor ama toplum bunun yaşanmasını istiyor anlaşılan çünkü hala kolej sınavını ortadan kaldırmıyorlar.
Neyse bu haftaki konu bu değil. Öğrenmeyen, ders almayan bir toplum yapılanmasında yaşıyoruz. Yıllardır ilkokul döneminde spor karşılaşmaları yapılmakta. Uzmanlar bunun yanlışlığını her ortamda ortaya koymaktalar. Ama ne yazık ki bu konuda da tıpkı kolej sınavı olgusunda olduğu gibi, yetkililer ders almıyor; öğrenmiyor. Halbuki öğrenme insana özgü bir davranıştır!..
İlkokulda sportif karşılaşmalar sürmekte. Bazılarını, örneğin futbol karşılaşmalarını izleme fırsatı bulduk. Bazı karşılaşmalarda ise yaşanan kötü olayları dinledik, şikayetleri not ettik. Öğretmenlerin çocuklar üzerinde uyguladıkları baskı, çok kötü sonuçlar doğuracak cinstendi. Ailelerin de benzer davranışları aynı etkiyi yapacak türdeydi.
Lefkoşa’daki bir ilkokul spor karşılaşmasında seyirci çocuklar, deplasmana gelen okulun taraftarları olan okulun öğrencilerine saldırdı. Çocukları darp ettiler. Geri kalmış veya gelişmekte olan ülkelerdeki yetişkinlerin şiddet içeren davranışlarını çocuklar sergiledi.
Okul öncesi ve ilkokul döneminde kas ve kemik gelişimi devam etmektedir. Bu dönemde kas ve kemiklerin gelişimi için aşırı yüklenme yapılmaması önerilmektedir. Fiziksel aktivitelerin çocuklar açısından pek çok olumlu etkisi mevcut. Vücut sağlığı, fiziksel yeteneklerin gelişimi, aşırı kilo alımının önlenmesi, kişilik ve sosyal gelişime katkı, stresle baş etme gibi.
Ancak aşırı fiziksel aktivite olan ve yaşıtları ile rekabeti körükleyen spor karşılaşmalarının olumsuz pek çok etkisi var. Yarışmalardaki başarısızlık olumsuz davranış biçimleri geliştirilmesine neden olur, bazen büyüme kıkırdaklarını da etkileyebilen travmatik veya aşırı kullanma yaralanmalarına yol açabilir ve çok nadir olarak kardiyovasküler ya da tanımlanamayan hastalıklara bağlı ani ölümlere bile sebep olabilir*.
Bu tür olumsuz etkileri ortaya çıkarabilecek olan aşırı fiziksel aktiviteler olan okullardaki spor yarışmaları için önlemler alınması gerekmekte. Sporun takım ruhunu kazanma, paylaşma, amaca odaklanma, birlikte başarma gibi okuldaki diğer bilişsel ve duyuşsal davranışların kazandırılmasında destek olacak şekilde algılanması gerekmektedir. Bu sayede sosyal, kişilik, ahlaki, bilişsel ve fiziksel gelişime de katkı sağlanmış olur.
Ancak okullardaki yarışmacı anlayış çocukların fiziksel gelişimlerine negatif etkiler yapmaktadır. Ayrıca şiddet, kıskançlık, zorbalık gibi kötü davranışların çocuklar tarafından içselleştirilmesini sağlar. Ne yazık ki büyükler buralarda öğrenmiyor. Onlar öğrenmedikleri için de küçük çocukları her türlü yarıştırmaktan zevk alır bir psikolojiyle davranmaktalar. Olan da küçücük çocukların psikolojilerine, kemiklerine, kaslarına ve kişiliklerine oluyor.
İnanılmaz mucizelerin sahibi tüm annelerin ve bizler için her şeyi göze alan “annemin” anneler günü kutlu olsun. Anneler gününü kabul etmeyenlerdenim, bir gün onlar için çok yetersiz.
*https://www.populermedikal.com/diyetegzersiz/cocukvespor.asp#sthash.c80131so.dpuf
































